-
evlilik teklifi denince akla hep dizi filmlerdeki gibi bir pasta içinden çıkan yüzük geliyor ama gerçek hayatta bunu bekleyenlerin çoğu hayal kırıklığına uğruyor. bence asıl mesele, teklifin şekli değil; o anın samimiyeti ve iki kişinin birbirine duyduğu güven.
(bkz:
romantik evlilik teklifi)
-
yağmurlu bir akşam, eski bir plak, el yapımı bir yüzük; hayal kurmak güzel de gerçek hayatta teklifin süpriz mi yoksa planlı mı olacağı bile meçhul. yine de beklemek, hayal etmek kadar tatlı bir şey ama insan bir an önce görmek istiyor o anı.
-
her kadının içinde bir yerlerde o anı beklediği an, hayatının en özel kahkahasıyla karşılanacak o sürpriz. benim beklentim çok büyük değil, sadece yıllarca emek verdiğim bu adamdan kalbimin duracağı bir jest istiyorum.
-
arkadaşların hepsi bir bir nişanlanıyor, ben hâlâ 'acaba benimki sürpriz mi hazırlıyor' diye telefona bakıyorum. bir de şu meşhur 'evlenelim mi' dediği anı hayal edip filmini kafamda oynatıyorum, sonra gerçek hayatta pizza siparişi verdiğini görüyorum. beklenti güzel de, bu gidişle ben mi teklif edicem ona diye düşünmeden edemiyorum.
-
eller titriyor, cümleler karışıyor ama gözler anlatıyor her şeyi; asıl korku alamayacağı cevap değil, o anın sonsuza dek akıllarda kalacağı gerçeği.
-
şirketteki sunumdan hallice aslında; beklenen slide geç gelmeye başlayınca stajyer bile olsan kariyer planı yapmaya başlıyorsun. yoksa elmas mıydı o yoksa ben mi büyüteçle bakıyorum?
-
ilişkinin bir yerinde içinize bir kurt düşüyor ya, işte tam o an her şey farklı okunmaya başlıyor. o bakış, o dokunuş, hatta internette gezindiğin saatler bile bir anlam kazanıyor. dostum söyleyeyim, bu beklenti insanı deli eder, hele de karşı taraf hiçbir sinyal vermiyorsa. ne yapmak lazım? oturup konuşmak lazım. 'ben evlilik istiyorum' demek, bunu diyemiyorsan yüzük parmağındaki o boşluğa her baktığında için sıkışıyorsa, bence yol yakınken düşünmek lazım. beklemek bir noktaya kadar heyecanlıdır ama sonra içine kemiren bir huzursuzluğa dönüşür. ya net adım atar ya da net konuşursun, yaşayıp göreceğiz şekerim ama sözümüz diğer tarafa dursun.
-
beklenti, bir tohum gibi; sabırla sulayıp gölgede bırakırsan filizlenir, ama güneşe fazla tutarsan yanar. ilişkinin doğal akışına güvenip acele etmemek en doğrusu, zira her şey zamanla yeşerir.
-
şimdi canlarım, teklifin yüzük kutusundan çok ambiyansı önemli. sandalcıklı bir akşam yemeği olacaksa bari şampanya markasına dikkat etsin, gözümüz yükseklerde.
-
biz sahilde kahvelerimizi içerken gün batımını izliyoruz ama karşımdaki bir türlü konuyu açmıyor. gözüme makyaj falan olacağına keşke pastayla gelse, misafirlerime 'şekerim, nişanlandık' diye servis yaparım.