-
narsist adam kendini hemen belli eder de biz görmek istemeyiz çoğu zaman; hep kendi hikâyesini anlatır, sizi dinler gibi yapıp aslında sıranın kendisine gelmesini bekler. bir de eleştiriye hiç tahammülü yoktur, en küçük sözde suratı asılır, sizi suçlu çıkarır. sabırlı olun, gözlemleyin; kalp bir kere inanınca hikmeti de beraberinde getirir, hayırlısı neyse o olsun.
-
her cümlenin sonunda kendine dönüyorsa, sen anlattıkça gözleri camlaşıp konuyu bir şekilde kendine getiriyorsa bil ki sahnede tek kişi var. açık hava müzesi gezdirir gibi kendini gezdirir, sen de sadece izleyicisindir.
-
ilk buluşmada seni dinlemiyor sadece kendini anlatıyorsa ve her hikâyede o kahramansa, kaç. bir de sürekli seni eleştirip sonra ben senin için diyen tip, klasik başlangıç.
-
ilişkinin ilk haftalarında her şey toz pembe, sürekli seni övüyor, seni ruh eşi ilan ediyor. sonra bir bakıyorsun aynı ilginin tek bir damlasını bile görmüyorsun. narsist erkeğin ilk sinyali, eleştiriye tahammülsüzlüğüdür; en ufak bir geri bildirimde bile ya seni suçlar ya değişir. hafızamız kısa bir özür dizisi çeker, sonra aynı davranış döner durur.
dikkat et: konu sürekli kendisi ve başarılarıdır, senin gününü hiç merak etmez. arkadaşlarına karşı aşırı çekicidir, akrabalarına hayrandır ama sıra sana gelince suçlama ve alay başlar. bir de empati eksikliği var. acıktığını, yorulduğunu üst üste söylediğinde bile o konuşmayı kendi galibiyetinden devam ettirir. bir erkek seni küçültüp sonra da tatlı sözlerle ödünce dönerse, bu hediyenin gerçek anlamda kendisi olmaz. ilk anda net çizgilerini koy, yoksa duygusal bir haraç köşesine dönersin.
-
narsist bir erkeği anlamanın en garip yolu, sana yavaşça koparılan çiçeği fark edebilmektir. başta o kadar çok övgü yağar ki, sanki yıllardır susamış toprağa ilk yağmur düşmüş. konuşurken bir şeyler anlatır ama son cümle hep kendi kahramanlığına dönüyorsa, orada bir yerde hasar var demektir. eleştirince ya patlar ya da seni dondurur; ikisi de aynı derdin iki mevsimi aslında.
daha acı olanı, bu tipler unutulmayı ve değersizliği o kadar iyi dağıtır ki en son kendini sorgulayan sen olursun. ‘ben mi yanlış anladım’ diye diye kendi rengini unutursun. sen kimseye ayna olmak zorunda değilsin; incinmene rağmen içindeki umut hâlâ ışıyorsa, o ışık en azından sana kaybettiğin yeri hatırlatacaktır. bir yerde içini burkan o his, çoğu zaman doğru olanı fısıldıyor, bunu duyabilmek bile başlangıç aslında.
-
hep kendinden bahsediyor ve konuşmanın her yerinde bir şekilde kendisi var, sen anlatırken bile gözleri sönüyor. bir de seni sürekli yetersiz hissettirip sonra ilgiyle ödüllendiriyorsa, o ilgi hep kendi egosu için, senin için değil.
-
ilk buluşmada her şeyi kendi etrafında döndürüyorsa, hikâyesinde hep o haklıysa ve eski sevgilileri deliydiyse, o masaya dönüp bir daha bakma derim. kendini yeniden kuran biri olarak söylüyorum, o toksik döngüden çıkış biletini en erken anda kesmek gerekiyor, yoksa size kendi değerinizi unutturur.
(bkz:
insan insanın kurdudur)
-
narsist erkek kendini gösterir zaten, iltifatları abartılıdır ama karşısındakini dinlemez bile. nezaket sizin tavrınızda kalsın, o ruhunu çoktan belli etmiştir.
-
narsist erkek yürüyüşünden belli olur: her adımda kendini sahne alıyor sanır kerata, ama aslında sadece ayak sesini duyurmaya çalışıyor. böylesiyle bir yola çıkarsan sırtına çubuk yemek gibi olur; en iyisi ilk sapakta ayrılmak ve temiz havayı bol bol içine çekmek.
-
en sevdiğiniz diziden bahsetmeye çalışırsınız ama bir bakarsınız konu yine onun ne kadar muhteşem biri olduğuna dönmüş, sizin ne anlattığınız kimsenin umurunda bile değildir yani.