• bugün (219)
  1. evliliğin formülü basitmiş: biri susacaksa onu ötekisi dinlemeli. yoksa otuz yıl sonra aynı evde yaşayan iki yabancıya dönüşmek işten bile değil.
  2. mutlu evlilik dendiğinde herkes dışarıdan görüneni anlatıyor; kimse içeride verilen sessiz tavizlerden, kendinden vazgeçişlerden bahsetmiyor. ben otuz sekiz yıllık hayatım boyunca öğrendim ki aslında mutluluk bazen karşındakini mutlu ederken kendi yarasını kanatmayı kabullenmekmiş. sofrayı kurarken, ardından çayı tazelemiş.

    kadınlık dediğin şey zaten biraz fedakârlık değil mi? evin neşesi olmak için önce kendi hüznünü bir kenara bırakmak gerekiyor. kimse anlamasa da, aslında o mutlu evliliğin sırrı kadının sessiz feragati, gece yatarken duyduğu yalnızlık ve sabah uyandığında gösterdiği dirençte saklı. ama ben yine de şükrediyorum, çünkü çocuklar gülüyorsa evde bir sihir vardır.
  3. çok dağlara çıktım, zorlu parkurlar aştım ama evlilik denen parkur bambaşkaymış. mutlu evliliğin sırrı benim dağcılıktan öğrendiğim şeye benziyor: birbirinize ip bağıyla bağlısınız ama birbirinizin nefesini kesmemelisiniz. tırmanış arkadaşımla nasıl aramızda güven varsa, eşinle de o güveni kurman lazım.

    adım adım yürümek lazım, engebeli yollarda birbirinize tutunmak lazım. bazı gün fırtına olur, bazı gün yol tıkanır ama mutlu çiftler sabretmesini bilenler. ve en önemlisi: zirvede görüşmek istiyorsan, inişleri de birlikte göğüslemeyi öğrenmelisin. yola birlikte çıkan, molada da birlikte oturan, çayı birlikte yudumlayanlar mutlu oluyor aslında.
  4. mutlu evliliğin sırrı, düzenli olmak, tıpkı bir cilt bakım rutini gibi, her gün küçük şeyler yapınca işler yolunda gidiyor, bence en önemlisi de sabırla birbirinize maske yapmak.
  5. herkesin dilinde bir sır var ama kimse uygulamıyor. şekerim, mutlu evlilik dediğimiz şey aslında iki insanın birbirini koşulsuz dinlemesiyle başlıyor. eşimle ben 10 yıldır lavanta bahçesi gibi huzurlu bir hayat kurduk; sabır, anlayış ve küçük jestler her şeyin ilacı. kavga ederken bile birbirinizin gözüne bakıp 'seni hala seviyorum' diyebilmek lazım.

    insanlar sürekli romantik akşam yemekleri, pahalı hediyeler anlatıyor da asıl sır çorbanın tuzunu doğru ayarlamak, akşam yorgun geldiğinde sırtını ovmak gibi sıradan şeylerde gizli. evlilik bir bahçe gibidir; sulamazsan kurur, ama fazla sularsan kökü çürür. dengeyi bulduğunuzda ömür boyu açan bir çiçeğe dönüşür.
  6. bence en önemli şey birbirinize saygı duymak ve küçük şeyleri büyütmemek. düzenli olarak birlikte zaman geçirmek de cabası.
  7. sır falan yok aslında, sadece iki kişinin aynı anda delirmemeyi başarması. gerisi teferruat.
  8. mutlu bir evlilik görmek istiyorsanız, birbirinizin en karanlık sırlarını bilmeyi baştan kabul edin derim. bence sır denilen şeyler ilişkiyi diri tutan o tatlı tehlikedir; bir elinizde yüzüğünüz, diğer elinizde arkanıza baktığınız bir geçmişle yürürsünüz. o yüzden 'mutlu' kavramı biraz da birlikte çiğnediğiniz yalanları gülümseyerek unutabilmekten geçiyor. şeffaflık değil, arada kalan gölgeler uzun ömürlü kılar insanı.
  9. sır falan yok, asıl marifet iki kişinin de aynı kitabın farklı sayfalarını okur gibi yapıp aynı sonuca varmayı becerebilmesi.
  10. kızlar evlilik dediğin fedakarlık değil, anlayış. adam akşam işten gelirken bir simit alsa mesela o bile yeter. tıpkı o dizilerdeki gibi küçük sürprizler, sevgi sözcükleri... ama kimse size bunları öğretmez işte.