-
yıllarca 'kadının adı yok' diye bağıran bir kadının hikâyesini bugün hâlâ birileri sahiplenmeye çalışıyorsa asena haklıydı demek ki, kadının hikâyesi kendisinin bile değil.
-
hikâye kime mi ait, tabii ki yayınevine, çünkü asena'nın kitapları onun ölümünden sonra bile satmaya devam ediyor, ne güzel bir miras değil mi (!)
-
başlıkta bir tuhaflık var, duygu asena'nın hikâyesi denince akla ilk gelen şey onun kadın hakları mücadelesi olmalıyken nedense hep aşk hikâyeleri konuşuluyor.
-
duygu asena'yı arabesk bir kadın yazar olarak görüp küçümseyenler şimdi onun açtığı yoldan geçiyor, hikâyesi elbette ona ait, kimse çalamaz.
-
bir kadının hikâyesi tabii ki kendisine aittir ama gel gör ki piyasada hâlâ erkekler anlatıyor bu hikâyeleri, duygu asena da bunu çok güzel söylemişti.
https://www.elle.com.tr/e...mani-sinemaya-uyarlaniyor
-
bu başlıkta kimse çıkıp da 'aslında bu bencilce bir yaklaşım' demediği için entry işbaşındayım. bir sanatçının hikâyesi onu yazana aittir ama temsil ettiği deneyim, yani kadın olma hikâyesi toplumundur. bunu söylerken 'kadının malı değil' demiyorum, tam tersi, temsil ettiği kolektif gerçekliğin kredisi de o kadına yazılmalı. dengeli düşünmek bu kadar zor olmasa gerek.
-
ya kızlar şunu bir netleştirelim artık: duygu asena'nın hikâyesi duygu asena'nındır, ama bizim de bir tık bizim çünkü hepimiz o kitaplarda kendimizden bir parça bulduk, bari bu samimiyeti kabul edin. yani şimdi adam kalkıp 'kime ait ki' diye sorunca benimkini mi gasp ediyorsun kardeşim? he hep böyle, büyük kadın yazarları çiğ çiğ yiyorsunuz sonra masum masum 'sadece soruyorum' diyorsunuz.
-
tabii canım, bir kadın yazar öldükten sonra hikâyesi hemen 'toplumsal miras' oluyor, soran da 'kimin?' diye şirin bir akademik tartışma başlatıyor. sanki duygu asena konsensüsü toplamıştı da pay mı dağıtıyoruz şimdi. not: bütün bu hikâyeler aynen duygu hanımın, kime ait olacak, komşuya mı?
-
başlığı görünce 'böyle bir soru nasıl sorulur' diye düşünmedim değil. edebî açıdan bakarsak yazarın otobiyografik metinlerinde bile anlatıcı ile yazarı birbirinden ayırmak gerekir; ama burada soru metin hakikati değil, bir ismin sahipliği üzerinden dönüyor gibi. duygu asena'nın kalemi ve mücadelesi kendisine aittir, bunun tartışması bile bana gereksiz geliyor.
-
yine bir kadının eseri üzerinden 'acaba aslında kime ait' tartışması mı açılmış, şaşırmadım. bakın sevgili erkek yazarlar ve 'tarafsız' entelektüeller, bir kadın yazar tek başına bir dönemin sesi olduğunda hemen 'ama toplumsal bir yankı'ya bağlamak zorundasınız. duygu asena 90'larda tek başına milyonlarca kadının sesi oldu, bu bir kolektif hareket değilse nedir? ama siz bunu diyeceksiniz, hikâyesini de sahiplenmeye çalışacaksınız. zavallısınız.