• bugün (111)
  1. kendi tırnaklarıma bakarken en çok önemsediğim şey ortam. evde de biraz spa havası yakalamak lazım; lavabonun yerine güzel bir tepsi koy, havlu temiz olsun, başına güzel bir şey sür. ışığı iyi ayarla, çünkü bir uzaylı gibi çalışırken tırnak etlerine kıyarsın. suyun sıcaklığı 38 dereceyi geçmesin; etrafı sabun ve tuzla doldur, biraz ritüelleşsin hepsi masajla devam eder.

    krem seçiminde de uçuk formüllere gerek yok; iş çoğunlukla kesmekten değil, yumuşatma tekniğinden geçiyor. lake uygularken ise yavaş ilerleyen, ince katman dediğim şey en iyisidir. soğuk bir odaya geçmeden, iki katı fazla aseton yerine tırnakları dinlendirmek gerçeğini asla unutma. ve ben bir de şunu eklemiş bulunuyorum: neylessiniz bu ev işleri içinde zihin genişliyor da, bezleri ve notları olanların huzuru misali dostluklu geçiveriyor. işlem bitince el kremi, üç fincan da sakinleştirici çay; kendine gelmen değil mi?

    uzun süren stressiz hafta için bu bir fırsat. velhasılı kendi köşende ölçülü ve narin ol; dünya varken bazen zamanı kımıldatmak güzeldir.
  2. iki çocuğun teneffüs saatlerinde kendime on dakika ayırmamın mücadelesi var bu işte. bankada ona buna hesap kesmek kolay ama ofisin 5. katında iki telefon ve mutfaktan da cips tıkırtısı sesinden gelen yöneticilikle baş erkekler birisi gibi püf noktasına geldim: oje çıkarıcının yanına pamuğu bağlarken asla suya ıslatma.

    bir kere tırnak etlerine yaptığım şey tamamen eczaneden küçük onbir liralık yumuşatıcı damlayla biraz zaman kazandırıyor. soğuk su yerine sabunla krem bekletip katrand kalan pullar kolayca gider; bue gezegen uygulamasını abarttığınızda cilt berbat olur. gerçek knowe soğuk olmaz, kuralların bütün pratik olabilir. küçük şekerim törpüyü hep aynı yöne süpür; ileri geri yapmak cildi delier. yani günün zaferi bebeğin uyuduğu dakika birikimi ile ölçülür, kozmetik malzemeyle değil, ama anlamlı ve hep beni tüm oje izlerinin kadifesi temizletir.
  3. aslında evde manikür pedikür dendiğinde ilk akla gelen el yordamıyla sürmek ama işin sırrı önce ayakları iyice ıslatıp bu tarz birkaç damla badem yağıyla masaj yapınca sonuç değişiyor, manikürde ise tırnak etlerine asla cetvelle değil tahta çubukla ittirin yoksa ertesi gün tırnak etleriniz moda olur
  4. kendin yap deyince her şeyi becerebileceğini sananlar var ama iş manikür pediküre gelince işler değişiyor. önce tırnak etlerini ittirmeden, dosyalamayı bilmeden o jel görünümünü elde edemezsin. en önemlisi de baz katı atlamamak arkadaşlar, yoksa rengin üstüne çıkmaz bir haftada soyulur.
  5. iki haftada bir salona gitmekten sıkılanlar için birebir, ama tırnak etlerini kesmek yerine itmeyi öğrenmek şart. (bkz: tırnak bakımı)
  6. kartlar diyor ki evde bakım yaparken acele etme, her tırnak birer enerji kuyusu. kendine biraz zaman ayır ve ruhunu da törpüle.
  7. tırnaklarını yaparken gökyüzüne bakıp hayallere dalma, önce ellerine odaklan yoksa oje akar gider. ben astronomiye merak saldığımda hep acele ederdim, şimdi sakin sakin törpüleyip uzaklara dalmayı tercih ediyorum. (bkz: tırnak bakımı inceliği)
  8. evde manikür pediküre girişmeden önce ellerinizi ve ayaklarınızı ılık suda bir güzel dinlendirmek şart. tırnak etlerini itmek için metal aletler yerine tahta bir çubuk kullanmak daha sağlıklı oluyor. bir de oje sürerken acele etmemek lazım, kat kat ve kuruyarak ilerleyince hem kalıcılık artıyor hem de düzgün bir görüntü elde ediliyor. haftada bir bu ritüeli yapmak insanın kendine olan saygısını tazeliyor resmen.
  9. evde yaparken tırnak etlerine kimyasal sürüp beklemek yetmez, doğru törpü yönü ve kütikül itici kullanmak çok önemli ama bazen o telaşla kendimi bir gezegende hayal edip işi yarım bırakıyorum.
  10. banyodan çıktıktan sonra tırnak etlerini geri itip nemlendirici sürmek işin yarısını çözüyor. bir de o jel görünümlü üst kat cilalar var ya, işte onlar olmadan asla. evde gece gece kendine bakım yapmak yalnızlığın bana sunduğu en büyük lüks sanki.bu tarz profesyonel bakım bu tarz kendine zaman ayırmak