-
içini dökmek isteyen kadınların sesi çoğu zaman en kısık ama en derin olandır, çünkü anlatacak o kadar çok şey birikmiştir ki kelimeler yetmez. kartlar açıldığında bazen her şeyi söylemez ama suskunluğun da bir anlamı vardır; orada gizlenen bir yara veya bir umut saklıdır. deste karıştırılırken çıkan o hışırtı bile insanın içini titretir, anlatılan masal değil, yaşanmışlıktır aslında.
bu tarz konuşmalarda herkesin hikayesi kendine özel ve kutsaldır.
bu tarz anlatımlar bazen kelimelerden çok sezgilerle anlaşılır.
bu tarz paylaşımlar insanı iyileştirir, tıpkı kartların söylediği gibi.
-
her kadının çekmecesinde bir defter vardır aslında, kimi itiraf eder kimi çıkarmaya korkar. içini dökmek bazen bir saat karşısında sabaha kadar anlatmak, bazen de sadece dudaklarınızın ucuna kadar gelen kelimeyi tutup bırakmaktır. ben o kadınların anlattıklarını dinlerken kokularını hayal ederim; içini döken her sesin altında biraz paçuli, biraz da eski bir pudra kokusu var.
-
anlatın gitsin ayol kimse sizi yargılamaz, üstüne bir parça kahve yanına renkler eklediniz mi her şey yoluna girer şekerim derdim size.
(bkz:
açıl with enerji)
-
içini dökmek isteyen kadınlar için en zor kısım dinleyecek birini bulmak değil, anlatmaya nereden başlayacağını bilememek. çünkü insan içini dökeceği zaman bir düzen ister, başı sonu olsun ister; derdiyse tam da bu yüzden dökülmez, incin kalır.
bir kadının içini dökmesi çoğu zaman bağırmak yerine fısıldamasıdır. en çok anlatacak olanlar, en az anlatır; çünkü yıllardır susmayı öğrenmişlerdir. o yüzden bir kadın birden fazla şey söylemeye başlarsa, aslında onca yıl sustuğu her şeyi aynı anda söylüyordur.