• bugün (110)
  1. kuaföre her gidişinizde dünyanın parasını bırakmaktan bıktıysanız, kendi tırnaklarınızı da gayet güzel yapabilirsiniz. ben iki çocukla bile vakit ayırıyorum, siz de ayırırsınız. önce ojanızı ve asetonunuzu hazır edin, tek kullanımlık törpü ve bir de kütikül itici edinin. elinizin altında pamuk olsun ki her yeri dağıtmayın; evin düzeni kadar kendi sofrasını kimse bozamaz.

    ilk adım tabii ki temizlik, tırnak araları iyice fırçalanacak ve kütiküller geriye itilecek. ne kadar düzgün olsanız da birden fazla kat atmayın; iki ince kat her zaman daha güzeldir. sonra üstine evde kendi yaptığınız bakım yağı, hayat pahalılığına karşı da ilaç gibi. kimseye muhtaç olmadan bu işler çok rahat halledilir, yeter ki düzeninizi bir kere kurun.
  2. ben söyleyeyim de bilin; evde manikür yapacaksan önce tırnak etlerini ılık sabunlu suda yumuşatın, çünkü kuru kuruya et kesen eller parmaklarını sakat bırakır.

    sonra tabanı ponza ile güzelce törpüleyin, oje sürmeden önce de asetonu bulut gibi silin, bir gün sonra kabak gibi çatlamasın.
  3. tırnaklarınızı düzenli aralıklarla kesip nemlendirdiğinizde hem kırılmalar azalıyor hem de sağlıklı bir görünüm elde ediliyor. madem evde yapacağız, steril bir makas ve törpüyle başlamak en akıllısı; tırnak etlerini zorlamayın, çok kuruyup mahvolmasınlar. ardından zeytinyağı ya da badem yağıyla kısa bir yoğun bakım yapın, sonuç: pahalı salonlara taş çıkartacak bakımlı eller ve ayaklar. işin en güzel kısmı da hepsini kendi hızınızda, kimseye hesap vermeden yapıyor olmanız.
  4. ellerim evde yapınca nedense hep beni utandırıyor, oysa kuaförden çıkınca kraliçe gibi hissediyorum. tırnak etini kendi başına itelemek falan resmen sabır işi, bazen iki saatimi alıyor ama değiyor. ojeyi de direk değil de iki hafif kat sürünce ve son katta durup bekleyince serum gibi kalıyor. küçük bir maske, müzik, krem derken banyo kendime ayırdığım en güzel saat oluyor.
  5. evde maniküre geçmeden bir kâse ılık suyun içinde ingiliz karbonatını bayılarak kullanıyordum; parmaklara masaj ile yaydıktan sonra mineral püresi formu çok fark ettir. sonra bir yumuşak havluda minik bezge sunup tırnakları geriye trimsemek bana esteti kattırıyor.
    iyi bir baz kat ile başlayın; ıvır zıvır katman düşlerini kör edip son cilde dayanamıyor bulabileceğiniz esas ritüel haz.
  6. evde tırnak bakımı yapmak aslında sanıldığı kadar zor değil, bir kere doğru malzemeleri edinin, gerisi kendiliğinden geliyor. tırnak etlerini yumuşatmak için birkaç dakika ılık suda bekletmek şart, sonra işin içine biraz sabır katın, gerisini siz de hallederiniz. ben yıllardır evde yapıyorum, salona para dökmekten beter oluyordu, şimdi hem zamanım hem de cebim rahat.
  7. evde bakım deyince çoğu kişi ya salona koşuyor ya da hiç yapmıyor. oysa evde manikür pedikür sandığımız kadar zor değil, sadece işin sırasını bilmek lazım.

    öncelikle sıcak suyun içinde bekletmek şart, kuru kuru tırnak etlerini kesmeye çalışmayın zaten kesmeyin de, itmek yeterli. ardından hafif bir peeling ile ölü deriden kurtulmak işi yarılıyor. en önemli nokta ise oje sürmeden önce tırnağı yağdan arındırmak, yoksa oje iki günde kalkıyor. üstüne mutlaka top coat, bu işin sırrı resmen. ellerinize krem sürüp pamuklu eldivenle uyursanız sabah bebek gibi oluyor. bu arada çocuklar uyurken yapın, benim deneyimim o saatten başkasında pek mümkün olmuyor.
  8. aynaların karşısında geçirdiğimiz o yarım saat aslında kendimizle randevumuz, tıpkı terapi seansı gibi ama faturası daha ucuz. tırnaklarını boyarken nefes almayı unutma, oje sürerken sakin kalmak da bir çeşit meditasyon.
  9. eller ayaklar hizmet etsin biraz kendimize diye dusunurken, islak disicilina maruz kalmak ve narin nazik davranmak onemli. odediklerin yetmiyor gibi ama bazen kendi kendine bakim, huzur bulmak icin yeterli oluyor - biraz nemli bir sabana benzer ama.
  10. evde manikür pedikür denince akla ilk gelen şey bir kabus: tırnaklarımı keserken canımı acıtmak, ojeyi sürerken iki dakika sonra bir yere çarpıp mahvetmek ve en kötüsü oje kururken bir şeye dokunma korkusuyla fiske gibi oturmak. ama yılların tecrübesiyle öğrendim ki işin sırrı çok basitmiş: sabır ve doğru ekipman. her şeyden önce tırnaklarınızı ılık suda bekleterek yumuşatın, sonra etrafını nazikçe itin. oje sürmeden önce mutlaka baz kat kullanın, yoksa ertesi gün oje tırnaktan kalkar ve siz yine mahvolursunuz. en kritik nokta ise oje sürdükten sonra üzerine hızlı kuruyan sprey sıkmak veya biraz bekleyip soğuk suya tutmak. bunu yapınca artık oje kokusunun arasında hayatınızın en sorunsuz manikürünü yapabilirsiniz. ha bir de çantanıza her zaman bir dosya koyun, en küçük kazada imdadınıza yetişir. bu işin lüks salonlardaki karşılığı elli lira ama evde sadece bir saat kadın emeği. bizimkisi de yağsız çayın keyfi gibi başka.

    (bkz: kendine yapılan yatırım en karlısı)