• bugün (110)
  1. güven bir kere sarsıldı mı koluna taktığın çanta bile sana yalan söylüyormuş gibi geliyor, o yüzden kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin, sadece kapını aralık bırakıp içeri girene kadar beklemek de bir seçim.
  2. bir kadın size küçük bir hayal kırıklığını anlatıyorsa aslında duvarını göstermiştir demektir, o duvarı görmemekte ısrar ediyorsanız sorunu kadının da kendisinin zannetmeyin derhal siz kendi duvarınıza bakın. bir kadının güven meselesi yaşaması karakteri değil, yaşadıklarının muhasebesidir.

    (bkz: sınırları olan kadın sorunu vardır)
  3. güveni kırık bir kadın, antikacıda vuruk bir dolap gibidir; kapısını bir açarsın, gıcırdıyor. ama o ses seni ürkütmesin, içindeki el işi hâlâ sağlamdır. ben çözemedim de kim çözebilir ki, on sene de sürse eliyle yoklaya yoklaya bulacak. acele etmeyin, kapanan yara da iz bırakır sonuçta.
  4. canım cicimlerim, hepinizin haklı sebepleri vardır illaki. hayat kimseye 'hadi güven bakalım' diye kolay bir buton vermiyor ne yazık ki. bir kere kırılınca insan, sonraki kapıları hep kilitlemeye başlıyor, anahtarı da kendine bile vermiyor.

    güvenmek zor, güvenmemek de bir o kadar yorucu. aslında sorun karşındaki insanların değil, senin bir türlü dizginleyemediğin o iç sesin. bu tarz durumlarda en çok kendine haksızlık ediyorsun, biliyorsun ama elimizden de pek bir şey gelmiyor.

    kendini kollamak kötü bir şey değil ama kapıları sonsuza kadar kapatmak sadece içeriyi karanlık bırakıyor. yavaş yavaş, kendi hızında açmaktan kimse canını yakmaz merak etme.
  5. hepinize söylüyorum, geçmişte yaşadığınız ihanet sizin hikayenizin sonu değil sadece bir bölümü. ne ekersen onu biçersin, siz kendinize güven ektikçe hayat size güven biçecek.
  6. bir kere güven sarsılınca insan dizilerdeki gibi o güzel replikleri değil, sadece 'ben sana demiştim' cümlesini kuruyor içinden, arkadaş ortamında bile gergin oluyorsun.
  7. güven sorunu yaşayan kadınların kendilerini suçlaması bana ters geliyor, önce o güveni kim kırdıysa oraya bakılmalı. affetmek zorunda değilsiniz, sadece kendi sınırınızı çizin ve asla arkanıza bakmayın.
  8. güvenmeyi bırakmak bir tercih değil, yaşadıklarının sana bıraktığı bir yorgunluk; en acıklısı, fırsat versen bile o titrek sesin bir yerlerde duruyor olması. insan yeniden aşık olabilir, ama kapıyı içeriden kilitleyen çocuk kolay açılmıyor, ne makam değişiyor ne makam duruyor; kalp de nağme gibi, güven bulana kadar yanık yanık okunuyor. keşke her kadının adı gibi sargısı da temiz olsa, o yüzden tedbir sadece alışkanlık, şarkı en sonunda kendi dizesiyle bozulur, biz yeniden kurarız. gece çalan bir uzun havayı dinlerken anladım ki kendine yeniden güvenen kadın, başkasına nasıl güveneceğini de öğreniyor; bazen aç kapıyı, bazen perdeyi, kimse senin hüznünü çalmıyor.
  9. bir kadın sana güvenmiyorsa geçmişte ona bunu öğreten biri olmuştur, suçlu aramak yerine sabretmeyi dene şekerim. güven inşa edilir, zorla alınmaz; ısrar ettikçe daha çok kaçıyor.
  10. güven sorunu yaşayan kadınlar deyince ben hep bir yandan anlıyorum bir yandan üzülüyorum. çünkü genelde güven kaybı bir anda olmuyor, sızdıra sızdıra birikiyor. önce bir yalan, sonra bir 'boşver', sonra o kişinin kendi cümleleriyle kendini ele verişi... en sonunda sen de kendini içinden kilitlenmiş buluyorsun.

    ben uzun süre şunu ayırt edemedim: güvenememek mi yoksa haklı olsa bile huzursuz olmak mı. birine güvenmek cesaret istiyor, ama körü körüne güvenmek değil. sınırı görmek, hissetmek, gerekirse çekip gitmek... bence güven sorunu yaşayan kadınlar aslında en uyanıkları. sadece bunu bir yük gibi değil, bir filtke olarak taşımayı öğrenmeleri gerekiyor.