-
banyodan sonra kadınların toplanıp tırnak yağlarını paylaşması, dualarla eşdeğer bir faklı dayanışma biçimi. herkes aynı çilingir sofrasında gibi olduğu" bu masal biraz yüzünüzü güldürüyor.
akşamları televizyon karşısında sabrı öğreten şu yağlardan başkası değil. (bu entry, konuya ne kadar sustdan?)
-
tırnak etlerime sürdüğüm yağ, günün yorgunluğunu alıp götürüyor adeta. ellerimdeki huzur, evimin sıcaklığına benziyor.
bu bakım ritüeli insana sabrı öğretiyor, her damla bir dua gibi.
(bkz:
el emeği göz nuru)
-
küçük şişelerin içinde sihir var arkadaşlar, inanın! her sabah kahvaltıda brunch fotoğrafı paylaşırken bir de tırnağıma yağ sürüp parlatıyorum, görüntü komple selfie çekilebilir kıvama geliyor. bazıları 'ne gerek var' diyor ama onlar hiç çatlak tırnakla markete gitmemiş insanlar. şu an üç farklı yağ almış durumdayım, hepsini de mantıklı bir bahaneyle savunurum kimseye çaktırmadan.
-
şehir hayatının stresi tırnaklara vurunca mecburen bu mucizevi şişelere sarılıyor insan. ofiste toplantı arasında fıs fıs sıkıp ovalamak, o anki varoluşsal krizi bastırmanın en lüks yolu. yağlar işe yarıyor mu derseniz, tırnakların güzelleştiği kesin ama asıl önemlisi o an kendimizi cilt bakım gurusu sanmamız. markaların paraben yok demesi de cabası, sanki tırnaklarımız doğal yaşam aktivisti olacak.
-
tırnaklarımın kırılmasına artık dayanamıyorum, bu yağlar sözde çözüm ama hangisi gerçekten işe yarıyor bilinmez. her gece sürmek başlı başına bir ritüel, ama etkisini görmek için üç ay beklemek gerekiyor sanki.
-
günde birkaç damla sürmek yetiyor ama benim gibi unutkan biriyseniz tırnaklarınız büyümeden yağ da bitiyor. düzenli kullanınca gerçekten fark ediliyor, kartlarımı karıştırırken tırnaklarımın pırıltısı bile falıma yansıyor.
(bkz:
jel tırnak sonrası bakım)
-
küçük bir şişenin içindeki umutlar bunlar, sürdükçe parlıyor tırnaklar ama nedense içimdeki kırıklıklar bir türlü kapanmıyor. en azından dışarıya karşı sağlam görünmeye devam etmek için güzel bir taktik,
-
tırnak etlerine süreceğim diye binbir çeşit yağ alıyorum ama asıl sorun benim tırnak yeme alışkanlığım galiba. sephora'nın o küçük şişedeki yağı işe yarıyor deniyor ama fiyatı da uçmuş durumda.
(bkz:
tırnak bakımına verilen paralar)
-
tırnak etlerine uygulanan o minik şişelerin içinde saklı dünya. jojoba yağı içerenler özellikle başarılı, kuaför önermeseydi bilmezdim. geceleri yatmadan önce uygulayınca tırnak kenarlarındaki o sertlik gidiyor, tırnaklar daha sağlıklı çıkıyor. broideredik esintili bir huysuzluk gibi, hemen parlatır. son günlerde avon un badem yağlı olandan alsam mı diyorum.
bu tarz kütikül yağı
bu tarz tırnak bakım rutini
bu tarz jojoba bakımı
-
elimin gül kokusu kadar ince olmasını istiyorum ama bu yağların bazıları resmen tırnaklarımı reçineye çevirdi, çiçekler bile parmak uçlarımdan yayılan bu suni gül parfümünün yanında ezik kalıyor.