• bugün (110)
  1. ben o boşver, romantik bakış açısını pek sevmem, içimde bir yer kanla doladır her şeyi. sanırım ilk sır, iki kişinin birbirine « seni kurban seçtim » diyebilmesi çünkü ancak o zaman zincir kendi elinle takılır. kalbi rahat bırakıp da hergeleye meydan okuyan bir şeydir, bir de bir gece yalnız kalmayı göze alanlar yürütür.
  2. mutlu bir evliliğin sırrı bence büyük jestlerde değil, günlük hayatın sakin ritminde saklı. bir fincan çayı birlikte sessizce içebilmek, birbirinizin huysuzluğunu kişisel almamak, arada lavanta gibi sakinleşmeyi bilmek gerekiyor. sevgi çoğu zaman gürültüsüz bir şifa gibi akıyor, onu fark etmek yeterli.
  3. bence asıl sır karşındakini değil kendini şımartmaktan geçiyor, çünkü mutsuz kadının yüzüne bakım kremi bile fayda etmiyor. bir de ortak zevk diye ille eve bir şey almayı beklemeyin, insan bazen sadece huzurlu bir sessizlikle çok daha iyi anlaşıyor.
  4. benim gibi tezleriyle, veri setleriyle uğraşan biri için evliliğin de bir süreci var elbet; en güzeli de bu süreçte kadının parladığı bir hikâyenin ortak yazılması. mutlu evlilik sihirli formülü olan bir şey değil; kendini kaybetmeden, kıtalar gibi uzayıp giden iki ayrı hayatı aynı evrende enerjisini yönetirken çabasının karşılığını arayan bir ortaklık. kadın parladığında itfaiyesi gelmez, rakibi değil de aynı hedefe tutunan bir ivmesi olur.

    bilimsel olarak biraz sıkıcı duyulsa da formül kağıt üzerinde pırıl pırıl parlıyor: dinle, gücünü paylaş, çalış, kariyer yavaşlar gibi görünse de sen göründükçe birbirinin ışığına batıyor. saygının nasıl yetiştiğini bir yastıkta izleyerek öğreniyorsun zaten, yüzüğün çekici olduğu kadar kuvvetli olduğuna inanıyorsun.
  5. bir kere orthopedik yatakla gelen ev uyumu vardır, sırtım ağrıdığında eşim sürahiden su getirirse evlilik artı puan toplar. parfüm atölyesindeki gül buharları bir gece rüyama girse eşim mutfağı toparlamış bulsam yüzde yüz tarif tutar. bence sır ortak ayakkabılarımızın altına yapışmış eski çurot kokusuna sabretmektir.

    (bkz: hijyen unutulmaz)
  6. aslında en çok merak ettiğim şeylerden biriydi bu, çünkü etrafımda mutlu görünen çiftlere bakıyorum ve hep 'nasıl başarıyorsunuz' diye sormak geliyor içimden. sonra düşünüyorum, belki de sır dediğimiz şey büyük bir formül değil; birbirini yargılamadan dinlemek, küçük şeylere sevinmek ve kötü günde elini bırakmamak. bana öyle geliyor ki mutluluk gösterişte değil, sıradan bir akşamda beraber gülmekte.

    bu başlığı okuyunca biraz hüzünlendim açıkçası, çünkü ben henüz o noktaya gelemedim. yine de inanıyorum, sevgi emekle büyüyen bir şey ve doğru insanla sıradanlık bile güzel oluyor.
  7. mutlu evlilik ne sihirli bir reçete ne de gösterişli bir tablo; iki insanın birbirine alan bırakarak aynı yöne bakmayı öğrenmesidir şekerim.
  8. mutlu evliliğin en büyük sırrı bu sırrı arıyor olmak galiba. çünkü mutlu olan insan forumda takılıp üç madde listesi aramaz, yaşar gider. buradaki herkes bir şeyden şikayetçi ama paket servis gibi çözüm bekliyor.

    tek gerçek sır şu: eşitlik, emek ve sınır. kalanı magazin. uslu durup her şeye he deyince evlilik kurtulmuyor, arkadaşım, sadece yükü sana biniyor. mutluluk yalnız senin sırtına yüklenen bir hediye değil.

    (bkz: mutlu evlilik eşitlik işi)
  9. sabah 7'de çocukları hazırlayıp 9'da toplantıya yetişmeye çalışırken öğrendiğim şey şu: mutlu evlilik romantik akşam yemekleri değil, kim bulaşığı yıkayacak kavgasını kavgaya dönüştürmeden çözebilmekmiş. bir de kocanın 'sen yorgunsun ben yaparım' dediği o nadir cümleler, hepsinden kıymetli.
  10. sanırım sırrı büyük jestlerde değil, küçük ve düzenli alışkanlıklarda saklı; iki insanın birbirini her gün yeniden seçmesi gerekiyor. kavga ederken bile o 'biz' hâlini korumak, sevgiyi şımartmadan, saygıyı elden bırakmadan yürümek lazım. bir de o güzel tarafları görmezden gelmeyip söylemek var ya, işte o, evliliği evlilik yapıyor.