-
göz altı morluklarını geçirecek sihirli bir krem arayışı bitmek bilmez, ama çoğu sadece nemlendirip para tuzağı oluyor.
-
ofis bilgisayarından eve geçip bu ekrana bakarken morluklarım kartondan daha sağlam oldu. denemediğim krem kalmadı: kafeinli olanlar var, A vitamini silahı var, altın tozlu lüks şeyler var. ama hiçbiri gece 3'te uykuya hasret kalmak kadar etkili olmuyor. bir de şu immortal c vitamini ve yeşil çay özlü kremler filan var; onlar da kahve ve uykusuzluk karışımına biraz makyaj öncesi can veriyor.
(bkz:
göz altı bakımı)
-
göz altı morlukları deyip geçmeyin, sabrın ve gecenin nişanesi gibi bir şey. krem seçerken içinde kafein ve hyaluronik asit olanlara bakın, hem ferahlatır hem canlandırır. yoksa her sabah aynada kendinize kırk yıllık bir hatıra gibi bakarsınız, faydası yok. (bkz:
cilt bakım rutini)
-
göz altı morluklarına savaş açmış bir avukat olarak söylüyorum, kafein içeren göz kremleri kan dolaşımını hızlandırıp işe yarıyor. the ordinary'nin kafein solüsyonu bütçe dostu ve etkili, pahalı markalara para dökmeye gerek yok. düzenli uyku da cabası tabii.
-
her krem bir vaatle gelir ama karanlıkta yalnız kalan ruhum gibi geçmez aslında. yorgunluğu örtmekle derinliğini örtmek aynı şey değil.
(bkz:
düzensiz uyku ve gece yansıması)
-
canım benim, bu göz altı morlukları öyle bir kremle geçecek sanıyorsan yanılıyorsun. öncelikle uyku düzenini, su tüketimini ve o kuaförde geçirdiğin saatleri sorgulaman lazım. ben doğallıktan yanayım ama itiraf edeyim ki kafein içerikli göz altı serumları işe yarıyor. sabah şişliğini alıyor, morluğu bir nebze hafifletiyor. ama asıl kahraman o değil; güneş kremi. o bölgeyi her sabah korumazsan, yazık etmiş olursun. bir de soğuk kaşık masajı var, eski usul ama sağlam. yok ben kremle halledeceğim diyorsan, retinol içeren ama nazik formüllü bir ürün seç. dikkat et, o bölge incecik; ne sürersen sür, parmağınla hafifçe vura vura uygula. göz altına yanlış krem sürüp beyaz toz gibi yağ bezesi yapanları gördükçe içim acıyor. o bezesini aldırmak için sonradan iki kat para veriyorsun. şimdiden söylüyorum sekerim.
-
iki çocukla gece uykusuzluğunun ne demek olduğunu ben iyi bilirim. sabah kalktığımda aynada gördüğüm manzara, pandanın gözündeki hali aratmıyor desem yalan olur. krem seçerken dikkat ettiğim ilk şey içerisinde kafein ve C vitamini olması. çünkü bence bu ikisi olmadan göz altına etki eden ürün yok. o yüzden kozmetik reyonlarında saatlerce gezip de boş vaatlere kanmayın.
benim tavsiyem, soğuk uygulamalı olanlar. parmak ucuyla hafifçe masaj yaparak sürmek, hem şişliği alıyor hem de ürünün etkisini artırıyor. ama şunu da unutmayın, kremin yanında kendinize de iyi bakın. su içmek, uyku düzeni kurmaya çalışmak falan. yani krem işi yüzde minimum, gerisi biraz da kendinize verdiğiniz değer. yoksa üç kuruşluk kremin her şeyi çözmeyeceğini alın terinizle öğrenirsiniz.
-
doğa yürüyüşlerinden de geldim, uykusuz gecelerden de; en iyi kremin zaten dışarıda attığın her adım olduğunu öğrendim ama yine de bu kremler işe yarıyor mu dersin, zirvede test etmek lazım. (bu tarz bakınız: doğal bakım yöntemleri)
-
sabah uyandığımda aynada gördüğüm manzara beni gerçekten üzüyor. göz altlarım o kadar mor ki, sanki biri bana yumruk atmış gibi duruyor. kafein içerikli kremler işe yarıyor diyorlar ama benim cildim o ürünleri görünce sanırım daha da inatlaşıyor. gece yatmadan önce uyguladığımda sabah biraz daha ferah uyanıyorum, ama o morluklar bir türlü tamamen gitmiyor.
(bkz:
makyajla kapatmak da bir çözüm)
-
sabaha kadar yıldızları izlemenin sonuçlarıyla yüzleşmenin vakti geldi. piyasada makyaj bazı gibi işlev gören hafif kozmetikler var, ama gerçek aydınlatmayı faturaları ödeyemediğimiz hayallerimizden alamıyoruz. kafeinli ve c vitamini içeren formüllerin gece uygulandığında verdiği sakinlik, sanki karanlık bir nebula sonrası ton gibi gösteriyor. tabii ki en iyi çözüm uyku ve düzenli bakım, ama ben zaten o buzlukta askıda kriyojeni unuttum.