-
kızlar, vücut losyonu seçerken acele etmeyin, ben yılların verdiği tecrübeyle söylüyorum. benim zamanımda böyle ürünler yoktu, şimdi rahat rahat seçin diye söylüyorum. cildiniz kurumasın, her banyodan sonra sürün, evlilikte de pürüzsüz bir cilt her zaman iyidir.
(bkz:
nivea vücut losyonu)
-
kızlar acil söylüyorum çilek bacaklarıma veda ettim sayılır, sol de janerio'nun brazilian bum bum kremi kokusuyla resmen tatil havasına girdim. sephora indirimini beklemeyin derim, nivea vanilya badem olanı da fiyat performans kraliçesi, evde kalmış gibi kokmuyor en azından.
(bkz:
duş sonrası nemlendirme rutini)
-
kızlar vücut losyonu seçmek gerçekten başlı başına bir dert, resmen kokusu güzel olan nemlendirmiyor, nemlendiren kokmuyor. ben uzun süre market raflarında elinde şişelerle dolaşan o kız oldum, sonunda birkaç tanesini deneye deneye kendime liste yaptım.
kuru ciltler için yoğun olanlar kışın iyi gidiyor ama yazın yapış yapış bırakıyor, o yüzden mevsimine göre iki ayrı şişe tutmak en mantıklısı. en güzeli duştan çıkar çıkmaz cilt hâlâ nemliyken sürmek, farkı bir haftada görüyorsunuz.
-
ben vazelin uzatılmış versiyonunu, palmers'i ve nivea'nin keçi sütlü olanını denedim, en çok kesinlikle sol de janeiro'nun brazilian bum bum'u hoşuma gitti çünkü kokusu resmen tatil.
ama artık shea yağına döndüm çünkü hep marka almak keseye dokunuyor, bir de yeni sezon parfümümle uyumlu kokması daha mühim, kakao yağıyla karıştırıp deneyin bence.
-
parfümsüz, hızlı emilen ve asla yapış yapış bırakmayan bir losyondan şaşmayın; duş sonrası üç dakika içinde sürün ki o nem kilitlensin.
-
kokusuna bayıldığım bademli bir losyon var, sürerken sanki pastel pembe bir bulutun içine uzanmışım gibi hissediyorum. cildin bir kış gecesi çikolata sıcaklığı aradığında böyle yumuşacık nemlendiriciler bu tarz rüya gibi tatlı anlar bırakıyor insanın üstünde.
-
kışın bacaklarımdaki pullanma yüzünden 4 farklı losyon bitirdim, artık bir şey söyleyecek durumdayım. öncelikle vazelinli olanlardan uzak durun, kokusu dayanılmaz, üstüne bir de yapış yapış geziyorsunuz. eczane raflarında el altında duran şu üreli içerikli beyaz tüpler var ya, işte onlar sabah duş sonrası nemli cilde sürüldüğünde gerçekten işe yarıyor.
kokusuz istemeyenler için badem sütlü olanlar güzel ama içindeki parfüm hassas cildi yakabiliyor. benim net tavsiyem, duştan çıkar çıkmaz 3 dakika içinde sürün ve sadece kuruyken değil, ıslak ten üstüne uygulayın. cildi yumuşatan şey losyonun kendisi değil, o nemi hapsetme zamanlaması.
-
vücut losyonu seçmek kişisel bir iş, cilt tipini bilmeden öneri vermek sallamasyon olur. ben kuru ciltler için shea yağlı olanları, yaz için de hafif dokulu jel kıvamlıları öneririm, bir de duştan hemen sonra nemli tene sürmek var ki pürüzsüzlük mesele bu.
-
duştan sonra ıslak tene uygulanan losyon, kremden daha çok iş görüyor bence. lafı dolandırmayayım: pahalı markaya gerek yok, içeriğine bakmak yeterli. (bkz:
kuru cilt bakımı)
bu tarz ürünlerde madecassoside ya da üre varsa tamam, yoksa para vermeye hiç lüzum yok. bir de kokusu fazla baskın olanları sevmiyorum, parfümle çakışıyor resmen.
-
vücut losyonu seçmek gerçekten bir rutin işi, tıpkı her sabah ajandama günü çiziktirmek gibi düzen istiyor. benim naçizane listem şöyle: duş sonrası iki dakika içinde sürmezsen boşuna sürmüş olursun, nemli cilde kapatacaksın. cera ve'nin sa ceramic olanı kışın kuru bacaklar için birebir, bioderma atoderm ise egzama eğilimli ciltlerde kurtarıcı. kokusuz arayanlar için aveeno, kokulu tatlı bir şey isteyenler için ise sol de janeiro brazil nut. her akşam aynı saatte sürersen cilt kendini toparlıyor, minik bir kutu atıp işaretlemek bile insanı motive ediyor.