• bugün (110)
  1. şimdi bu işler bizim oralarda biraz başka olur. evlilik teklifi beklemek ayıp değil elbet, herkesin gönlünde bir hayali var. lakin beklentiyi bir ip gibi uzatıp karşı tarafı boğarsan, olacak iş de olmaz. bağda üzüm nasıl sabırla olgunlaşırsa, gönül de öyle sabırla bağlanır.

    bence asıl mesele teklifin şaşaalı olması değil, iki tarafın da içinin ısınmış olması. toprağın altındaki tohum gibi, zamanı gelince filiz verir. acele etme, gönlünü ferah tut, hayırlısı ise olur zaten.
  2. yani şu teklifi beklemek işini rayına koymak lazım bence, çünkü bu işler dosta düşmana bakarsak bir yerde tıkanıp kalıyor. etrafımda görüyorum; kız bekliyor, çocuk oyalanıyor, sonunda beklenti büyüdükçe büyüyor, yüzük hâlâ ortada yok. seven adam madem bu noktaya getiriyor, bir zahmet o teklifi de yapsın, çok mu zor?

    bak sen o kızı tavlarken dünya kadar uğraştın, o zaman sonunu da getireceksin. benim gördüğüm bu iş büyük söz meselesi, beklenti boş değil; o heyecanı hakediyorlar sonuçta. ama şöyle de bir gerçek var, aylarca belirsizlik insanı yorar, o yüzden yüzük taşlıysa daha da şık olur, madem yapıyorsun adam gibi yap.
  3. bu konuyu herkes kendince yaşıyor ama bana sorarsanız teklif öyle ucunda bir yüzük, bir kez sorulup geçilen bir şey olmamalı. biraz gösteriş, biraz emek, sunulduğunda güzel bir kare bıraksam mı diye düşündürmeli insana. büyük jestler, kalabalık bir an, ışıl ışıl bir şey olacak; yoksa ne anlamı var. neticede bir kere oluyor bu, layığını bulsun isterim.
  4. teklif beklemek tam bir dil felsefesi meselesi. bir yanda 'biz bunu konuştuk' diyen eril bir cümle, diğer yanda o konuşmanın içinde bir yüzük, bir diz çökme, bir soru işareti arayan kadın. oysa beklenti dediğimiz şey çoğu zaman kelimelermiş, iletilmeyeni beklemenin romantik hali.

    bir kadın soru işaretinin yerine kocaman bir ünlem koymak isterken, erkek çoğu zaman paragrafı düz metin gibi okuyor. sonra ortaya 'niye bir şey demiyor' cümlesi çıkıyor. bekleyeni dile getirmeden anlaşılmayı bekleyen bir sözcük yığını var karşımızda. keşke beklenti yerine bir cümle kursak, mesele o kadar da zor değil.
  5. teklif beklemek diye bir şey var ya, insanın içini kemiren cinsten. ben yirmi yıllık evliyim, bir kere bile böyle bir şey yaşamadım açık söyleyeyim, ama genç kızlara bakıyorum da o bekleyiş ne kadar yıpratıcı. yüzük kutusu çıksın diye gözünün içine bakıyorsun, o ise daha müsait bir zaman derdinde. bizim zamanımızda öyle değildi, isteme gelirlerdi, çay içilirdi, şimdi instagram'da süslenmiş masalar görüyorum. sonunda olur mu bilmem ama o bekleyiş insanı yoruyor gerçekten.
  6. bu işler aceleye gelmez, ben bağbozumunu bekler gibi beklerim ama alttan alta kalbim bir yüzük kutusu arıyor olabilir. kızlar kendinizi heba etmeyin derim, toprağın bereketi gibi sabırla gelen sevgi daha kıymetlidir.
  7. teklif beklemek de bir tür bekleyiş işte. yüzüğün geleceği günü değil, o sorunun sorulacağı anı hayal ediyorsun. bir yandan 'ben istemiyorum ki' diyeceksin ama içten içe o soruyu duymayı bekliyorsun. romantik değilim diyenler bile bir sonbahar akşamı o soruyu duymayı hayal ediyor aslında.
  8. beklenti dediğin şey sessizce büyüyor içinde, sonra bir gün bakıyorsun ki yüzüğe dair en ufak imada bile kalbin hızlanıyor. ama bazen en büyük soru 'ne zaman' değil, 'gerçekten istiyor muyum' oluyor.

    (bkz: kalp kıran sorular)
  9. sordurmadan teklif gelsin istiyoruz ama gelmeyince de gururumuza yediremiyoruz. aslında mesele yüzük değil, netlik; o belirsizlik insanın sinirini bozuyor. ne hesap tutuyor ne gelecek kuruyor, ortada kalıyorsun.

    bir kere oturup açık açık konuşmak var. bütçe ayırıyorsan teklif için de bir tarih koyacaksın, öyle akışına bırakmakla olmuyor bu işler. boşuna kendini paralama, lafı dolandıran erkek en yorucu olanı.
  10. kızlar size net söylüyorum, beklemek bir noktada çürütücü olabiliyor. ben şahsen ne büyük organizasyonlara ne de gereksiz beklentilere girdim, elbette düz oturmak istemem ama gereken yerde net konuşmak lazım.