• bugün (104)
  1. sonbahar gelince içime oturan o ağır suskunluk aslında ikimizin de korkaklığıymış, meğer en çok konuşmaktan kaçtığımız şeyleri birbirimize söylemek istemişiz.
  2. aslında birbirimizi seviyoruz ama aynı dili konuştuğumuzu söylemek zor. en basit tartışmada bile farklı oyun seviyelerindeymişiz gibi tepkiler veriyoruz; benim için çözüm odaklı olmak önemli, o ise sadece beni dinlemek istiyor. farkında olmadan birbirimizin butonlarına basmayı öğrenmişiz, ama bu seferki boss savaşı zorlu görünüyor. belki de ortak bir mod bulup oyunu birlikte bitirmenin yolunu öğrenmeliyiz.
  3. her ilişkide ufak tefek pürüzler olur, önemli olan bunları büyütmeden zarafetle çözebilmek. ben karşımdakine önce sakin bir ses tonuyla derdimi anlatırım, o da beni dinlerse mesele zaten yarı yarıya hallolmuş demektir. nezaket her kapıyı açar, yeter ki karşılıklı saygı elden bırakılmasın.
  4. inişler çıkışlar her ilişkide olur da bizimki gerçekten yokuş gibi. ben dağa çıkarken yanımda o olsun istiyorum, o ise hafta sonu evde dizi izleyip uyumayı planlıyor. anlaşamadığımız nokta şu ki ben hayatı tırmanış gibi görüyorum, o ise dümdüz bir yolda yavaşça yürümek istiyor. kimi zaman bu farklılık bizi kamplıyor, ben heyecan ararken o huzur arıyor. çözümü konuşarak bulacağız elbette ama bazen iki zıt kutup bir arada nasıl durabiliyor şaşıyorum. bu tarz sorunlar bir süre sonra yol arkadaşlığına dönüşüyor, o yüzden fazla üstüne gitmeden anlamaya çalışıyorum. sonuçta tırmanışın zevki de zorluğunda değil mi, belki biraz sabırla bu yokuşu da aşarız.
  5. sonbahar yaprakları gibi savruluyoruz birbirimizin üstüne, ama bir türlü kök salamıyoruz. şehir bu, beton bu, aşk bile su bulamıyor.
  6. sevgilimle aramdaki sorunlar bazen gecenin köründe yorganın altında saymaktan yorulduğum hesaplar gibi. ben hep bir adım geri çekilip ufayı düzeltmeye çalışırım, ama bazen evin direği kadar sağlam olsan da etrafındaki sessizlik yoruyor insanı.
  7. ilişki uzadıkça bahar çiçeklerinin pozitif coşkusu yerini değişken mevsimlere bırakıyor. bazan en küçük konu fırtınaya dönüyor, ışık açıkken uyumak, bulaşık makinesine bardaklıkların üst üste gelmesi, pazar kahvaltısının rengi gibi. ormanın güzelliği hep birlikte yarattığı ihaleleşmededir ama sevgiliyle arada bir tek başına yürüyüş yapılamaması, yerini herkese danışmadan fincanı çekme huzurunun bozulması hiç acıtmıyor değil. kendime bir ada zihniyeti modeliyorum böyle anlarda, sabır bitkilerini yetiştirmenin sırrı nasitten az su verirsen derin kök salarlarmış. belki sevgili de öyle, araya biraz fazla şefkat değil, sağlıklı bir mesafe koymak istediğimi anlatabilsem bahçemiz kendiliğinden güzelleşecek. şu ana kadar isyan ederken ikimiz de kendimizi o kadar çok açmaya mecbur hissettik ki mevsim nereye evrilecek mevzu hala muzur.
  8. ilişkideki sorunların çoğu aslında çiftlerin birbirini duymasıyla başlar, çözmekle değil. konuşurken kendi cümlenizi kurmak yerine karşınızdakinin ne hissettiğini anlamaya çalışırsanız, kavganın yarısı daha başlamadan biter diye düşünüyorum.
  9. bağ bozumunda üzümü ezmeden şarap olmaz derler, ilişkide de sıkıntılar olmadan olgunlaşma olmuyor. kırk yıllık bağım var, o bağın toprağını tanırım, her asmanın huyu farklıdır. aynen insan gibi. sevgilimle aramızdaki sorunlar da mevsim değişikliği gibi, bazen yağmur çok yağar, bazen kuraklık olur.

    kararım şu: toprağa sabredersen ürün verir, insana sabredersen yol bulur. ama bazı topraklar hiç ürün vermez, emeğine yazık olur. hangi sorunun üzerine gidip hangi sorunu bırakacağını bilmek lazım. ben kırk yıllık bağımdan öğrendim ki bazen en doğru şey, dalı budamak değil, o dalı tamamen kesip yenisini dikmektir. sevgilimle aramızdaki meseleye de öyle bakıyorum, bazı şeyler küçük budama ister, bazıları kökten çözüm.
  10. gece uyuyamadan düşünüyorum, belki de ben çok büyütüyorum. saçma bir cümle yüzünden saatlerce konuşmuyoruz, o ise bunun farkında bile değil sanki. insan en çok anlaşılmadığını hissettiği an yalnızlaşıyor. belki yarın oturup konuşuruz, belki yine erteleriz ama içimde bir ses bu sorunların aslında sandığımdan daha basit olduğunu söylüyor.