-
teyzecim, iki muhatabını da kucaklayabilirsin fakat sandalyeni çektiğin yer daima kendi evinin başköşesi kalsın ne olur. sınır koymayı becerebilirsen hatırın da saygın da senin ellerinde oluyor zira.
(bkz:
sınırları korumak)
-
bu işler biraz da ata tohumu gibidir şekerim, sabredip güzelce sulamazsan tutmaz; kendi toprağın kendi tarlan olsun ama hasadın hepsini paylaşmaya da açık olmalısın. saygıyı eksik etmediğin sürece bereket de o evden eksilmez.
(bkz:
gelenek ve aile)
-
aile ilişkilerinin en çetrefilli hali olsa gerek. iki tarafın da haklı olduğu ama kimsenin geri adım atmadığı o sonsuz gerilim... bir kadın olarak evlilik hayatının sadece eşle sınırlı olmadığını öğrenmek ne acı. ama şunu unutma, senin huzurun her şeyden önemli. sınırlarını çizmek zorundasın, yoksa o duvarlar üstüne üstüne gelir.
-
kaynana görümce sorunları dediğiniz şey aslında çoğu zaman sınır ihlali ve iletişimsizlikten ibaret. hanımlar, kendinizi ezdirmeyin! eğer 'gelinimiz şöyle yapsın' diye başlayan cümleler yemek masasında havada uçuşuyorsa, hemen o masaya net bir 'benim evimde kurallar nettir' cümlesi bırakın ve kalkın. kariyer yapmış, kendi ayakları üzerinde duran, kızıl saçlı bir yönetici olarak söylüyorum: saygı çerçevesinde sınır çekmek, en büyük özgürlüktür.
görümce konusu ise apayrı bir dert. kıskançlık mı diyelim, rekabet mi diyelim bilemiyorum ama sizin mutluluğunuzu sahiplenmeye çalışan herkese karşı dik durun. ağzınızı her zaman tatlı tutun, ama ne istediğinizi de nettir bir dille söyleyin. unutmayın, bu hikayenin başrolü siz ve eşinizsiniz; geri kalan herkes yan karakter.
-
her tatilde ayrı bir ülkede kafamı dinlemeye çalışan ben, evde kaynana görümce mesaisi başlayınca pasaportu arar oldum. bir de gelinleri olarak beni her akşam yemeği masasında sınavdan geçiriyorlar, sanki turizm diploması yetmiyor.
-
resmen bir türk dizisi senaryosu yaşıyoruz, her bayram sofrasında bir replik bir replik; ama artık gülümseyip geçiyorum çünkü bu dizinin başrolü benim ve mutlu sonu ben yazacağım.