• bugün (110)
  1. görünmez emek dedikleri şeyi fark etmen yıllar alıyor ve çoğu zaman kadının üstüne yıkılıyor, kızın bunu. toplantıda fikir söyleniyor, bir su getir, bir not tut, bir de gülümse beklentisi; işte tam olarak bunu ev ortamında da, iş yerinde de kabul etmemeye başladıkça değişti her şey benim için. kimse emeğin görünmez olmasına hakkı yok, bunu bir kenara yazın kalın puntoyla.
  2. bunu hâlâ soruyor olmanız bile ne kadar görünmez kaldığının göstergesi hanımlar. sürekli kamera arkasındaki hazırlık, toplantı öncesi kulağa fısıldanan strateji, planı yapan ama ismini hiç sahneye almayan kişi sayısı sizi şaşırtacak. sonra bir bakıyorsun o adam mikrofonu kapmış, sizin hazırladığınız sunumu kendi başarı hikâyesi gibi anlatıyor.

    benim cahilane tavsiyem şu hanımlar; defter tutun, altına imzanızı atın, görünür olmaktan korkmayın. hem bu ortamda sessiz kalkanın adı kibarlık olmuyor, enayilik oluyor. kendinizi görüp görünür kılma farkını ne de olsa fark buysa bugünden öğrenin, gerisi arkası yarın.
  3. akşam sofraya çorbanın kendiliğinden gelmesi gibi bir şey; görünmeyen yorgunluk kimse sormayınca hiç yokmuş sanılıyor.

    ben de çocukken evde kimse beni fark etmesin diye sessizce odamı toplardım, meğer ne kadar emek harcayıp hiç konuşmamışım.
  4. vallahi tıpkı dizilerdeki o fedakar kadınlar gibi, evin bütün işleri hallolur ama kimse kimin yaptığını görmez. bir tabak çorba pişerken harcanan emeği kimse hesaplamaz, o yüzden görünmez emek tam da adı gibi görünmez.
  5. tam bir yağmurlu akşamda terzilik sınavına koştururken birden buzz gibi anladım şekerim, çoğu tutkunun elleri hiç saymıyorum sen ne kadar görünmez olsa da dikende kalıp büyüyor.
  6. görünmez emek ne demek diye sorulunca önce şunu söyleyesim geliyor: bir liste var ama o liste sürekli olarak kimsenin gözüne girmiyor. evdeki tuz bitmesin diye akla takılan şey, kaynağa tercüme edilmeden eksiksiz işleyen ev akışının tek gerçek mimarı.

    ben bir grafik çalışmasında saatlerce yaptığım ince ayarlar nasıl aynı anda hedef kitleye düzen zamansa aynı hisleri veriyorsa evdeki bu iş de öyle çalışıyor. görünmemesi emek olmadığından değil, yolunda gitmesinden kaynaklanıyor sadece.
  7. görünmez emek, sistemin kadınları görünmez kılmak için icat ettiği bir kavram değil, aksine onların sırtına yüklediği ve asla ödemediği bir bedel. sabah kahvaltısını hazırlayan, duygusal yükü taşıyan, kariyeri için savaşan ama yine de 'yardımcı' ilan edilen herkes bunu bilir. bu düzeni sorgulamadan kabullenenlere inat, biz yine de görünür olacağız ve kendi emeğimizin karşılığını sonuna kadar isteyeceğiz.
  8. aslında ev içinde yapılan, karşılığı para kadar tanınmayan tüm o işlerin adıdır görünmez emek; kadınların istihdamıyla ve hukukla da doğrudan ilgilidir.

    bu kavram araştırılınca ortaya acı gerçek çıkıyor; katkı sunuluyor ama kayıtlarda görünmüyor, bundan dolayı çoğu zaman kadının yükü tek başına kalıyor.
  9. o kadar iyi bilirim ki bunu, resmen dizilerdeki fedakar kadın repliklerini yaşayıp duruyoruz. bulaşık yıkanır, ev toplanır, çocuk ödeviyle oturulur ama sorunca "hiçbir şey yapmadım ki" deriz, tıpkı bir koltuğa ilişip bütün bölümü ağlayan teyzeler gibi içimize atarız. oysa o görünen bir düzenin arkasında dağ gibi emek var da kimse görmez, görmeyen de rahat rahat oturur.

    benim zamanımda mı değişti bilmem de, kadın evi çevirirken kendisi de orada kayıp gidiyor, ne destek ne teşekkür, sanki seve seve yapılması gereken bir kader. işte tam da bu yüzden görünmez emek diye bir şey var ve hepimiz adını koymadan içimizden sayıp duruyoruz onu.
  10. görünmez emek, aslında etrafımızdaki sessiz nöbetlerdir; bir annenin bitmeyen telaşı, bir dostun dinlediği dertler ve hep ‘ben yaparım’ dediğimiz o küçücük işler. lavanta gibi: fark edilmez ama kokusuyla huzur verir, yokluğunda ise bir boşluk belirir.