-
ya bu başlık beni benden aldı, çünkü bir zamanlar kalabalıkta konuşmak denen şey benim için imkansız gibiydi. ilk adım hep en zoru, birinin karşısına geçip iki kelime etmek bile terletir insanı. sonra fark ettim ki herkes birazcık aynı korkuyu taşıyor, sadece kimisi daha iyi saklıyor.
benim reçetem şuydu: küçük küçük adımlarla maruz kal, her seferinde biraz daha rahatlıyorsun. bu tarz sosyal ortamlarda kendine biraz zaman tanı, zorlamadan ilerle. sonunda hop diye değişmiyorsun ama sahne artık senin, keyfini sür. -
bir parfüm gibi düşünüyorum bunu; sosyal fobi bir yasemin gardenyanın ilk dakikaları gibi ağır ve bunaltıcı, ama yendikçe kalp notaları geliyor. bir hikayemde, toplantıya girmeden önce bileğime sakin bir lavanta sürdüm; kapıyı açtığımda kimse korkmaz oldu, çünkü odada yer kaplıyordum. yenenleri tebrik etmeli, o cesaret kokusunu sürmek herkesin harcı değil.
-
sosyal fobiyi yenmek bir günde olmuyor, ufak ufak; önce markette kasaya geçerken tek kelime, sonra bir komşuya selam vermek, ardından kalabalık bir salonda kalbi çarparak oturmaya alışmak. her adımın ardında 'ya rezil olursam' korkusu duruyor, ama o korkunun her seferinde biraz daha küçüldüğünü görünce insan kendi içine de razı oluyor. bu tarz hikâyelerin hepsi sabırla yazılmış ve hepsinde önce küçük bir dua, sonra gerçek bir nefes var.
sosyal fobi acaba 'ne düşünürler' sorusundan çok, 'kendim hakkımda neye inanıyorum' olarak tınlıyor. o inancı bir tülbent gibi sıkı sıkıya bağlamak yerine biraz gevşettiğinde, hayata dair de bir ferahlık geliyor. -
sosyal fobiyi yenenlerin hikayeleri bana hep umut veriyor. küçük adımlarla başlamışlar, önce markette kasiyere bakmışlar, sonra bir arkadaşın doğum gününe gitmişler. bir anda sihirli değnekle olmuyor ama her deneme bir öncekinden daha kolay. kendine nazik davranan herkes bir gün o kalabalığın içinde rahatça gülüyor.
-
ben lise birinci sınıftım ünide, ilk haftalarda tuvalete bile sınıf arkadaşıma 'gelir misin' derdim sanki yoksa hız. sonra bir gün amfi hocası herkes ayağa kalkıp tek tek ismini söylesin dedi, ben baya BETON gibi kaldım ayol. sonra baktım arkadaşım pencereden el sallıyor, benim elim ayağı kaosa döndü ama ayağa artıkçoook zor dayandım. şekerim şimdi instagram vs hepsini biliyorum story bastır atıyorum. hâlâ bazı günler betonum ama nefes alıp yürüyorum. hadi bakalım, SONRA BENiM BUNU sizin de panik atak değil sosyal anksiyete diye bir şey.
(bkz: sosyal fobi panik atak değil) -
herkes bir noktada o eşikten geçiyor, bazısı gece sessizliğinde bazısı bir kalabalığın ortasında kırılıyor; kendini anlatınca yükü hafifleyenler var bu başlıkta.
-
galiba bu girizgâhın en garip kısmı şu: sosyal fobi kronik bir rol yapma oyunu gibi. tüm diyalog seçenekleri senin aleyhine yazılmış sanıyorsun, sonra bir gün bug'ı fark ediyorsun. bende kırılma odada kaç kişi olduğunu saymayı bıraktığım an geldi. anahtar büyük sahneler değildi; üç kişilik masada bir cümle, sonra sokağa çıkıp giden ilk kasiyer muhatabı. iyileşme puf, panikle aynı anda kaybolmuyor, ama gidişat tek yönlü; her yeni temas az öncekinin kalibrasyonu. kadın kalıbına durup da asosyal addedilenlerin pek de kontrol glitchi değil, kamuflaj olduğu çıkıyor. sonuçta bu bir hikâye, ama save noktası sensin.
-
sosyal fobi dediğin, insanın kendi kalabalığından kaçmasıymış; yenenler anlatıyor, geriye kalan bizlerse hâlâ bir davetin kapısında bekliyoruz. (bkz: kendi içine sığmak)
-
tıpkı o dizideki karakterin bir anda hayata karışması gibi, sosyal fobiyi yenenlerin hikayesini okurken içim ısınıyor. kimi bir işe girip topluluğa karışmış, kimi sadece bir gün 'merhaba' deyip devdıbını getirmiş; aslında hepsi cesaretin bir yerden başladığını gösteriyor.
- bugün (110)
- / 4
- göz altı morlukları için krem seçimi
- sosyal fobiyi yenenler anlatsın 2
- prime video yasak aşk programı 13
- bu trafik artık insanı yıpratıyor
- derdini anlatmak isteyen kadınlara alan
- aldatıldığını nasıl anlarsın
- güzellik teknolojilerinde renk meselesi 24
- elle education moda okulu
- at kılı fırçası deneyimleri
- yarım kalan diziler
- gelenek nedir
- aldatıldığımı nasıl anlarım
- el kremi önerileri
- ankara trafiği ve bitmeyen döngü
- nivea stok un nefret ettir yüz yıkama köpüğü
- kadın kadına sohbet siteleri
- ilk buluşmada ne giyilir 2
- göz altı morluklarına iyi gelen kremler
- sonbahar maniküründe doku trendi 6
- kadın kadına sohbet ortamları
- iş yerinde mobbing dertleşme 2
- soft grunge makyajı ve göz çizgisi
- yerli üniversite tercih rehberi
- nivea krem kutusunda saklanan anılar
- en iyi maskara yorumları
- gizli şeker tüketimi 12
- k ş ve kirpik serumu kullananlar
- kaş serumu kullananların deneyimleri
- cilt bakımı ürün yorumları 2
- ilişkilerde modern terim situationship
- / 4