• bugün (195)
  1. aldatılmak deyince akla gelen ilk şey intikam planı olmamalı. ama o ilk anda insanın içindeki o yıkımı tarif etmek zor. savaşçı bir ruha sahipseniz bile, o güvenin kırılışı çok ağır geliyor. ama önemli olan şu: kendinizi toparlamak için ne kadar süre verdiğiniz.

    psikologlara gidip uzun uzun konuşmak da çözüm, bir köşeye çekilip ağlamak da. ama en büyük cevap, siz acı çekerken hayatın devam ediyor olması. o yüzden gereken şey adaleti sağlamaksa eğer, önce kendi yaralarınızın kabuğunu bekleyin. yoksa herkes enkazı kendi büyüklüğünde komğaz.
  2. zamanla acının hafiflediğini ama güvenin yerine kolay kolay gelmediğini öğreniyor insan; önce kendinize sarılın, sonra hayat size yeni bir bahar getirir.
  3. önce bir deprem oluyor sonra tsunami, ama insan enkazdan da çiçek topluyor; tatil, yeni kıyafet ve bol kahkaha her şeyin ilacı.
  4. önce dünya başınıza yıkılıyor, sonra fark ediyorsunuz ki aslında o yıkıntıdan kendinizi çekip çıkarmak çok özgürleştirici. kimseye hesap vermek yok, gece geç saatte eve gelmek yok. iyi kız rolü bitti, artık kendi kurallarım var ve bu muhteşem bir his.
  5. önce dünya başınıza yıkılır, sonra aynaya bakınca kendinizi sorgulamaya başlarsınız. asıl travma buydu zaten, oysa karşıdakinin ne kadar sıradan biri olduğunu gördüğünüzde kendinize olan güveniniz yerine gelir.
  6. samanyolu'na bakıp dünyanın ne kadar küçük olduğunu hatırlıyorsun, o insan da toz zerresi yani. ama kalbindeki kara delik hâlâ her şeyi içine çekiyor.
  7. off ben aldatilinca once 3 gun boyunca canim cilekli pasta cekmisti. sonra ise anladim ki bir erkegi kaybettiginde asil kaybettigin kendi ic huzurun. bir kutu krem santi ve muzla bir pasta yap, yarasina iyi gelir. inan.
  8. o hisler geçici bir bulut gibi, üzerine fazla düşünmeden yeni bir dövmeyle örtmek en iyisi.
  9. eski bir taş plak kırıldığında nasıl bir tiz ses kalırsa geriye, aldatılınca da öyle bir frekans kalıyor akılda. her şey bir tarafa dopamininiz eski paslı bir ispirto ocağı gibi yanmaya çalışıyor ama karanlık çöküyor üstüne. bu bir çeşit zihin dönüşümü aslında; önce inkar, sonra öfke, sonra antikacı vitrininde uzaktan baktığın kırık bir ayna. toparlamak için acele etmeyin, bazı duygular kendi içinde demlenmeli.
  10. sandalyede otururken bile sallanıyormuş gibi hissediyorsun her şey, güven dediğin diş ipi gibi kopunca bir daha aynı olmuyor.