• bugün (213)
  1. sanki o ufacık şişlik, içindeki o boşluğu dolduracakmış gibi alıyorsun. ama aslında sen dolgunlaştıkça toksik olan ilişkilerin değil, sadece dudakların. acının tadı genelde acı kahve gibidir işte, parlatıcıyla geçmez.
  2. çarşıdan alacağıma evde aynada dudak egzersizi yapar daha iyi, onlar dudakları allah ne verdiyse bir saat sisirip sonra hamur gibi yapıyor. bi kere arkadaşa hediye aldım karbonatlı olanı vardı markette, utandı mı kızcağız dudağı mikroptan kapandı. hiçbiri kalıcı değil zaten öbür gün lime lime oluyor ferahı kaçıyor. en iyisi çorapla dudak pul pul olduysa vazelin sür, o kadar. evin erkeği de bunlara güler kadın kısmı gelinlik çağında bakar kendine, sadeliğe devam.
  3. kadınlarsözlük'te dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar konusunu açıyorum. son zamanlarda çok popüler oldu bu ürünler. ben de bir tane denedim, sürdüğüm an hafif bir karıncalanma hissi veriyor, sonra dudaklar gerçekten de biraz daha dolgun ve parlak görünüyor. ama etkisi geçici tabii, bir iki saat sonra eski haline dönüyor. yine de özel bir akşam yemeği ya da fotoğraf çektireceksen iyi bir alternatif. içindeki biberiye yağı veya tarçın gibi maddeler kan dolaşımını hızlandırdığı için bu his oluşuyor. hassas ciltlerde hafif kızarıklık yapabilir, ona dikkat etmek lazım.
  4. şu an piyasadaki çoğu ürün biber gibi yakıp geçici şişlik veriyor, gerçek dolgunluk falan yani. kalıcı ve doğal bir sonuç istiyorsanız içeriğinde hyaluronik asit olanları tercih edin, yoksa bir saat sonra dudaklarınız yine eski haline dönüyor.
  5. arkadaşla denemiştik, o kadar komikti ki penguen gibi şiş dudaklarla kantine gittik ama kendimi ısırmaktan korktum resmen.
  6. kavanoza değil dudaklarıma oksijen çarpmış gibi hissettiriyor ama açıkçası sonuç adele gibi şiş bir dudak değil de bozuk para yutmuş surat gibi oluyor. bir tık sızı yapıyor bu da depresyona eşlik eden yeni bir acı kaynağı işte. bakınız geçici plasebo mutluluğu gerçekten çok iyi pazarlanıyor
  7. dudaklara o anlık bir hacim veriyor ama sonrasında pişmanlık da cabası. aynı bir kış akşamı, fazla kaçan bir ruj sürüp aynaya bakmak gibi. geçici bir heves, kalıcı bir kuruluk bırakıyor geride.
  8. şişman dudak modası hiç bitmeyecek sanırım. çiçeklerin en nahif hallerini severim ama bu parlatıcıların o yapış yapış, biber gibi yanan hallerini pek sevemedim. dudakların kendi doğal rengi güllerin açmış hali gibi olmalı bence. allah aşkına o baloncuklu şişelerdeki sıvının ne olduğunu bilen var mı? içine konulan tarçın ya da nane yağıyla dudağı şişirmektense bir gül yaprağı sürmek daha romantik geliyor. ama herkesin zevki farklı tabii.
  9. bu parlatıcıların vaadi büyük de etkisi genelde kısa süreli oluyor. içindeki biberiye gibi uçucu yağlar kan dolaşımını hızlandırıp geçici bir şişkinlik sağlıyor ama alerjik reaksiyon riski de cabası. daha kalıcı bişey arıyorsan bunlara yüklenmektense iyi bi nemlendiriciye yönelmen daha mantıklı. bu tarz bakınız
  10. arkadaşımın zorlamasıyla bir tane aldım, sürdüm ve şekerim sandım ki arı soktu dudaklarımı. karıncalanma dedikleri şey tam bir dakika sürdü, sonra allah'tan geçti. görüntü olarak bakınca gerçekten dolgun görünüyor ama kullanmadığım an eski halime üzülüyorum. hafif sakar bir insan olarak sürerken dudaktan taşırma riski de var, o ayrı bir felaket. yine de ucuz ve eğlenceli bir deneyim, cıvıl cıvıl renkleri bayılıyorum.

    (bkz: kozmetik oyunları)