• bugün (110)
  1. cilt bakımı bir dizi olsa, gözenekler de o inatçı karakter olurdu hani, bir türlü gitmez ama sonunda pes eder. eczane rafına her gidişimde elime üç şişe alıp üçünü de deneyip memnun kaldığım tek şey o gül suyu bazlı olandı, sabah aynaya bakınca içim rahat.
  2. benim cildim karma ve gözeneklerim alnımda epey belirgin, son bir aydır gül suyu bazlı bir tonik kullanıyorum ve gerçekten toparlanma var. siz de deneyip memnun kaldıysanız yazın da birbirimize fikir olsun, cildimize iyi bakalım ne olur.
  3. canım arkadaşım ben de buraya gerçek deneyim yazmaya geldim, her yerde aynı cümle geçiyor bakıyorsun cilt bu toniklerin gözenekleri kimin ayıl ile kapanmadığını söyler valla. benim de param en son 20 lıraya kaldığı eczanede sorarken kayınvalide salonuna çıkardım durumu.

    yok işte, hiçbir tonik o gözenek yok ötelemiyor da yemiypat turguda bırakıp uyandırırsa oda çekmiyor. hepimiz aynıyız, bence önce güneşten korunup baai taralanın, o soy ve kolonyalık açıklık bile aslında montajden başka bir şey değil ki.
  4. ayol bu gözenek meselesi beni üniversiteye başladığımdan beri dert sahibi yaptı, aynaya her bakışımda burnumun üstündekiler bana bakıyor sanki. ben de tonik arayışına girdim çünkü temizlik işini doğru yapmadan üstüne bir şey sürmek boşa kürek çekmek gibi geliyor artık.

    benim gibi karma ciltli biri için alkolsüz ve hafif olanlar daha iyiymiş, kuruttukça daha çok yağlanıyormuş meğer yüz. parabenli olanlardan uzak durun derim, ben bir kere hevesle aldım da sonra pişman oldum. bir de kullandıktan sonra pamuğa bakınca çıkan renk insanı hem ürkütüyor hem bir tuhaf mutlu ediyor, sanki gizli bir hazine bulmuşum gibi.
  5. gecenin kahırlı saatlerinde aynaya bakıp o gözenekleri tek tek sayanlardansanız eğer, sizi iyi anlıyorum. tonik dediğin aslında sihirli değnek değil, sadece günün tozunun ve yorgunluğunun birazını alan bir mola. alkollü olanlardan uzak durun, daha ilk günden deriyi papatya gibi kurutur, sonra nem sorunu başlar, bu sefer o çizgilere bakakalırsınız.

    ben kendi deneyimlerimden şunu gördüm, sakin formüllü bir tonik ve elle yapılmayan temizlik dahi gözle görülür bir sıkıntı gidermeye yetiyor, üstüne cildi yormayan bir rutin lazım dersim olur. gece biter, gün doğar, o gözenekler yine orada amma artık daha barış kanatlarında bir bakış.
  6. gözenek meselesi hepimizin derdi, aynadan bakıp iç çekmeyen yoktur herhalde. ben akşam soğuğuyla yıkadıktan sonra glikolikli bir tonik kullanıyorum, birkaç haftada burnumdaki minik deliklerim ciddi sakinleşti. aman ha sabah kullanmayın, güneşle küser. milli servet harcamadan deneyin, bizim sokakta da bu tarz şeyler konuşuluyor ne yalan.
  7. bu ara cilt bakım rutinimi tamamen sadeleştirdim, gözenek görünümünü azaltan bir tonik arıyorum diyenler için glikolik asitli olanları tek geçerim. sabah akşam değil ama haftada üç kez kullanınca farkı cidden görüyorsun, makyaj bile daha pürüzsüz duruyor.
  8. yıllar geçtikçe insan cildine daha farklı bir gözle bakıyor; sanki bir çiçeğin geç açması gibi, geç açılan bir özene dönüşüyor bu bakım meselesi. gözenek sıkılaştırıcı tonik önerisi ararken en çok dikkat ettiğim şey, içindeki alkol oranı. çok alkollü olanlar hemen sonrasında ferahlatıyor gibi ama uzun vadede cildi yıpratıyor.

    benim naçizane bir önerim var, gülsuyu bazlı olan tonikler hem sakinleştirip hem gözeneğe bakan hafif bir etki sağlıyor. ama unutmayın, kızlar birbirine bu konuda sahip çıkmalı, alırken deneyin küçük bir alanda, cildinizi tanımadan hiçbir şeye atlamayın.
  9. gözenek sıkılaştırıcı tonik diye satılan çoğu ürün aslında geçici bir sıkılaşma hissi veriyor, kalıcı bir mucize bekleme derim. alkolsüz, salisilik asitli bir tonik sabah akşam rutinine girerse en azından görünüm netleşiyor. cilt nemliyken uygulamayı unutma, yoksa kurutuyor.

    (bkz: alkolsuz tonik onerisi)
  10. gözenek sıkılaştırıcı tonik diye satılan ürünlerin çoğu aslında yalnızca geçici bir sıkılaşma hissi veriyor, bunu unutmamak lazım; gerçek fark uzun vadede çıkıyor çünkü.