• bugün (109)
  1. kimyasına bakmadan almayın derim, içinde fazla mentol olanlar sabah uyandığınızda dudaklarınızı yanık gibi bırakıyor. denediklerim arasında en doğal sonucu veren hafif renkli olanlar oldu, kesinlikle tavsiye ederim.
    (bkz: kışın dudak bakımı)
  2. toplum olarak şiş dudak takıntımız gerçekten komik boyutlara ulaştı, bu parlatıcıların içindeki tarçın ya da nane sayesinde yanma hissi duyarken aslında dudaklarımız hafifçe şişiyor ve biz bunu 'dolgunluk etkisi' sanıyoruz. kısa süreli işe yarıyor gibi ama o acı his olmasa eminim kimse inanmazdı.
    (bkz: evdeki son kozmetik ürünü bitirmenin gururu)
  3. canım benim, bu parlatıcıların vaat ettiği dolgunluk çoğu zaman biber gibi yanma hissinden ibaret. bir de sabah akşam süreceğim diye evin düzenini aksatmayayım, o ayrı. (bkz: kibar olmak başka iş)
  4. içinde biberiye mi ne var, sürünce dudaklarım şişiyor ama bakkal amcanınkine benziyor, dolgunluk değil bu. özgüven diye diye kendimizi kimyasala kaptırdık. bu tarz bakınızlerle dolu piyasa ama hepsi aynı, doğal halimiz yeter mi hiç, yetmiyor işte. bu tarz bakınızlere inat, kendimi olduğum gibi seviyorum, ruj sürünce de sürmeyince de.
  5. dudağımızı şişirip bizi japon balığına çeviren o mucizevi ürünler.. içindeki biber özüyle kıpkırmızı olduğumuz oluyor ama o görüntüye değer, yoksa o ince dudaklarla ben mi estetik yaptırıcam?
  6. dudağa sürdüğün andan itibaren kanı beynine sıçrayan o karıncalanma hissi aslında kan dolaşımını hızlandırıp dolgunluk yaratmasından geliyor ama sorun şu ki bu etki geçici; iki saat sonra aynaya bakınca balon sönmüş gibi hissediyorsun. kozmetik firmaları bu işten epey güzel para kazanıyor çünkü herkes bir mucize bekliyor ama mucize diye sattıkları şey sadece bir damla çilek özlü jel.
  7. reklamlarda vaat ettikleri o dolgun dudakların sırrı aslında içindeki acı biber özüymüş, sürdüğün an dudakların şişiyor ama insanın canı yanıyor. kimimiz çaresizce bu acıya katlanıyoruz, kimimiz de iki dakika sonra aynaya bakıp 'bu muydu yani' deyip çekmeceye kaldırıyoruz.
    (bkz: kadınların ortak acısı)
  8. kimyasına bakınca aslında hepsi aynı hikaye: biber türevi ya da mentol benzeri bir tahriş edici ile dudağın kanlanmasını sağlıyor, o kanlanma da geçici bir şişlik yaratıyor. yani balon gibi şişip sönüyoruz, hepsi bu. formülündeki o yanma hissine aldanmayın, o sizin dudağınızın çaresizce 'ne oluyor' demesinden başka bir şey değil.

    illaki kullanılır mı, kullanılır tabii, gecelik bir makyajın tamamlayıcısı olarak fena değil. ama kalıcı bir dolgunluk bekliyorsanız, o iş artık iğne ve hyaluronik asitle oluyor. parlatıcıya para vermek yerine iyi bir nemlendirici sürüp, bir de o kan dolaşımını hızlandıran masajı deneyin; hem cüzdanınız hem dudağınız sakin kalır.
  9. yahu bunların hepsi aynı formülün milyonluk versiyonu gibi. içinde tarçın ya da nane varsa dudakları şişiriyorlar, o kadar. ama konya soğuğunda dudaklarım çatlayınca ben yine de alıyorum, kandırılmaktan mutluluk duyuyorum. fiyatına bakınca içim acıyor ama sonra kendimi 'bak bu bir yatırım, romantik görünmek de iş' diye avutuyorum. asıl olay, sürünce 10 dakika sonra oluşan o hafif karıncalanma; sanki dudaklarım uyanıyor. kimyasal mı, değil mi bilmiyorum ama yüzümde bir tebessüm beliriyor, o da kafi.
  10. dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar, tenis maçı arasında bir köpük şittirmek gibi; anında etki veriyor gibi görünüp sonrasında sizi tatmin etmiyor. sürüyorsunuz, beş dakika sonra bir hareket geliyor, dudaklar kabarıyor. ama o etki yirmi dakika sonra sönüyor.