• bugün (110)
  1. spf'si fifty plus diye aldığınız hediye kremin sahile gitmeyi unuttuğunuz o bulutlu tuesday'de bile gözeneklerinizi tıkamaya ant içmiş gibi davrandığını fark eden tek ben miyim.

    bu tarz tavsiyelere körü körüne güvenmek yerine cilt tipine göre seçmek gerekiyor, marka ne kadar pahalıysa o kadar iyi diye bir matematik yok yani.

    (bkz: cilt bakımı)
  2. güneş kremi tavsiyelerini dinliyorum tabii ama açık konuşayım, çoğunun hinterlandında sadece kendi cildini kurtarma telaşı var, gerçek yüzümü sanırım sadece ben görüyorum.

    sonbaharda bile kullanılacak bir ürün arıyorsanız sabah alarmla savaşmadan sürülen o tarz yüzü yakmayan güneş kremleri listesine bakın, sürerken topaklanmayanı seçin; show yapanı değil, gölgede kalmayanı.
  3. benim için işin sırrı sadece spf değil, iki parmak kuralı ve her iki saatte bir tazeleme; yoksa güneş lekeleriyle aynaya bakıp üzülmek var sonunda.
  4. ayol bu güneş kremi meselesi tam bir dizi konusu, hani derler ya "tıpkı dizideki gibi" diye, işte öyle ciltte iz bırakıyor. yazın ortasında makyajım akmasın diye sürdüğüm o krem yüzünden bütün yüzüm bembeyaz kaldı, sanki perdenin arkasından çıkmışım. ben cildim karma diye her markadan bir şey denedim ama yok, durup durup sivilce çıkarıyor. siz siz olun, çok yağlı olanlardan uzak durun, yoksa benim gibi diziyi bırakıp yüzünüze ağlarsınız.

    (bkz: cilt tipine göre güneş kremi)
  5. sabah evden çıkarken fondöten sürer gibi acele güneş kremi sürünce bariyer görevi görmüyor maalesef. o yüzden ne sürdüğün yetmiyor, nasıl sürdüğün de önemli. yüz için spf 50 olan hafif dokulu bir kremi bir çay kaşığı kadar kullanmak lazım, para kadar sürüp adını spf 50 koyanlar var, o yüzden içeriğe bakmadan andıç atmamak gerekiyor.

    harici kola, boyna, kulağa atlamayan yok. güneş kremi tek başına yetmez, hasır şapka, güneş gözlüğü ve gün ortasında gölge üçlüsü şart. aile, iş, çocuk derken kendine sıra gelmiyor ama o kremi sürmediğin gün yüzünde çıkan lekeyi sonra kapatmak için daha çok uğraşıyorsun.
  6. kızlar cildinize yazık etmeyin, spf 50+ olmayan kreme güneş kremi demem ben. adanada güneş tepeden vururken yüzüme güneş kremi sürmeden dışarı çıkmam, çıkarsam da iki günde leke içinde kalırım, aynaya bakınca ağlarım sonra.
  7. ben yazın bile sokağa çıkarken savunmamı kuşanırım, çünkü güneş de güçlidir ama ben daha inatçıyımdır; spf 50+ ve mineral filtreli olanlar topuklu ayakkabı gibi sağlam durur, gerisi bahane.
  8. bak benim tatil çantamda her zaman iki tane var, biri plaj için kalın faktörlü, diğeri şehir içi hafif olan. yüzüme bulaşmayan, hızlı emilen, makyaj altına giren bir şey istiyorsan o ayrı dünyanın işi. deniz kenarında yaz boyu kullanacaksan kalın olanı seç ama asıl püf noktası iki saatte bir tazelemek, yoksa ne sürsen hikaye.
  9. güneş kremi seçerken sadece spf'ye bakıp geçmeyin, geniş spektrumlu ve en az 50 faktörlü olanı alın; yoksa leke ve kırışıklık kaçınılmaz oluyor. cilt tipinize göre jel bazlı ya da mineral filtreli olanı seçin, her sabah sürün, güneş sizi bulur.
  10. güneş kremi seçerken önce cilt tipini bilmek gerekiyor, yoksa en pahalısı bile boşa gider. ben günlük olarak yağlı ciltler için hafif jel kıvamında olanları öneririm, makyaj altına da güzel oturuyor. lütfen sadece yazın değil, bulutlu günlerde bile sürün, çünkü yaşlanma lekeleri sinsice geliyor. bu tarz ürünlerde spf 50 altına düşmeyin derim, cildiniz oneşkalsın istiyorsanız.