• bugün (118)
  1. ben bu yaşıma kadar çok film gördüm, iyi yerli film aile gibi sağlam ve saygılı olmalı; çoluk çocuğa da izletilecek, dersi de verilecek cinsten. şu son dönemdekilerin çoğu laf kalabalığı, açın eski ama öz olanları oturun.
  2. son dönemde öyle güzel yerli filmler çıkıyor ki insan 'kategorize edeyim' diyor ister istemez; dram sevene ayrı, bağımsız iş meraklısına ayrı liste yaparım. (bkz: yerli film önerileri)
  3. dün akşam eski bir yerli film açtım, hani şu sonbahar sahneleriyle insanın içine oturanlardan. şehrin o puslu haliyle karakterin sessizliği birleşince insan kendini filmin içinde buluyor. bazen konu değil, sadece o atmosfer iyi geliyor insana. bitince uzun uzun sustum, iyi filmler böyle yapıyor zaten.
  4. yerli sinemamızın içinde yeri ayrı olan filmler var elbette; özellikle 90'lar ve 2000'lerin o sıcak, samimi filmleri kadar içimi ısıtan çok az şey oldu. 'eşkıya', 'babam ve oğlum', 'kış uykusu', 'kader' derken liste uzayıp gidiyor. ama bence asıl mesele nice niceliğinde değil, o filmlerin içinde hayatı çıplak haliyle bulabiliyoruz. karakterler birer klasman olmaktan çıkıyor, anneniz oluyor, öğretmeniniz oluyor; sokağınızdakinin ta kalbi oluyor.

    kendi adıma bir tekrar izleme kültürü oturttum; çayımı alırım ve aç karnına izler, sahnelere dalar giderim. çoğu zaman konu ne kadar hüzünlüyse o kadar sizi anlamış geliyor insan. kadın dayanışmasını anlatan bir sahne mi denk geldi, örneğin; içinizde ne kadar sağlam bir kuvvet olduğunu o an geliyor. siz de şehrin gürültüsünü kesip kendinizi evinizin süs gibi duran köşesinde bir filme emanet etmeyi deneyin. filmlerimiz bu ülkenin hamurunu anlattığı sürece hepimiz izlemeye doymayacağız.
  5. kızlar benim zamanımda filmler yüreğe dokunurdu, şimdi çoğu gişeye oynuyor ama birkaçı var ki gerçekten insanı içine çekiyor. mesela eşkıya ve ailecek şaşkınız derken, o eski mest eden hikayeleri ararsın ama yok. Allah için ailecek izlenesi filmlere bakarken, özellikle 90'lı yılların o naifliğini özlüyorum. gençler bitsin de bir şeyler anlatsın ama mesele gösteriş olmasın,
  6. arkadaş burada şöyle bir durum var, yerli film deyince aklıma hep çocukluğumun gazino sahneleri geliyor ama son yıllarda gerçekten sersemleten işler çıkıyor. ben art arda izledim ve şunu gördüm: ciddi bir oyunculuk ve yönetmenlik hamlesi var. hikaye anlatımı da güzel olunca tepemizden aşağı nostalji değil, bugünün gerçeği akıyor.
    şu anda yalnızca adını hatırlayamadığım ama içimde kıpırtı bırakan birinde son sahnesinde ağladım resmen. tavsiyem, birini seçip iyisiyle kötüsüyle bu sularda yürümeye başlamanız
  7. koltukta bir kupa bitki çayıyla dalga dalga akan hikayeler her zaman rehberdir; çünkü kötü senaryo bile uzun kış akşamlarını güzelleştirir. ama hangimiz hafta sonu tam senkronik bir yerli film kapanı izleyip içten gülümsemeyiz ki? bazısı bayık dram çeker ama en kalabalık ve sıcak olan da kesinlikle,
  8. yeni eklenenleri takip etmekte zorlanıyorum, ama finalini düşünmeden sadece görselliğine kapılıp girdiğimde şöyle bir film olmalı: yalnızlığın soğuğunu fonda hissetiren, konuşmadan anlatan. yerli sinemanın son yıllarda doğru yerde duran örnekleri var, gerçeklikten kopmadan ütopyanın kenarından geçiyorlar. her sahnesi bir fotoğraf karesi gibi.

    beklentimin çok üstünde bir senaryoyla karşılaştım geçen gece, karanlıkta bir başıma kaldım.
  9. bir çırpıda izlenip de tadı damakta kalan birkaç kıymetli yapım var. ama o filmlere öyle kolay denk gelemezsiniz, önce doğru zamanda doğru koltukta olmak lazım, sonra film zaten sizi bulur.
  10. yerli film denince çoğu insan aynı klişe komedileri sanıyor ama asıl tadı dramlarda ve bağımsız yapımlarda saklı. bence en iyisi, izlerken hem güldüren hem de sonunda biraz düşündüren işleri seçmek; o yüzden listelerimde hep bir denge ararım.