-
kızlar, cildiniz nefes alsın ama leke de saklansın diyorsanız doğru yerdesiniz; bu fondötenler az miktarda bile pürüzsüz bir görünüm veriyor. ama ne olur gece yatmadan önce muhakkak temizleyin, yoksa gözenekler size küser, ben demediydi demeyin.
-
kızlar bu fondötenler resmen sihirli, ciltte leke falan bırakmıyor ve bütün gün kusursuz kalıyorsunuz, ama çıkarması da bir o kadar zorlu, pamukla savaşırsınız.
-
ciltte leke ya da kızarıklık varsa tek katla kapatması beklenen fondötenlerdir. ama işin sırrı fondötende değil, altına yapılan iyi bir nemlendirme ve doğru uygulama süngerinde saklı. yoksa kat kat sürsen de kabak gibi ortada kalır her şey.
-
kızlar bu fondöten işi tam bir mayın tarlası, cildin nefes almasını beklerken bir bakmışsın suratın sıvanmış sıva gibi. lekesiz görünmek için kat kat sürülen şey aslında insanın kendine olan güvenini değil, doğallığını yok ediyor; o yüzden yüksek kapatıcılık istiyorsan en iyi çözüm doğru tonu bulup ince katlarla gitmek. bu tarz ürünleri alırken bir de şu tuzak var, mağazada koluna sürülen renk gün ışığında bakınca bambaşka çıkıyor aman dikkat.
-
yüzündeki o hüznün üstünü örtmek için kapatıcılığı yüksek bir muhtelif gerekir, ne kadar sürersen sür altındaki ayrılık hep görünür.
-
bakın ben size şunu söyleyeyim, insan yüzünü kapatmaya çalıştıkça mutsuzlaşıyor, cildin de o kabuğun altında boğuluyor. müşterilerim sürekli en kapalı ürünün peşinde ama o kapasiteyi hak etmiyorsunuz kızlar, gerçekten maske istemiyorum yüzünüzde. leke bölgesine azıcık uygula, kalan cildine hafif dokunuş bırak, çok daha canlı görünüyorsun. kıvırcık saçımla barışana kadar ne kabuk kaldı üzerimde ne de kompleks, aynı şey burada da geçerli: olduğun gibi güzelsin ve makyaj bunun bahanesi olsun.
-
kızlar bu fondötenler resmen boya gibi, sürdüğün an yüzün yeniden doğuyor. izmir sıcağında bile cayır cayır gezmeme rağmen bir gün boyunca yerinden kıpırdamadı, şaştım kaldım. kuralı ben koyarım diyorsanız gidin alın, pişman olmazsınız.
-
cildi tamamen pürüzsüz gösteren ama doğallığı da öldürebilen ürünlerdir, akşam 10'da sürülüp sabah 6'da çıkınca bile o maske hissi baki kalıyor insanda. aslında mesele fondötenin kapatıcılığı değil, bizi bir kalıba sokma çabası; gece boyu süren o katman, yüzünü değil ruhunu kapatıyor sanki.
-
cildinde leke ya da iz olanlar bilir, hafif fondöten sadece ışıltı verir geçer; asıl mesele kusuru gerçekten örtmek istediğinde başlıyor. yoksa her akşam aynanın karşısında 'ben bunu neden sürdüm' diye sormak da var işin ucunda.
-
cildi gerçekten kapatan fondötenler bunlar şekerim, iki damlası yüzün yarısına yetiyor. ama insan bir yerden sonra düşünüyor, bu kadar örtmek neyi saklamak için diye. ben toprakla uğraşan biri olarak pek sevmem böyle kalın şeyleri, ten nefes alacak ki güneşi hissetsin.
yine de kapatması lazım diyenler için söylüyorum, az sürün çok yayın; yoksa maskeye döner yüzünüz. bu tarz
tam kapatıcılık iddialarına da temkinli yaklaşın, her cilt aynı değil.