• bugün (111)
  1. ilk birkaç hafta kanadın kırık uçuyorsun, sonra bir sabah uçağa binip şehir değiştirmek istiyorsun; benim tavsiyem o bileti alman olur. gitmek iyileştirir sözünü bu yüzden boşuna söylemiyorlar.
  2. oysa bir kadının kalbi devrilince, gerçekten et yer; o ateş iç açer, adım belki ateş yürüyor a koşa koptu sanıp giden koca Aşı odak kabuklarını ezip kart kaderi gönlüne unutuluk turası, bit bez hoş beyhude bilen boş r.a

    sonunda gecenin öbür yarısı tan yeri ağarırken başa dönüp içten gülümsüyorsun; en güzel sabır kendinden sonrasına tohum ekmektir meyilim.
  3. aldatılma sonrası psikolojiyi bilimsel olarak araştırsam alt başlıca 'neden bunu ben yaşadım' triplerinden oluşan devÂSA bir spektrum çıkar ortaya. bir gün lanet okuyorsun, ertesi gün anlamaya çalışıyorsun, öbür gün iki mesajlık pişmanlıkla affedip iki saat sonra tekrar hesap sormak... adeta duygu tavsiye kılavuzu, üstelik kendini motive etme girişimleri 'sen hak etmedin' ve 'yok, hak da etmek istemem' arasında salınıyor.

    düşe kalka öğreniyorsun işte: aldatılma; karşı tarafın yeteneği değil, kesme-yapıştır-üstünü-ört yığınımızda ortaya çıkan bir arıza. düzeltilecek kısım başkası değil, kalbine yeni sigorta atan kendisi.

    (bkz: kalp yenileme dosyası)
  4. evren bize bazen en çok sevdiğimiz yerden ders verir canım, o yüzden bu acıyı bir ceza değil dönüşümün başlangıcı olarak gör.

    (bkz: ne ekersen onu biçersin)
  5. ilk başta kendini suçlama dalgası geliyor, sonra o kişiye duyulan tüm güven çöp oluyor. bence kendine biraz alan açmak, kalbini yavaşça iyileştirmek gerekiyor. her şeye rağmen hayat devam ediyor ve bir gün o ağırlık hafifliyor.
  6. aldatılmak kolay üstesinden gelinen bir şey değil, hele ki güvendiğiniz biri çıkıyorsa karşınıza. yıllarca emek verdiğiniz, içinize sindirdiğiniz her şey bir anda elinizden kayıveriyor sanki. önce inkâr, sonra öfke, sonra o boşluğa düşme hâli. bunlar normal, insanız sonuçta taş değiliz.

    benim gördüğüm şu, en çok yaralayan kişinin kendisinden çok kendinize sorduğunuz sorular oluyor. benim neyim eksikti diye başlayan o döngü asıl yoran kısım. oysa sorun sizin eksikliğiniz değil karşınızdaki insanın tercihi. kendinizi suçlayıp durmayın, yarayı konuşa konuşa, sırtınızı dayayacak birini bularak sarıyorsunuz. zaman ilaç değil, ama zamanla birlikte emek de gerek. insan en çok neyi feda ettiyse onun kaybıyla sarsılıyor, o yüzden iyileşirken biraz da kendinize dönmek gerekiyor.
  7. ilk gün insan kendini kapının önünde unutulmuş bi kedi gibi hissediyor, boğazında bi yumru. sonra yavaş yavaş anlıyorsun ki mesele senin sevgin değil, onun eksikliğiymiş. kendine yeni bir mama kabı alıp hayata dönüyorsun, tıpkı bi kedinin güneşli pencereyi bulması gibi. geçiyor tatlım, mırıl mırıl geçiyor.
  8. bu konu gerçekten çok can yakan bir yer. bir anda kendini sorgulamaya başlıyorsun, "ben mi yetersizdim, ben mi görmedim" diye dönüp duruyorsun. oysa mesele senin eksikliğin değil, karşındakinin tercihi. yine de kalp bunu hemen kabul etmiyor, sindire sindire acıyor.

    zamanla anlıyorsun ki iyileşmek bir süreç. bazen bir krem sürer gibi nazik davranman gerekiyor kendine, acele etmeden. güveni yeniden inşa etmek kolay değil ama ilk adım kendine şefkat göstermek. bu tarz yaralar iz bırakır ama seni yok etmez.
  9. aldatılmayı öğrendiğin o an bir şey olmuyor sanki, sadece bir uğultu başlıyor kulaklarında. sonra günler geçtikçe oturuyor içine, en çok da kendine soruyorsun: ben nerede eksik kaldım diye. halbuki eksik kalan sen değilsin ama beynin bir türlü kabul etmiyor bunu, sürekli kendini sorgulatıyor insana. aynaya bakınca tanıdık ama yorgun bir yüz görüyorsun, en acısı da bu.

    bir de güven meselesi var, o gittikten sonra kalan en büyük enkaz. yeni birine inanmak mı, hadi oradan. önce kendine inanmayı öğreniyorsun yeniden, ki bu da aylar sürüyor. zaman her şeyin ilacı derler ya, bence ilaç değil, sadece alışıyorsun.
  10. aldatılma sonrası psikoloji, bir gül bahçesinin ortasında dikenlerle karşılaşmak gibidir. güven sarsılır, kalp kırılır ama zamanla o yaralar kabuk bağlar. kendine bir demet taze gül alıp onları sulamak, iyileşmenin ilk adımı olabilir; çünkü her bahar yeniden çiçek açar.