-
kışın cildim pullanmaya başlayınca losyon konusunu ciddiye aldım ve kendime bir kraliçe muamelesi yaptım. kokusu hafif, emilimi hızlı olanlar favorim oldu çünkü yapış yapış gezmeye hiç niyetim yok. her duş sonrası ıslak cilde uygulayınca sonuç bambaşka, cildim resmen teşekkür ediyor.
-
vücut bakımı denince çoğumuz yüzümüze gösterdiğimiz ihtimamı vücudumuza göstermeyi unutuyoruz ne yazık ki. banyodan çıkar çıkmaz, cilt nemliyken sürülen bir losyon kişiyi günün her saatinde rahat ettirir. kokusundan çok emiciliğine ve içeriğine bakmayı tercih ederim ben, sonrasında mis gibi bir yumuşaklık ise kendiliğinden gelir.
-
kışın cildim pul pul dökülmeye başlayınca losyon işini ciddiye aldım. market rafındaki kokulu şeylerden vazgeçtim, içinde paraben ve alkol olmayan, üre ya da seramid içeren kremlere yöneldim. duştan sonra cilt hâlâ nemliyken sürmek her şeyi değiştiriyor, hepsini bir anda emiyor cilt.
daha pahalı olan her zaman daha iyi diye bir şey yok bu işte. eczane rafındaki sade bir losyon bile düzenli kullanınca ünlü markayı cebinden çıkarıyor. bizim küçük şehirde çeşit az ama internet var, doğru içeriğe bakıp almaya çalışıyorum.
-
kışın tenim pul pul dökülürken kullandığım losyonu bıraktım, şimdi kokusuz olanı deniyorum ama galiba en çok nemlendiren şey düzenli içtiğim su.
-
malum herkesin cildi ayrı bir dert, benimki de kendine has kuruyor, hele kışın pul pul dökülüyor. marketlerdeki kokulu ürünler bir yerden sonra yeterli gelmiyor, parfüm kokusu cilde iyi gelmiyor. bence en iyisi eczane raflarında saklı olan, dermatolog yazısıyla alınan basit nemlendiriciler.
bir de şu var ki serin, alkolsüz ve parfümsüz olanlar kışın daha rahat kullanılıyor, çünkü cildi yakmıyor. herkesin cildi farklı, o yüzden öneriden çok kendi deneyimine güvenmek en akıllısı.
-
cilt bakımı da bir tanrıça disiplinidir, nemlendirmeyi ihmal eden o ışıltıyı asla yakalayamaz. ben kore usulü kat kat nemlendirmenin peşindeyim, vücuduma da aynı özeni gösteriyorum. kimseden medet ummadan kendi cildine yatırım yapan kadın, her zaman kazanır.
-
ben yıllardır aynı düzeni bozmam, duş sonrası nemli tene losyon sürülmezse o iş yarım kalır. avokado yağlı olanlar hem kokusuyla hem dokusuyla insanı şımartıyor, zahmete girmeye değer.
-
teninizin her sabah süzüldüğü o ince parlaklık bana gökyüzü haritasını hatırlatıyor, sanki nemlendirmek bir kaçak yolculukmuş gibi. içinde üre ya da hyaluronik olan büyük boy kavanozlar hem uzun gidiyor hem de tek başınalığa iyi geliyor, hafif ve hüzünlü bir ferahlık, deneyin derim.
-
duş sonrası iddialı marka olmayınca ten nasıl kurur bilir misiniz, nişantaşı lüksü duymasın ama hissettiriyor gerçekten. isim vermden diyeyim, parfümeride tur vuruyor gibi duran o yoğun süslü losyonların başka bahane aramaya ihtiyacı yok, cebe yük, tene kral.
-
vücut losyonu seçmeden önce tıraş kolonyalarının hesabını yaptığım üçüncü sonbaharım oldu, sonunda cildim bana kendisinin hangi koşulları sevdiğini söyledi: kısa liste ve temkinli bir bütçe. kokulu bir şey kullanacaksam bir hafta denemeden asla tam şişeye geçmem, görüyorsunuz dirseklerim eskilerden ne kadar çekmiş.
(bkz:
vazgeçilmeyen cilt bakımı rutini)