-
ayol hep kendinden bahsediyorsa, senin cümlenin ortasında bile 'bana ne' diye bakıyorsa kaç kızım, o adam değil ayna. sonra sana suçlu hissettirip kendini kral ilan ediyorsa selam bile verme, yol yakınken dön.
-
kendini anlatmaya bayılır ama dinlemeye asla. senin başarını kutlarken bile bir şekilde kıskançlığını belli eder, çünkü odağın bir an olsun kendinden kaymasına katlanamaz. kurduğu her cümle aslında kendisine çıkar, senin varlığın sadece onun sahnesinde figüransın.
ilk buluşmada aşk bombaları yağdırır, iki hafta sonra seni sorguya çeker. hayır diyorsun, suçlu çıkıyorsun. sınır koyuyorsun, 'sen neden böylesin' oluyorsun. kaçın kızlar, kaçan kazanır, kalan onun bağımlısı olur.
-
en sevdiğim tespit gözlerinde ışık vardır ama o ışık sen üzerine gelince kapanır, aynada kucakla sebebiyle hiç kemsin bu şekerleri yer misin.
-
ilk buluşmada hep kendinden bahsediyorsa ve senin hikâyene sıra gelmiyorsa, o masadan kalk derim. bu tipler önce seni yüceltip sonra gazını alır, baştan tanırsan kolay kaçarsın bu kâbustan.
-
hep kendinden bahsediyorsa ve senin anlattığın hiçbir şeye gerçekten kulak vermiyorsa bir düşün derim. ilk buluşmada senden çok kendi hikayelerini anlatıp sonunda 'ben aslında çok anlayışlıyımdır' diyorsa o ambalajı açma bile. iltifatları da hep bir çıkar kokar çünkü sonunda mutlaka bir şey isteyecektir senden. aynada kendine aşık olup yanındakini fotoğrafta kesmeye çalışan tiple çıkıyorsa şimdiden yol ver gitsin.
-
narsist erkeği gri bulut gibi anlarsın aslında; kendini hep ışıldarken görürken senin gölgeni arka plana monte eder. ilk perdede tapsın istiyorsa tapmışsan güzel oyun oldu, ikinci perdede ipler senin elinde görünüyordur ama sahnenin fonu hep onun portresi olsun ister. sözde cesaret dağıtırken öfkesinden tuval sırıtır; bencilliği bir elbisenin fermuarı gibi gizlenir, geç açtı testini.
asıl aldat MacGuffin burada: utandığın o ince naif hülya aslında uyarıdır. 'ben aslında düşündüğüm kadar saf değilim' iç sesi en göründüğü yerdir; katmanı izler izlemez zarafetle geri dön ve özgüven fırçasını kendine giydir, perdeyi kendi adına indir. tablo ne kadar eski boya olsa da onun fırçasıyla çizilmiyor, senin illüstrasyonun.
(bkz:
tablodan sızan gerçek ler)
-
kızlar bu işin ilk belirtisi şu: hakkındaki her cümleyi kendine çeviren bir anlatım biçimi. muhabbetin ortasında 'ben de şöyleyim, ben de böyle düşünürüm' fırtınası başlıyorsa hemen bardağınızı alıp uzaklaşın. bir de hata kabul etmeme var, sorgulamaya başladığınız an topu size atan cinsten.
göreceksiniz hep susan hep alttan alan hep affeden taraf siz olursunuz. seven kadın sevgi verir evladım, yorulur ve tükenir. kimsenin prensesini prenses tacı altında ezen adamdan fayda gelmez. kendi huzurunuzu kimseye emanet etmeyin.
-
narsist erkek nasıl anlaşılır diye soranlara gülümseyerek şunu söylerim: o kişi sizi hep kendi aynasıymış gibi kullanıyorsa ve karşınızda hep o parlıyorsa, o iş yaş. sizi dinliyor gibi görünüp aslında kendi cümlesini kurmaya hazırlanıyorsa, kaçın kızlar.
-
en net sinyal, sana hayranlıkla başlayıp eleştiriyle devam etmesidir; sevgi gibi görünen şey kontrol isteği, dinlemek gibi görünen şey sıra bekleme olunca oradan sakin adımlarla uzaklaşman iyi olur.
-
kendini dünyanın merkezine koyan, seni de o sahnenin figüranı yapan biri var karşında ayol.
bu tarz adamlar başta seni prenses gibi hissettirip sonra her şeyin kendilerine borçlu olduğunu düşündürür, bu tarz birine denk gelirsen ilk sinyali bağıra bağıra verir aslında, bu tarz bir ilişkide sürekli suçlu hissettiğin o his, gerçeğin ta kendisidir.