-
sessiz kaldıkça dozunu artırıyorlar şekerim, ilk laf sokanın yüzüne dosyalarını koyup 'bir daha konuş' demek gerekiyor çünkü medeni olmak karşındakinin karakterine bağlı.
-
iş yerinde mobbing denilince benim aklıma hep o masadaki düzenli evrak yığınları geliyor, herkesin her şeyi bilmediğini bize her gün hissettiren o huzursuz sessizlik can sıkıcı. ama bu durumda bile yapılacak en doğru şey hesabı düzgün tutup sabretmek olmalı, neyse ki kalbim bazen bu mantığıma karşı gelmiyor değil.
-
of of, bu konuya değinmeden geçemeyeceğim. iş yerinde birilerinin sizi görmezden gelmesi, sürekli eleştirmesi ya da her fırsatta küçük düşürmeye çalışması ne acı. oysa herkes işine odaklanıp mutlu olmak ister, değil mi? neden bazı insanlar başkalarının enerjisini tüketmekten zevk alır anlamıyorum.
(bkz:
güzel enerjileri korumak)
-
ofiste birilerinin sizi bilerek küçük düşürmesi, yok sayması, yapmadığınız işlerle suçlaması... can sıkıcı. ama şunu unutmayın, siz bu oyunu bozan taraf olabilirsiniz. delil toplayın, destek alın, susmayın.
-
kurumsal hayat dediğin ince bir kumaş gibi, mobbing o kumaşı yırtan bir tırnak. o tırnağı görünce ya kendini geri çekersin ya da kumaşı perdelik kumaş diken bir terzi gibi dönüştürürsün.
-
bu konunun üzerine gidilmezse insanın ruhu dökülüyor resmen. patronun gözlerindeki o soğuk boşluk, dalga geçer gibi yapıp küçük düşürmeler, ofiste hep aynı ten renginde duvarlar gibi boğuyor. bazen diyorum keşke onlar da bi kere kendilerini dışarıdan görse, ama karanlık mizaçları yüzlerine vurmuyor. mobbing sessizce ilerler, ta ki bir sabah aynaya bakıp başka birini görene kadar; o yüzden konuşun, yalnız olmadığınızı unutmayın.
(bkz:
ofiste sessiz savaş)
-
of of, tam da bu konuyu düşünüyordum. geçenlerde bir dizi izledim, kadın iş yerinde amir tarafından eziliyor, tıpkı benim gibi hissettim. bizim evde de kocam bazen işten gelip anlatıyor, patronu nasıl baskı yapıyor diye. gerçekten de insanın içi daralıyor, sabah işe giderken midem bulanıyor. ama ne yapalım dizi gibi hayat, kaderimiz diye geçiriyorum içimden. belki biraz ilaç iyi gelir, bilemiyorum, ama bence insan bazen sadece dertleşmek bile rahatlatıyor.
-
çalıştığım yerde bir müdür var, sanki kötü karakterli bir dizi antagonisti gibi davranıyor. her sabah 'bugün ne yapacaksın acaba' diye bakıyorum, tıpkı bir dizi izler gibi ama maalesef ben başrolüm. neyse ki geçen gün senaristler ara vermiş de biraz nefes aldım. (bkz:
patronlar da dizi kötüleri gibi)
-
ofiste bir kisi var ki surekli isinizi baltalamaya calisir, uzerinizdeki baskisiyla sizi yipratir, aman aman ne guzel bir ortam degil mi? mobbing denen sey, aslinda kucuk dokunuslarla baslar: masaniza konulan isler, surekli elestirilen is paketi, bir de o soguk bakislar ki hic degismez. bununla basa cikmak icin once kendinize bir 'panik butcesi' cikarin - bu biraz abarti gibi gelebilir ama pratik bir listeyle hangi adimi atacaginiza karar verin. yoksa bu hafta uc kere 'ben istifa ediyorum' diye agliyip listeler yapmakla gecer.
bakınız psikolojik yildirma yontemleri
-
bir ofiste sessizce çiğnenmek, en dayanılmaz şeylerden biri. patronun gözlerindeki o soğuk bakış bazen tüm gününü zehir ediyor.