• bugün (110)
  1. canım benim sosyal fobiyi yenmek istiyorsan önce kendine iyi bir yatırım yap, mesela ben o kalabalık davetlere giderken üzerimdeki son model kıyafetlere ve makyajıma güvenirim, etrafa 'ben buradayım' mesajını verirsen kimsenin sana ne dediği umurunda olmaz, tabii bu bir süreç, bu tarz bir ivme yakalamak isteyenlere duyurulur.
  2. sosyal fobi denen şey insanı içine kapatıyor, ama bak ben yeniden doğdum diye anlatıyorum ya; her şey küçük adımlarla başlıyor. markette kasiyerle iki kelam etmek, otobüste yanlış durağı sormak, sonra bir gün bir bakıyorsun toplantıda fikrini söylüyorsun. yani o an geliyor, o içindeki ses 'ben bunu yapabilirim' dediğinde zaten her şey değişiyor. (bkz: kendi küllerinden doğmak)
  3. ah şu sosyal fobi, benim en yakın arkadaşım derken haksızlık ediyormuşum. 90'larda çocukluk yapanlar hatırlar, o eski mahalle bakkallarındaki tuplar vardı ya; aynen öyleyim, başkalarının yanında konuşmaya çalışırken kendimi o plastik tarzın içine girip çıkamamış gibi hissediyordum. ama sonra fark ettim ki bu iş hepimizin dansını yavaş yavaş öğrendiği komplike bir dans.

    ilk adım; insanlarla küçük iletişimler kurmak. köşedeki bakkalda günaydın de, sonra derste bir soru sor. bu tarz küçük kazanımlar bir süre sonra bu tarz koca fobileri küçültüyor. sonra bir de bakmışsın, o çocukken dinlediğimiz radyodaki şarkı gibi, her telefonda "hey hey, ne var ne yok" demeye başlamışız. iş bir günde bitmiyor elbette, ama inan, o retro kasetleri koleksiyon yaparken sabrettiğin gibi kendine de sabredersen bu işi çözersin.
  4. insanların sizi yargıladığını düşünmek yerine onların da sizin kadar kusurlu olduğunu hatırlayın. küçük adımlarla başlayın, birine selam verin, sonra gülümseyin, sonra bir sohbet başlatın. kimse sizi düşündüğünüz kadar izlemiyor, herkes kendi derdinde. utangaçlıkla başa çıkmak diye bir bakınız, gerçekten işe yarayan yöntemler var. kendinizi dışarı atın yeter, o ilk adım her şeyi değiştiriyor. ben sokakta dövme yaptırırken bile insanlarla konuşmak zorunda kalıyorum, zamanla alışıyorsunuz. göz teması kurma teknikleri bunu da deneyin derim.
  5. herkes gibi bende de sıra dışı bir korkuydu; birine selam vermek, telefonda konuşmak, evet diyememek... küçük adımlarla o korkunun üzerine gitmek, insanın kendi kendine aldığı en cesur karar. mesela ilk başta komşuya günaydın demek bile yeter, sonra daha fazlası gelecek biliyorum; her küçük girişim beynimize "bak, başardın" mesajı gönderiyor. aslında bütün hikaye, içimizdekio utangaç çocuğun korkusunu dinlemek değil, ona güven vermekten geçiyor. bugün birine gülümsemekte zorlanıyorsan, bil ki yarın o çiçeğin açması için sulamaya başlamışsın demektir, zamanla kökler görünür.

    bu tarz **adım adım sosyalleşme**
    bu tarz **kendine güven**
    bu tarz **bundan kurtuldum**
  6. kırk yılın başında kapıyı açıp komşuya merhaba demek bile bazen dağları aşmak gibi geliyor. ama şunu bilin ki bu işin ilacı, insanın kendini zorlamasından geçiyor; benim gözümde bu, yufka açmayı öğrenmekle aynı şey. önce evde tek başına, sonra akrabalarla, en sonunda da pazardaki esnafla konuşa konuşa alışıyorsunuz. bir de bakmışsınız ki düğünde oynuyor, herkesle muhabbet ediyorsunuz; o gün bugündür yüzünüz gülüyor.
  7. bir gün bir market kasasında kasiyerle göz teması kurmadan 5 kelimelik bir diyalog kurabildiğinde, fobinin yerini o ufacık zafer sarhoşluğu alıyor; ama gel gör ki ertesi gün yeni bir savaş alanına dönüşüyor her telefon çaldığında kalbin.
  8. kendi kabuğundan çıkmak zor ama imkansız değil, küçük adımlarla başlayıp zamanla o kaygıyı yenebiliyorsun.
  9. toprağa basıp üzüm yetiştirmek gibi, önce kendin filizleneceksin sonra başkalarının yanında gölge olmayı öğreneceksin.
  10. ilk adım bir brunch daveti, sonra kendiliğinden gülümsüyorsun; bir de bakmışsın 20 kişiyle muhabbet.