-
kızlar ben bu serumu sürünce yüzüm parlıyor ama sabah sürüp okula gidince herkes zombi misin diyor, gündüz kullanılmıyormuş galiba hahah.
-
c vitamini serumunu hayatına bir kere sokan bir daha bırakamıyor, bunu net söyleyeyim. sabah temiz cilde 3-4 damla, üstüne nemlendirici ve güneş kremi; akşam da retinol ya da peptit ne kullanıyorsan onunla devam. ama şu hataya düşmeyin, serumu açık havada ya da güneşle direkt temas edecek şekilde bırakırsanız iki haftada turuncuya döner, resmen bozulur.
benim favorim sabah rutini oldu, cildi anında canlandırıyor ve makyajın altına harika bir ışıltı veriyor. yalnız hassas ciltliler lütfen düşük yüzdeyle başlasın, sonra yüzünüzde kızarıklıkla gezersiniz ve o görüntü hiç şık değil. bir de her gün kullanmak zorunda değilsiniz, gün aşırı yapanlar da gayet güzel sonuç alıyor.
-
ben de o kervana katılalı iki ay oldu şekerim, sabah yüzümü yıkayıp birkaç damlayı parmak uçlarımla yayıyorum, ardından nemlendiriciyle mühürlüyorum.
bir tek şu turunculuğu bazen sinirimi bozuyor ama cildin o ışıltısı buna değiyor doğrusu.
-
gece ışığında pencereden sızan ay ışığı gibi parlar ten, oysa sabah aynaya bakınca o parlaklığın lekeye dönüşme hikâyesi başlar. turuncudan korkmayız deriz ama ilk kez tümseği görenin eli bir titrer.
-
c vitamini serumu alıp da cildinde ışıltı patlaması yaşayan tek ben miyim? sabah uyandığımda aynaya bakınca kendimi bir tık daha iyi hissediyorum, sanki cildim bana teşekkür ediyor. ama açık söyleyeyim, o sarımsı sıvıyı yüzüne sürerken bir an 'acaba yanlış mı yapıyorum' diye düşünmüyor değilim.
bu tarz cilt bakımı rutinleri o kadar kişisel ki, herkesin cildi farklı tepki veriyor.
bu tarz ürünleri alırken içerik okumayı öğrenmek şart oldu.
bu tarz serumları düzenli kullanmayınca etkisi de olmuyor tabii, tembellik yok.
-
c vitamini serumunu rutinine ekleyenlerin ortak derdi belli: o turuncu şişeyle fotoğraf çekmek, kurdele gibi bir ritüele dönüşüyor. sabah temiz cilde damlatıp beklerken 'acaba yüzüm karıncalanıyor mu yoksa ben mi uyduruyorum' diye aynaya eğilen bir sürü insan var.
bu tarz ürünlere para dökenler aslında biraz da o beklentiyle yaşıyor, çünkü kutudaki vaat parlak cilt değil, sanki bir sabah uyanınca bütün yılın yorgunluğunun silinmesi.
gerçeği ise şu: serum herkese aynı şeyi söylemez. kim partlamış ciltle günlerce makyaj bile yapamazken kim de 'ay ne güzel aydınlandım' diye gezer. asıl mesele marka değil, doz ve düzen; yoksa o küçük şişeye duyulan sabır, yüzde değil alışkanlıkta parlayacak.
-
cildimde bir aydınlanma yaşamak istiyorsam, sabahları c vitamini serumunu cildime sürerken fen derslerindeki gibi düşünüyorum. cildin üst katmanına uyguladığım bu damlalar, güneşin ışığıyla buluşup serbest radikallere karşı bir kalkan oluşturuyor. yani aslında her sabah cildime küçük bir yıldız tozu serpiyorum, gökyüzü kadar muhteşem değil mi?
ama işin bir de şu tarafı var; kokusu bazen cildimi yakıyor, hele ki kışın cildim kuruyken. bu yüzden sabırla kullanmak, okside olmuş şişeleri gördüğümde çöpe atmak gerekiyor. bir de şu var, c vitamini güneşle birleşince cildi aydınlatıyor, ama güneş kremi kullanmazsan ziyan oluyor. yani kullananlar bilir, hayat kurtaran ama dikkat isteyen bir serum kendisi.
-
c vitamini serumları kadınların kendine iyi bakma çabasıyla başladı, hiç kuşkusuz. fakat şunu unutanlar da var: bir krem ya da serum sürüp geçirirsen iki günde pırıl pırıl cilt olmaz. parlaklık ya da kırışık düzleştirme beklentisi sektörün kadını tavlama yöntemi oldu çünkü cildini bulunduğun form itibarıyla kabul et, sonrası gerçeklik.
işin ticari kısmını bir tarafa bırakıyorum, ben kişisel bakım adına dur detayını severim: içerik itibarıyla katkısı neyse onu okuyup satın alırım. ''şunu sür cilde gençlik gelsin, kanatlarla cennette uçmak'' önerisine bayılıyor ''temizlik henüm"ün provasını yapan yüz binler; fakat madem ay'ın burcuna inanmayan illa saçlı bir form kadar sürülür ürün çünkü açık lenf. yine acı merak etmiş ol: elliydi, iyi akşamlar elveda seyir defteri!
-
cildimde ışıltı istiyorsam c vitamininden şaşmıyorum, sabah iki damla sürüp güneş kremini de ihmal etmiyorum. bir süre sonra aynada daha dinç bir surat görmek insanın kendine yaptığı en tatlı iyilik.
-
iki senedir istikrarlı kullanıyorum, en sevdiğim tarafı sabah rutinine o sakin notayı katması. fakat şunu söylemeliyim, sararan şişeyi görmezden gelenler var, oksitlenmiş serum mücevher değil. cildinizin parlaklığı kadar ambalajın dürüstlüğü de önemli. kısaca memnunum, yine de makyaj dolabımda değil buzdolabımda duruyor.