• bugün (110)
  1. sosyal fobi dediğin şey aslında beynin seni gereksiz yere korumaya çalışmasından başka bir şey değil. küçük adımlarla başlamak lazım, markette kasiyere iki kelime fazla etmek gibi. zamanla o korkunun üstüne gidince bakıyorsun ki kimse seni öyle didik didik izlemiyor, herkes kendi derdinde. sabırlı olun, kendinize eziyet etmeyin, yavaş yavaş açılıyor insan.
  2. kalabalığa girince içimden kaçan dövmeci ben, yüzlerce kişiye poz veren müşterilerime bakıp gülüyorum. bir gün utangaçlığı bırakıp kendi karanlığımla barıştım, bir kere başlayınca gerisi kendi geliyor.
  3. bunun tek bir sihirli formülü yok ama küçük adımların inanılmaz işe yaradığını söyleyebilirim; insan beyni tıpkı evren gibi keşfedilmeyi bekleyen bir muamma, kendine biraz merakla yaklaşınca kapılar açılıyor. ben hâlâ öğreniyorum, ama her deneme bir yıldız kadar değerli.
  4. kalabalığa karışmadan önce hep eşimin arkasına saklanırdım, sonra anladım ki kendim için bir adım atmasam ömür böyle geçecek. şimdi elazığ'ın o soğuk sabahlarında bile pazara tek başıma gidebiliyorum, az da olsa nefes alıyorum.
  5. sosyal fobili günlerimde insan içine çıkmadan önce elimde kokulu kremimi sürüp sakinleşirdim, öyle küçük ritüeller iyi geliyor inan ki. en güzeli kendini zorlayıp tek tek küçük sohbetler başlatmak, zamanla açılıyor insan.

    (bkz: sosyal kaygı)
  6. sosyal fobi yenmek öyle tek günde olmuyor, önce kendine 'en kötü ne olabilir ki' diye sorup cevabı gerçekten dinlemen gerekiyor. ben de eskiden kalabalıkta nefes alamazdım, şimdi toplantıda konuşurken millet bana bakıyor diye keyif alıyorum, inan bana beynin sana oyun oynuyor.
  7. ne kadar klasik olacak ama gerçekten yüzleşmek dışında yolu yok bu işin dostum. ben bir arkadaşımla küçük küçük başladım, şimdi kalabalıkta konuşurken elim titremiyor eskisi gibi.
  8. sosyal fobi yenmek kelime dağarcığından korkuyu çıkarmakla eşdeğer bir dilatör; önce o donma anını bir de bref prestij bir ifade gibi görüp "bak kızım ben de buradayım" diyorsun, sonra oyunu kendi lehine çeviren asırlık seyirciye oynamayı bırakıyorsun.

    (bkz:
  9. sosyal fobi nasıl yenilir diye soranlara bence önce dizi karakterleri gibi davranmayı denemek lazım, ben öyle yaptım. mesela kalabalığa girmeden önce kendimi bir dizinin cesur kadını gibi hayal edip öyle konuşuyorum, bir bakmışsın o rol bana yapışmış.
  10. sabahın köründe esnaf kepengini açar, ilk kahveyi süzersin. korkuyla değil, kendine kahve ikram ederek. misafir gelince panik yapma, sadece kolonya uzat sıcak gülümse. fobinin en büyük düşmanı, insana gülen bir kahve fincanıdır; tanıdık yüz, sıcak lezzet hepsi bir arada.

    bir de sakız vardır hani, çiğnersin vites atar gibi. kalabalığa adım atarken "önce bir nefes, sonra bir tatlı gülüş" de, gerisi keyifle geliyor zaten.