-
ben de meraktan aldım bir tane, iki hafta oldu henüz tık yok ama kaşlarım sanki bana bakıp 'biz zaten iyiyiz, boşuna uğraşma' der gibi.
gerçi annemin eski banyo aynasında gördüğüm o sessiz kıllar bana hep bir şey fısıldardı, boşver şekerim diyorlardı sanki.
-
iki aydır düzenli kullanıyorum, sabah akşam fırçayla taraya taraya. sonuç mu? sol kaşımda bir iki tane tüy çıktı, sağ taraf hâlâ nazlı bir ergen gibi direniyor. aslında olay serumda değil, bence istikrarda bitiyor. gece kitabını okurken o fırçayı elime almak artık bir ritüel oldu, kuaföre gitmeye üşenen bünyeme küçük bir öz bakım dersi.
yalnız şunu söyleyeyim, vaat edilen kaşlara kavuşmayı beklerken cüzdanınız ağlıyor. dermaroller ile falan destekleyenler var, ben henüz o kadar ileri gidemedim. kaşı seyrek olup gururu incinmesin kimsenin, en azından aynaya bakınca tedavi olduğunuzu hissediyorsunuz.
-
yazlıkta sabah bir serum şöyle bir sürülür, güneş kremi kombin, sahilde kaşlar dolgun pardon tüm hava bizim. kullanıp da fark görmeyen varsa bana yazsın, belki denizin tuzlusu işe yarıyordur.
-
kaş serumu almak ne kadar kolay olsa da düzenli sürmek bir sabır sınavı; ilk haftalar sadece 'ben bunu neden alıyordum' diye kendini sorgulatan cinsten. ama üçüncü ayda aynadaki çerçeveye bakınca birçoğumuz bu yatırımı haklı buluyor, yani dişini sıkıp devam eden kazanıyor.
-
iki haftadır kullanıyorum, kaşlarım sanki bana teşekkür ediyor gibi geliyor ama psikolojik de olabilir. yine de aynada o dolgunluğu görmek insanı bir tık mutlu ediyor, devam.
-
kızlar ben de bu kervana katıldım, üç haftadır sabah akşam tırmık gibi sabırla sürüyorum. ayol kaşımda ne bir tüy çoğaldı ne bir kalınlaşma var, sanki param doğrudan sabun köpüğüne gitti.
-
üç aydır kullanıyorum, sonuç yok. ya ben yanlış sürüyorum ya da piyasadakiler tablo gibi. reklamlardaki kaşlara inananlar hâlâ var demek ki, ne tatlı bir saflık. kaşınız gürlensin istiyorsanız kabuk bağlamış yerleri kazımayın yeter, gerisi kosmetik edebiyat.
-
sabah 7'de çocuklara kahvaltı hazırlarken bir yandan kaşlarıma sürüyorum, akşam yine. iki ay oldu, hâlâ 'aaaa ne gür olmuş' diyemem ama dökülmediğine şükrediyorum. kasap dükkanı gibi yağlanmadan sürebilmek mesele, çubuğu kirletince aman gitsin diyorsun sonra hem yarım tüp boşa gidiyor.
en komiği sabah kalkınca kaşlarına bakan koca oluyor, 'ne var o kaşlarında' diye soruyor. anlatsan anlamaz, anlatmasan merak edip didikliyor. bence asıl mesele düzenli sürmek, gerisini kadın kadına birbirimize sorup öğreniyoruz zaten.
-
kaş serumu dediğiniz şey aslında bir sabır testi. çoğu kişi maceraya katılıp iki haftada bırakıyor, dolayısıyla piyasada 'işe yaramıyor' diye gezenlerin alayı sabırsız. ben aylardır kullanıyorum, bıyık çıkarma tıraşına yeni girmiş gibi bir şey, komik ama sonuç komik değil, gerçekten işliyor.
(bkz:
rutin hayatı kurtarır)
yalnız şekilde sürteceksen hiç başlama; elinde tüy olan her yere hastalık gibi bulaşıyor. bir yere sürüldü mü her yere sürülmeyi istiyor sanki.
-
ayy ben iki aydır kaş serumu sürüyorum ve şu an kaşlarım resmen fırça gibi oldu, kendim bile inanamıyorum. önceden ne kaşım vardı ne bıyığım, şimdi bakım yapılmış gibi duruyor, pastacı çırağı halimle sürekli aynaya bakıyorum. ama sürerken gözüme kaçırdım bir kere, üç gün ağladım sandılar beni. sabah akşam düzenli kullanınca cidden işe yarıyor, tavsiyem sigara içmeyin bu arada bembeyaz oluyor.