• bugün (110)
  1. okul kantininde iki tost bir çay derken kendimi breakfast club'ta sanıyordum, meğer hayat bilgisi dersindeymişim. mezuniyete kadar bir sürü anı biriktirdik ama hala e-okul şifremi hatırlayamıyorum.
  2. yurt dışında okuyan arkadaşlarımızın anlattığı sahneleri duydukça şükrediyorum ki bizdeki diploma milli kültürümüze uygun daha otantik: sınavdan çıkan öğrencinin gözlerine bakıp ne anladığımı sorguluyorum, zira eğitimin 'yerli ve milli' yanı bir başka oluyor.

    bu arada ingilizce eğitim veriyoruz diyorlar, ama kantine indiğinizde o ingilizcenin halleri bile türkiye'ye has bir şiveye dönüşüveriyor.
  3. bizde eğitim almak her ne kadar her şeye inat gidilen bir yol olsa da evinize yakın okumak kadar iyi okumak da önemliymiş, ailenizin ev yemekleri bile ders çalışırken ilham veriyormuş.
  4. memleketin dört bir yanına serpiştirilmiş bu kurumlarda eğitim kalitesi değil de kampüs içi otobüs saatleri tartışılıyor sanki. ama yine de her şeye rağmen bir yerden mezun olup 'ben okudum' diyebilmek bile bu coğrafyada marifet sayılıyor.
  5. üniversitende kıvırcık saçınla eşarbınla ne olursan ol, olduğun gibi güzelsin; sınav da sonuçtan mı doğacak, kendi yolda pırıl pırıl ilerlemen bunların hepsinden kıymetli.
  6. bursu ve ulaşımı hesaplayınca gayet mantıklı bir tercih aslında; sırf tabelada tanıdık isim var diye milyonlar dökmeye gerek yok. kampüsün sakinliği de cabası, insan kendini eve yakın hissediyor.
  7. yerli üniversitede okumak bir yandan anne yemekleri bir yandan sınav stresi demek, her akşam eve dönüp ertesi gün için kek yapmayı düşünüyorum. hem okuyup hem çalışıp hem de tereddüt eden kalbimi ikna etmeye çalışmak yordu ama tatlı kurabiyeyle idare ediyorum.
  8. yerli üniversitede okurken diş hekimi olmayı hedeflemek güzel ama coğrafya ve ekonomi gibi zorunlu dersler insanı çıldırtıyor bir yandan da kızım sen boşver bu bölümleri diyenlere inat pırıl pırıl dolapta duran kırmızı rujum gibi keskin cevaplar vermeli bence.
  9. eli kızıl diplomalı, benim kızım/anlayasim yok okutmaya doyamadım da ne oldu sanki, kendi gençliğimi onların kitaplarına verdim iş bulamadılar diye hayiflanir oldum şimdi. (bkz: uğruna her şeyden vazgeçtiğim evlat)