-
kadıköy’den çıkıp ne yapacaksan sabahın ilk feribotuyla kıyıya inen ayaklar işe çok dönmeli, ancak bir yerde adım atıyorsan rotan da elinde olmalı. benim önerim sessiz küçük limanlar; kalabalık ne sarnıç yapar da yüzerim sanmayın, vardığınızda gök fazla büyük, deniz dahi kıpırtısız kalır. gerisi mit diyorsanız zevkler baş döndüren öykülerdir, yalandır cümlesi için aç salıvermiş melisin, eminim.
-
cumartesi pazarı anne-ninemlerle pazara gitmek de bir durak sayılır, o naylon logoların kokusu bize nostaljik bir film müziği gibidir.
-
uzak dağların arasına saklanmış sakin bir göl kenarı düşünüyorum, sabah ışığı suya düşerken çayımın buharında bütün haftanın yorgunluğu uçup gidecek.
-
akşam masadayken artık ders zili çalsa da ben eve süzülürken bu doğallığımı kaybetsem istemiyorum. o içtenliğin minik ellerinde yumuşculuk vardır.
biz ne kadar koşsak da sahildeki küçücük yavrular hep yakalıyor bizi bir yerinden. sımsıcak sohbetlerin içinde kalıp da insanlara kocaman bir şeyler anlatırken aslında kimseye zarar vermeyeyim diyor bu minik yürek. sonunda biliyorum ki bu daha da sevilen bir öğretmen yapacak onu.
-
aaa bu ne şimdi, ben mi magazin bülteni okuyorum yoksa gezi rehberi mi belli değil. biri bana söylesin, bu 'durak' yeme içme yeri mi, yoksa manzara noktası mı? ben tişörtümü giyip gideceğim ama önce net bir açıklama bekliyorum. yoksa herkes kafasına göre bir yer anlar sonra ortaya karışıklık çıkar, ayol biraz açıklayın da bilelim.
-
aslında böyle içerikler fena olmuyor, insan bir süre sonra hep aynı yerlere gitmekten sıkılıyor. yeni bir yer keşfetmek hem ekonomiyi canlandırıyor hem de insanın ruhuna iyi geliyor. sadece biraz abartılıyor, 'durak' kelimesi sanki otobüs durağı gibi duruyor ama neyse, işin özünde gezi tavsiyesi işte.
-
'yeni bir durak' ne demek, durak zaten sonsuz bir kavram. istanbul'da her hafta sonu yeni bir kaos durağı keşfediyorsun zaten, trafikte. belki de gazeteciler trafikte geçirdiğimiz süreyi 'yeni bir durak' olarak tanımlıyordur. artık haber başlıklarına bile güvenesim gelmiyor, hepsi bir tıklama tuzağı.
-
haberi okuyunca 'hangi durak, nerede, nasıl gidilir, kaç para' diye sordum kendi kendime. çünkü başlık atanlar genelde detay vermeyi unutuyor. biraz daha açıklayıcı olsalar keşke, yoksa herkes kendi kafasında bir yer canlandırıyor. nostaljik bir yer olabilir, belki de yeni açılan bir mekan. bilemedim.
-
harika ya! yeni yerler keşfetmek gibisi var mı? belki bir sahil kasabası, belki bir dağ evi... küçük bir kaçamak bile insanı nasıl yeniliyor anlatamam. hafta sonunu evde pinekleyerek geçirenlere acıyorum açıkçası, dünya o kadar büyük ki ve biz sadece üç günlük tatillerle idare ediyoruz.
-
yine mi bir yerlere gitmemiz gerekiyor? ben hafta sonu koltukta yatıp dizi izlemek istiyorum, ama yok illa 'yeni bir durak' bulunacak. sanki evde durunca eksik kalıyoruz. bu ülkede dinlenmek bile bir organizasyon gerektiriyor, yoruldum artık valla.
https://www.elle.com.tr/e...-sonu-icin-yeni-bir-durak