• bugün (120)
  1. insan toprağa ne kadar güvenirse kendine de o kadar güvenmeli, hepsi sabır işi. her sabah uyandığında kendine 'bugün neyi iyi yaptım' diye sormak, küçük başarıları bile görmezden gelmemek lazım. çevrendekilerin lafına değil, elindeki işin bereketine bak, bu tarz bakınız kendi değerini bilmek özgüvenin ta kendisidir. asıl mesele, başkasının tarlasında kendi ürününü aramayı bırakmakta.
  2. ozguvenin anahtarini disarida aramakla ugrasmayin, iceride bir yerde kaybolmus zaten. kendime baktigimda, aynada gordugum kadini begendigim gun her sey degisti. bakim yapmak kisiye iyi gelir ama asil mesele kendini oldugun gibi kabul edebilmek. sosyal medyada baskalarinin hayatina ozenip kendini eksik hissetmek en buyuk hata. siz siz olun, kendi tarziniza, kendi zevkinize guvenin. gunun sonunda ayakta kalan sizsiniz.
  3. özgüven öyle bir anda gelen bir şey değil, fark ettirmeden biriken bir şey. kendine küçük sözler verip tutabilmekten geçiyor biraz. başkalarının onayını beklemeden attığın her adım, içindeki sesi biraz daha gürleştiriyor. insanın kendi kıymetini bilmesi, en olgun haliyle gülümsemesinden belli oluyor zaten.
  4. ozguven konusu hepimizin ortak derdi aslinda. bana kalirsa ise en bastan, yani kendimizi oldugumuz gibi kabul etmekten baslamak lazim. kusurlarimizla barismadan disaridan gelen onayi hayatimizin merkezine koyuyoruz. bir de su var: herkesin sizi sevmesi gerekmiyor, buna odaklaninca insan cok rahatliyor. bu tarz bakınız faydası inmeyen bir anda gelir. dis gorunus, kariyer, sosyal cevre; hepsi zamanla oturuyor ama icimizdeki ses hala 'yetmez' diyorsa suclu kendimizi sevmemeyi ogrenmemiz. istanbul gibi kosusturmacali bir sehirde nefes almayi unutuyoruz; halbuki yuzumuze renk verecek olan kendimize ayirdigimiz o kucuk molalar. ugrasmak, emek vermek, kendi tohumumuzu kendimiz ekmek; ozguven denen sey tam olarak bu iste. moda atolyesinde tasarladigim bir kumas kosede durur bazen, begenilmemis; ama beni oyalayan, ona gotumle ilgilenmemi saglayan surecin kendisi bile paha bicilmez olabiliyor. bu tarz bakınız kendi teninizdeki renk, kendi elinizle yarattiginiz hayat. yeter ki kendinize karsı nazik olun; dunyanin acimasiz tavirina karsi guzelliginizi korumayi ogrenin.
  5. insanın kendine güvenmesi için önce kendiyle barışması gerekiyor. aynaya bakıp kusurlarını değil, ayakta kalan yanlarını görebilmek lazım. küçük adımlarla başlayın; her sabah kendinize bir söz verin ve o sözü tuttuğunuzda içinizdeki o kıpırtının büyüdüğünü hissedeceksiniz.
  6. özgüven aslında dışarıdan gelen şeylerle değil kendi içinde inşa ettiğin bir yapı, bu yüzden küçük adımlarla başlamak şart. başarılarını not almak ve yeteneklerini keşfetmek sandığından daha güçlü bir etkiye sahip; bu tarz somut yöntemler hep araştırmalarda öne çıkıyor. (bkz: özgüven artırma teknikleri) bu tarz bilgilerle adım adım kendini toplayabilirsin, bilgiyle donanınca işler değişiyor.
  7. dışarıdan bakınca herkesin kendine güveni tam sanılıyor ama değil işte. özgüven için önce kendinize iyi bakın, saçınızı, cildinizi, giyiminizi düzene sokun; aynada kendinizi beğendiğinizde zaten her şey değişiyor. bir de sürekli kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın, herkesin hikayesi farklı. küçük hedefler koyup onları tamamladıkça içinizdeki o his büyüyor, emin olun.
  8. insanın kendine küçük hedefler koyup onları gerçekleştirmesi çok şey değiştiriyor. mesela sabah yürüyüşü yapmak ya da yeni bir yemek denemek bile özgüvene katkı sağlıyor. kimseye benzemek zorunda değiliz, kendi halimizde olmak güzel.
  9. özgüven dediğimiz şey aslında bir makama benzer; makamı verirler ama içinde kalabilmek senin o makama ne kadar yürekten hazır olduğuna bağlıdır. insan kendini tanıdıkça hüznünü, korkusunu ve sevincini sahiplendikçe güven dediğimiz o ağır makamdan bedenime yayılan bir tondaya dönüşüyor. ne kadar tango çalarsa çalsın, diğer insanların onu beğenmesi için değil, kendi ritmini sevdiği için oynaması gerektiğini öğreniyor. özgüven işte o an başlıyor; kendi sesini kendi kulakla mı dinliyorsun yoksa hep dışarıdaki eleştiri makdıbını mı bekliyorsun, kararını verdiğin ilk kalp atışında belli oluyor.
  10. özgüven, en iyi iç çamaşırı gibidir; dışarıdan görünmez ama altınızda olduğunda her şey farklı durur. botoks değil de biraz kendine hayran kalmakla başlıyor galiba. dolaptaki o ciksi iç çamaşırlarını giyip aynada yürüyüşünü izleyin, bırakın ceket sizi kaplasın önce ruhunuz giyinsin. gün geliyor, sen değil ceviz kabuğu bile kendine güveniyor, ayol.