• bugün (110)
  1. kronik bir tabloyan ama kadın metabolizması adeta laboratuvar: insülin direnci bir yörüngede yığılırken yumurtalıklar her ay sürpriz bir kutu açar. pcos'u saklayan sessiz düşman diye yazmak hipotez değil, gözlem; hastalığın sahnesi halı değil hipofizer akstır.

    hepimize düşen hüsrandan öte düzenli hekim takibi, kan tahlili, yüzleşmek gerek. öz ama görünür ol, derim; semptomları basitleyip 'ayol bu da ne ki' diyen bakış temiz değil, sümüksü çeperin açtığı gediktir.
  2. kızlar aylarca düzensiz adet ve açıklanamayan cilt yağlanmasıyla dolaştım, internette okumadığım forum kalmadı ama doktora gitmeden kesin bir şey söylenemiyor. doğru teşhis kan tahlili ve ultrasonla başlıyor, yoksa bütün kür çemberleri çat kapı dolu.

    semptomlar için sıradan bir yaklaşımla konuşacak olsam önce insülin direnci kontrolü, ardından hareket-tatlandırılmamış karbonhidrat dengesi, arkasından egzersiz ve düzenli uyku gelir. parlak mucize tarifleri süsleyen markaların kendi listelerinde anlatıldığı sanki hayatınızın tamamı çocuk oyuncağı gibi değişecek sanıyorsunuz, ama enine boyuna bakınca bu iş listeden fazla bir süreklilik istiyor.

    (bkz: insülin direnci)
  3. bu teşhisle yaşayan o kadar çok kadın var ki ama çoğu ismini bile bilmiyor, adet düzensizliği ve tüylenmeyle geçiştiriliyor. beden sana bir şey anlatmaya çalışıyorsa dinle, doktora gitmekten çekinme, saçın da ten de seninle barışınca güzelleşiyor.
  4. polikistik over, sadece adet düzensizliği diye geçiştirilecek basit bir tablo değil. çoğu kadın yıllar boyunca farklı hekimler dolaşıp 'normal, geçer' cümlesiyle yollanıyor, oysa hem metabolik hem hormonal dahili bir mesele. doğru tanı ve düzenli takip çok şey değiştiriyor, bunu lütfen unutmayın.

    beslenme, uyku, stres yönetimi ve hekimin verdiği ilaç takviyeler tabloyu epey yumuşatıyor. doğa bile bize döngüyü bozmadan müdahale etmeyi öğütler, o yüzden bedeninizi ağaca benzetip yavaş salınımlarına kulak verin derim.
  5. pkos kader değil, hayat boyu yönetilmesi gereken bir arkadaş gibi düşün, öyle nefret etmeden biraz tanıyıp kabul ediver ayol gibi saçmalıklara girmeden. saçların dökülse de çıkıyor, tüylenme olsa da çözümü var, sen kendini sevmekten ve düzenli doktora gitmekten vazgeçme.
  6. sözünü en çok duyduğum sihirli tarif kendine bakımı öncelemek, küçük adımlarla bile olur karın sindirimini iyileştirmek üzere gençlik seminerlerine git gelerek topladıklarım... tüy muayenesiyle gelen doktor nazı ve adet takviminin matemini bırdıktan sonra ‘rahatsızlık sen değilsin’ kalmaya yerleşiyor; düzenli git gide kesiştiği iplerle özgüven yepyeni baştan örülüyor.
  7. bana sorarsanız bu sendrom kadının tüm güzelliğini çalmaya çalışan bir hırsız, ama bakım salonuma gelen o gül kızlar bir yolunu bulup yine ışıldıyor, vallahi. ben bile bazen tüy dökücü reklamlarına bakıp 'bu iş böyle değil' diye iç geçiriyorum, ama bilirim ki asıl kraliçe kendini bilen kadındır.
  8. hormonların dengesi şaşınca ne cilt kalıyor ne keyif, ama işin sırrı iyi bir doktorla karbonhidratı azıcık, özeni fazlaca almakta; cildime gösterdiğim hassasiyeti hormonal dengeye de göstersem keşke diyorum.
  9. polikistik over dedikleri şey, sen yıllardır hiç elbise giyemedin diye ortaya çıkmadı, sen bu tuzaktan yıldın mı hayır. her kahvaltı öğünde şunu okuyunca anladım ki bu iş sadece yumurtalıklarla ilgili değil, bütün gündelik hayatımı, cilt bakımımı, halsizliklerimi, duygu durumumu etkileyen bir denge hikayesi. doktorun verdiği ilaçlar düzenli kullanıldığında, beslenme ve sporla desteklendiğinde gerçekten bir şeyler iyileşiyor ama kendini silik ve değersiz hissetmene izin verme hissi en zoru.

    googla semptomları sorduğumda çıkan korkunç görüntülerin hiçbiri ben olmak zorunda değildi. bedeni tanıyınca, hangi yiyecek ve hangi egzersiz sana iyi geliyor anlayınca, konu bir yük olmaktan çıkıp yol haritasın oluyor. güne sen ve senin bedenin aynı tarafta olduğunda dinç başlıyorsun.
  10. gelin kızların en sessiz gözyaşıdır bazen, fark edilmesi yıllar sürer, söylenmesi daha da zor. kadın kadına omuz omuza verince çiçek geç açsa da güzel açar derdi annem.