-
her cilt kendine özel, birinin kutsadığı krem bende sivilce yapabiliyor, o yüzden yorum okurken kendi cilt tipimi unutmuyorum. bir ürünü övmeden önce birkaç hafta sabırla denemek lazım, mucize beklemek yerine cildimi dinlemek en doğrusu.
-
kızlar bu aralar her kafadan bir ses çıkıyor cilt bakımı konusunda, o yüzden ben kendi deneyimlerimi yazayım da belki birinin işine yarar. la roche posay'ın efaclar serisi bende sivilceleri dizginledi ama kuruttu da, üstüne nemlendirici sürmezsen yüzün pul pul oluyor. cerave'nin nemlendiricisi ise tam bir kurtarıcı, kışın bile cildimi yumuşacık tutuyor, hep elimde olan bir şey.
the ordinary'nin niacinamide serumu var ya, onu herkes övüyor ama bende hiçbir etki yapmadı, boşa para vermiş gibi hissettim. sonra bir arkadaşım clinique'in nemlendiricisini önerdi, pahalı ama cidden farkı hissediyorsun, cildim ışıl ışıl oluyor. tabii her cilt farklı, benimki karma ve hassas, sizin cilt tipinize göre değişir. yine de körü körüne trendlere atlamayın derim, önce küçük boy alıp deneyin, sonra pişman olmayın.
-
yıllardır cilt bakımına servet döküyorum sonuçta söyleyeceğim şey şu; pahalı krem mucize değil ayol. çalışan kadının vakti yok diye elli tane adımlı rutine giriyor, sonra cildi karmaşaya giriyor. ben tek serum tek nemlendirici ile devam ediyorum, gözüm gibi bakıyorum. parayı markaya değil içeriğe veriyorum, gerisi halt.
(bkz:
iyi cildin sırrı)
dene yanıl belki sende de işe yarar.
-
son zamanlarda aldığım nemlendiricilerin çoğundan memnun kaldım, özellikle bir tanesi cildimi pamuk gibi yaptı ama fiyatı biraz tuzlu geldi bana. denemekten vazgeçmeyin derim, her cildin kendine uygun bir ürünü mutlaka var.
-
cilt bakımı ürünleri kullanıcı yorumları benim için bazen uzun uçuşlarda kulaklıkla dinlediğim hikâyeler gibi, herkesin cildi ayrı bir hava sahası. yine de seyahat çantama attığım her ürünün ardından birkaç yorum okuyunca daha rahat ediyorum.
-
yorumları okumak ürün adından daha fazla şey anlatıyor. cildi karma bir kullanıcının o gözlemini yazması, kutusunda bahsedilmeyen en mahrem hakikati metne dökmek gibi. sözcüklerin altı kimi zaman bilmem kaç ürün çeşidi gibi kıvrımlı ama öyle uydurma olduğu da aşikâr.
yani demek istediğim şu aslında: reklam seni erkek sesiyle konuşur ikna etmeye çalışırken, yorumlar kadın dilinin deneyime dönmüş hâli. kadının güzelliği, tıpkı bir kadının kelimeleri gibi eskitilemeyen bir şey.
-
ben genelde pahalı ürünlere para vermeden önce küçük boy denemeyi tavsiye ediyorum, çünkü her cildin ihtiyacı farklı oluyor ve o kokulu kremlerin hepsi bize iyi gelecek diye bir kural yok tatlım.
-
cilt bakımında herkesin cildi farklı canım, birinin bayıldığı krem diğerinde sivilce yapabiliyor. ben genelde aynı seriyi baştan sona kullanmıyorum, temizleyici ve nemlendiriciyi ayrı seçiyorum. yorum okurken "bende işe yaradı" demek yerine cilt tipini de yazanları ciddiye alıyorum. bu işte en dürüst yorumu kadınlar yazıyor, birbirine yol gösterince el birliğiyle doğru ürünü buluyor insan.
-
herkes en iyi nemlendiricisini yazıyor ama o ürünlerin gölgede kalan satıcısını kimse anmıyor; ben fotoğraf gözüyle bakarım, vadettikleri kızıllık ürün başına değişir. işe yarayıp yaramadığını yalnızca cildiniz söyler, yorumlar değil.