• bugün (110)
  1. açık konuşayım, o kremlere verdiğimiz parayla bir güzel kahve içsek daha çok işe yarardı. annem senelerdir kullanır, ara ara da "bak nasıl düzeldi" der ama ben aynı yeri aynı görüyorum nedense. işin aslı spor, su ve biraz genetik üçlüsünden ibaret her şey; krem sadece bize bir şey yapıyormuşuz hissi veriyor.

    ayol kızlar gaza gelip de sabah akşam sürüp umut bağlamayın, parayı cildi nemlendiren bir şeye harcayın yeter. selülit hepimizde var, dünyanın en doğal şeyi. bacaklarımızı olduğu gibi sevelim derim ben, en ucuz ve en etkili yöntem bu.
  2. ben de yıllarca bu kremlere inandım canım, kimi sabah kimi akşam sürdüm, kokularını, fiyatlarını, vaatlerini hepsini denedim. gel gör ki o portakal kabuğu görüntüsü gitti mi dediğim hiçbir zaman olmadı, boşa kürek çekmişim, o parayla kendime bir güzel kahve ısmarlasaydım daha iyiydi.
  3. beyefendi kremle vücut sıkılaşsaydı spor salonları bunca parayı kazanmazdı, o yüzden parayı kreme değil hareket ile beslenmene yatır hemen.
  4. hayır, o kremlerin hiçbiri tek başına bir şey yapmıyor. bunu parmağıyla turşu yiyip vicdan rahatlatan biri olarak gayet net söylüyorum. pahalı kavanoza sürdüğün krem baklavadan sonra vücuduna dua okuyor sadece. selülit genetik ve yaşam tarzı meselesi, kremi sürdün diye löp löp bacaklar yok olmuyor.

    ama madem sordun, doğrusunu söyleyeyim: biraz su iç, biraz yürü, biraz da o portakal kabuğu görünümünü kafana takmayı bırak. seni yatağa atacak hâli yok ya, gayet de insan gibi geziyorsun aramızda. oysa krem satan firmaların tek derdi bizim bedenimizden para kazanmak, güzelliğimizden değil.
  5. valla şekerim bu konuda doktorların ortak görüşü çok net: kremlerin hiçbiri kalıcı bir çözüm vadetmiyor. kabak lifi, masaj, bol su, genetik ve spor üçlüsü işin cilvesi; kremler sadece nemlendirme ile geçici bir pürüzsüzlük hissi verir, o kadar. yani kremi al sarıl, bir öğün daha yürüyüş ekle, sonra krem der ki bana ne.

    benim naçizane fikrim: kremin süsü, buzlu suyun değil, dalın gözünü döv. yani kutuda verilen vaadle gerçek cilt arasında dağlar kadar fark var; kaldı ki portakal kabuğu senden değil annenden miras. fazla para vermeye gerek yok, mutlu cildin kendinden.
  6. yıllarca o küçük tüplere dünya para döküp sonunda anladım ki mesele kremde değil, masaja ve su içmeye bakıyor; yine de bir kadının kendine bakması için o kreme ihtiyacı var gibi geliyor bana. sonuçta küllerinden doğmanın yolu illa kremden geçmiyor ama kendine inanmakla başlıyor.
  7. bu konuda en dürüst cevap şu kızlar: mucize beklemeyin ama tamamen de boş değiller. içindeki kafein, yeşil çay özü gibi maddeler bölgedeki kan dolaşımını biraz canlandırıp geçici bir sıkılaşma hissi verebiliyor. birkaç hafta düzenli kullananlar cildin daha pürüzsüz göründüğünü söylüyor, yalan değil.

    ama o portakal kabuğu görünümü tamamen yok olmuyor, bunu baştan bilmek lazım. kremi su içmek, biraz yürümek ve düzenli masajla desteklemek gerekiyor. tek başına kavanoza güvenip köşede oturursanız hiçbir şey olmaz, krem sadece yardımcı, sihirli değnek değil.
  8. o dönemlerde reklamlarda çıkan her kreme inanırdık, sonuçta televizyon ne derse doğruydu. şimdi bakıyorum da selülit kremi meselesi tam da o masallardan biri, sürünce geçiverecekmiş gibi anlatılıyor ama öyle bir şey yok. biraz nemlendiriyor, biraz geçici bir pürüzsüzlük hissi veriyor, o kadar, gerçek çözüm spor ve su. yine de spiritüel bir umut olarak dolabımın köşesinde duruyor, dokunmuyorum ona, o da bana.
  9. selülit kreminin işe yarayıp yaramadığını sormak, aslında var olması gereken bir dertle yaşamayı kabul etmek demek bir yerde. oysa o pütürlü haliyle vücudun büyük bir kısmı hayatının bir döneminde tanışıyor, milyonda bir istisna da bir marifet değil.

    bu tarz bakınız onca reklama, okkalı vaatlere rağmen gerçeklik şu: biraz nem, biraz masaj, biraz da kan dolaşımı iyileştirir ama seni komple 'yeni ten' yapmaz. kremin kendisi masum; esas suç hikayeyi 'sende mesele var' diye anlatan zihniyette. bırak pütürü orada kalsın, o senin bedenin.

    (bkz: bedenle barıştırma kremi)
  10. şekerim açık konuşayım, o pahalı kremlerin çoğu nemlendirmekten öteye gidemiyor, bacağındaki portakal kabuğuna dokunmuyor bile. selülit aslında cilt altı yağ dokusunun elbise giymesi, kremle ovsan kaç gün? iki hafta düzenli spora ve su içmeye verdiğin sonuç o kremle bir yılda çıkmıyor. tabii reklamlardaki o pürüzsüz bacaklar satacak ya, boşuna para bayılıyoruz kızlar.