-
geçmişteki ihanetlerin izleri öyle kolay silinmiyor, her yeni insanı potansiyel bir düşman gibi görmekten yoruluyor insan ama bir yandan da hak vermemek elde değil.
-
bir kadının geçmişte yaşadığı her hayal kırıklığı, yeni bir ilişkide sevgiyi bile sorgulamasına neden oluyor. sonra da neden yalnız kaldığını sorguluyor, oysa kapıyı kendi kilitlemiş.
-
küçük yaşlardan itibaren çevrendeki herkesin bir gün seni hayal kırıklığına uğratacağına ikna olmuşsan, büyüyünce de bu ön yargıyı silip atmak kolay olmuyor. insan kendi kabuğunu o kadar kalın örüyor ki, biri samimi bir şekilde elini uzatsa bile kuşkuyla bakıyorsun içten içe. aslında sadece bir kere güvenip yanılmamak için değil, bir kere daha toparlanamayacağını bildiğin için.
-
aslında hepimiz geçmişte birinin bize 'yeterli olmadığımızı' hissettirdiği bir anı saklıyoruz. o an, sonraki tüm ilişkilerde bir gölge gibi peşimizden geliyor. güven yoksa zaten sevgi de yok, sadece bir alışkanlık döngüsü var.
-
küçük bir şüphe, büyük bir kaygıya dönüşüyor. oysa bazen sadece bir fincan çay eşliğinde konuşmak bile yeterli olabilir.
-
2000'lerdeki o eski dostluklar varken herkes birbirine güvenirdi, şimdi instagram dm'den bile şüpheleniyor insan.