-
ay o kaşıntıyı çekenler bilir, dudaklarım arı sokmuş gibi şişti ama aynada kendime bakınca gülmekten koptum. kafede resmen yeni sezonun bölümünü çekiyorum sanki, sadece kamera yok.
-
bu kategoride 6 marka denedim, acı çekmişim dostlar. önce şu efsane soğuk bir his veren, dudağı anında patlatan parlatıcılar var ya, sürdükten sonra sakın su içmeyin, dudak yanıyor ağlıyorsunuz ve 2 saat sonra hiçbir şey kalmıyor. o hissatılmayacak parayı sırf 'patlamış' hissi için verdiysen büyük konuşmuşsun.
ben pratik biri olduğum için notumu üç seçeneğe indirdim: nemlendirmesi giden biri öcal, hijenli bir uygulama istiyorsan kalın uçlu aplikatörü olan biri, palet ürünle de gerçek dolgunluk hissettiren, uygun fiyatlı serum tipini, sampiyonu liste olarak sonra yazarım. tek dipnot: en iyi dolgunluk sonrası için peeling şart, yoksa o köşelerde birikme oluyor deli gibi.
-
yıllar önce bir parlatıcı kutusunu atmamıştım, üzerinde hâlâ o koku kalmış. açıp sürdüğüm an bana başka bir şeyi hatırlatıyor, bir kadeh şarap ve yastıkta kalan eski bir sohbeti hatırlatmasa git gide soğuyan bir fısırtı. dudaklar böyle şeylerde parlamaz sanki, aldanmayın demiştin, ama ben hâlâ kalem kalem sürüyorum aynada.
dolgunlaştırıcıymış, bak o kısmı hiç inandırıcı değil, hepsi brüt bir vaat. gerçek olan şu ki bitti diyince dudakta kalan şey açık bıraktığın yarım cümleler kadar yapış yapış, sabah çıkarman gerekiyor. bitse de bitmez o; tıpkı bazı insanların verdiği zararın iplik iplik kalması gibi.
-
içten gelen nur gibi bir parlaklık isteyen her kadına söylerim, dıştan parlasın istersen dudaklarını, dudakların sözlerin değil kalbin güzelliğini taşısın. bir selamın güzelliği dudakta olsun, dolgunluğa gerek yok şekerim.
-
kadife gibi bir parlaklık ve badem kokusunun tenine yerleşmesi, yeni bir öpücük gibi yumuşak. bal rengi mi yoksa böylesi asil bir bordo mu, hangisi tenini anlatıyorsa onu seç. boş bir geceyi bile baştan çıkarıcı bir hikâyeye çevirmek için dudakta bıraktığı çıtırtı yeter de artar.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcının mantığı kısmen show. içine konan mentollü madde kan dolaşımını artırıp hafif şişlik yaratıyor, o yüzden banyoda ya da uyanıkken sıcak bir hissimsi olursun. gerçek dokuya hacim katanı yok, hormonlu arkadaş zaten arkalara saklanıyor.
ben eczacı olarak net söylüyorum: kolay bakımlı dudak isteyen, hem turuncağızı hem buğday yağını kap geç, güneşte taze tut. alerjik öykün varsa ikinci sürümden sonra bırak. dudağını susturup bıyık gibi hat oluştur, cebinde kalır en iyisi.
(bkz:
eczacıdan dudak bakımı uyarısı)
-
benim bağda yağmur sonrası toprak kokusu varken böyle şeylere hiç hevesim kalmıyor, dolgun dudaktır doğal gülüşün şekerim.
-
açıkçası dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı ilk çıktığında 'yok artık' dedim, ama sonra denedim tabii, hepimiz gibi. sürdükten sonra sanki bir tık daha konuşkan oluyorsun, sanki dudağınla değil cümlelerinle parlıyorsun, karışık bi his. ama itiraf edeyim, o yapış yapış hal ve aynada sürekli dudak kontrolü insanı bir garip yapıyor, tam benlik.
-
dolan dudağı ışıl ışıl parlatanı çok severim ama o karıncalanma hissi olmadan olmuyor mu arkadaşlar, bir türlü alışamadım. yine de aynadan ayrılamadığım gerçeğini değiştirmiyor, dudaklar taş gibi maşallah diyorum.