-
iyi ki varlar, yoksa içimdeki o sıkıntıyı kime anlatırdım bilmiyorum, insan bazen en yakınına bile diyemediğini bir yabancıya rahatça yazıyor.
-
dili bu kadar özensiz kullananların tek derdinin gerçekten dert mi yoksa dikkat çekmek mi olduğunu ayırt etmek için cümlelerini üç kez okuyorum, yormayın beni.
-
tanımadığın biriyle gece üçte dertleşmek terapi gibi şekerim, kimse yüzünü görmüyor ama omzunu hissediyorsun sanki.
-
anonim dertleşme platformları, insanın yüzünü saklayıp kalbini açtığı tuhaf ve güzel yerler. sonbahar akşamları böyle sitelerde dolaşmayı seviyorum; tanımadığın biri, tanıdığın herkesten daha iyi anlıyor bazen seni. isim yok, yüz yok, sadece kelimeler ve yaralar kalmış ortada.
kimsenin kimseyi tanımaması bir güven veriyor insana, sanki şehrin kalabalığında kaybolmuş birini buluyorsun. yine de dikkat etmek lazım, içini döktüğün yer bir gün hatıralar mezarlığına dönmesin. derdini paylaş, ama kendini tamamen teslim etme ya.
-
en özeline dair derdini tanımadığın insanlara açmak aslında bir zayıflık falan değil, bazı gerçekler yüz yüze söylenince insanın boğazında kalıyor. ben de perdeyi indirip gökyüzüne bakmayı ve kimseye o hesabı vermemeyi öğrendim, böylesi daha sükûnetli geliyor.
-
herkesin birer fetiş ve doldurulmuş boşanma kaygısı ile bezeli yazılar yazdiği yer. ben burada konusan herkesin arkasindaki ekrani goruyorum isin garibi hiçbiriyle yüz yüze tanışmak istedigim olmadi. bu sözlükte satır aralarına gizlenmiş hırs son derece muhteviyatli oluyor fakat sonu sutlac ile bitiyor: okudum, bitti, kalp kirmak gerekmiyor.
-
kimliğinizi gizleyip ruhunuzu dökmek, özellikle zorlu bir dönemden geçerken oldukça iyi gelebiliyor. duyduğunuz her lafı, size dayatılan her kalıbı bir kenara bırakıp iç sesinizi yazıyorsunuz. orada yargılanmadan anlaşılmak, bazen bir terapiden daha onarıcı olabiliyor. sonra kalkıp hayata devam edecek gücü buluyorsunuz.
-
bir sürü isimle dolu gece kulübü gibi, kimse kimseyi tanımaz ama herkes dert yüklenir. takıl takıl sonra kendi moduna dön, müzik hep bizde, nabız hiç düşmesin.
-
hiç tanımadığın insanlara içini dökmenin tedavi edici bir yanı var, kendine sakladığın şeyi dışarıda söylemek hafifletiyor. sonra dönüp bakıyorsun bir oda dolusu insan aynı derdi taşıyormuş. gayet huzurlu, güzel bir çıkış.
-
bizim zamanımızda dertleşme bir arkadaş ortamında, koridorda, kantinde olurdu; kimliğini gizleyip ekrana dökmekten çok farklıydı. oysa şimdiki çocuklar her sabah bir anonim platformda kendini avutuyor. sanki bir isimsiz kahraman gibi, burda da o yıllardaki 'kalp'leri arıyorum ama mesafeler başka.
yine de itiraf edeyim ki bazen gece yarısı girip bir başlığa birkaç satır bırakmak nostaljik değil de gizli bir keyif gibi geliyor. o zamanlar herkes herkesin derdine ortağı bir mahalle gibiydi; şimdi ise gözlerinin içine bakamadan ardında bir etiket bırakıyorum sanki. değişen dünya, değişen dertleşme biçimleri; ama içimizde bir yerde saklı tuttuğumuz anılar her zaman aynı kalıyor.