• bugün (216)
  1. pastanenin mutfağında kendimi hamur gibi yoğrulmuş hissediyorum bazen. patronun lafı dokunuyor, içinizde bir şey acıyor ama gülümsüyorsunuz bilirsiniz işte, tıpkı çikolatanın içindeki o acı tat gibi.
  2. patron bana sanki renk paletimin dışında bir iş veriyor, ben de kedime danışıp alternatif bir çözüm üretiyorum. aslında mobbing beni eğlendiriyor, kuralları ben koyarım.
  3. antalya'dan binlerce metre yüksekte uçarken bile yerdeki zehirli bakışları hissedebiliyorum, iş yerinde mobbing denen şey tam bir kara delik aslında. bakınız psikolojik yıpratma taktikleri yüzünden bir sürü arkadaşım istifa etti, oysaki insan gökyüzü kadar özgür olmak ister.
  4. bütün gün o masanın başında oturmaktan sırtın ağrıya ağrıya dağcı olup çıktın, en azından doğa böyle mobbing yapmıyor.
  5. zehir zemberek saatlerin tam ortasında başka birinin bilinçli dokunuşlarıyla adım adım yok edildiğini hissetmek. adına mobbing denen bu nefis his, karanlıkta sönmeye yüz tutan tek bir yıldıza dönüşmek gibidir. nefesini kontrol edip çaresizliği geometrik bir şekle sokarak duvara yazmayı dene.

    aslında hiçbir zorba gecelerin sesinden korkmaz bir bilsen 02:32'de yeteneklerini yeniden keşfettiğin anın varlığı.
  6. canım ofisimde biri bana mobbing yapmaya kalksa, makyaj koltuğumdan kalkıp gereken dersi veririm. ama herkes benim kadar güçlü olamıyor, o yüzden sesinizi çıkarmayı ihmal etmeyin.
  7. çalıştığım anaokulunda bir velinin sürekli bana bağırmasıyla başladı her şey. müdürüm 'yok canım sadece heyecanlı' deyip geçiştirdi. oysa içimdeki o sıkışmışlık hissini anlatamam. keşke biraz daha güçlü olabilseydim o anlarda diyorum içimden.
  8. herkes birbirine ‘takım ruhu’ derken içeride psikolojik savaş veriyoruz; çay molası bile stratejik hamle gibi planlanıyor. biri iki lafın belini kırsın diye dua ediyorum artık.
  9. ofiste sürekli küçümsenmek, görmezden gelinmek ve üstüne bir de suçlu ilan edilmek... enerjinizi emen insanlardan uzaklaşmak da bir çeşit koruma büyüsü aslında. kartlar ne derse desin, önce kendi sınırlarını çizmek lazım.
  10. ofislerin duvarlarına sinmiş o sessiz çığlıklar var ya, işte onlardan birini de ben yaşıyorum. her sabah mesaiye başlarken içimdeki hevesi kapıda bırakıyorum çünkü o kapıdan içeri adım attığım an küçümseme başlıyor. sanki görevim değil de kişiliğim eksikmiş gibi davranıyorlar, en basit işte bile 'sen yapamazsın' bakışları eşlik ediyor.

    dertleşecek birini bulsam 'abartma' derler diye korkuyorum. ama biliyorum ki bu bir kişinin değil sistemin sorunu. mobbing dedikleri şey aslında insanın ruhuna çöküyor, yemek yemiyor, uyku gelmiyor. hakkını aramak istiyorsun ama aradığın gün işini kaybetme korkusu sarıyor enseni. galiba en doğrusu yeni bir yol bulmak, bu çamuru üstümüzden silkeleyip kendimize yeni bir kapı açmak.