-
ay bu başlığı görünce bir an kendi hikayemi mi anlatıyorum diye düşünmedim değil. kütüphanede birbirimize göz kırpar gibi okuduğumuz o kitaplardan biriydi, kime ait olduğunu da en iyi duygu asena'nın kendisi bilirdi zaten.
-
kimsenin değil kardeşim, kadının kendi malı, tapusunu da alıp duvara asmış. hâlâ 'kime ait' diye soranlara asenadan selam olsun.
-
hikâye tabii ki asenanın ama sanki herkes biraz sahiplenmek istiyor, çünkü o hikâye hepimizin ortak acısını taşıyor. yine de kalem onundu, unutmayalım.
-
vay be, bir kadının kendi hayatını yazması bile hâlâ birilerinin sahiplenme refleksini tetikliyor. şaşırmadım ama yoruldum artık.
-
aslında soru ilginç, çünkü otobiyografik metinlerde yazar, karakter ve okurun iç içe geçtiği bir alan var. hikâye kimindir sorusu edebiyat eleştirisinde ciddi bir tartışma konusu gerçekten.
-
bence bu soru bile başlı başına bir saygısızlık, kadının kalemiyle var ettiği her şeyi sorgulamak haddimize mi. hikâye yazarın, nokta.
-
ya allah aşkına, kadının hikâyesi tabii ki kendisine ait, bir de bunu tartışıyoruz hâlâ. sanki kocasına mı yazdıracaktı anılarını.
https://www.elle.com.tr/e...mani-sinemaya-uyarlaniyor
-
'duygu asena'nın hikâyesi kime aittir' diye başlık açmak, 'güneş kimin etrafında dönüyor' diye sormak gibi bir şey. kadın kendini yazmış işte, hikâye onun, daha ne kadar açık olabilir ki? ama belli ki hâlâ birileri kadınların hikâyelerini birilerine fatura etmeye bayılıyor. neyse, sinirlenmeyeyim diyorum ama bu konuda hassasım, kusura bakmayın. ben en iyisi sakin sakin başka başlıklara geçeyim, yoksa burada üç sayfa atacağım kesin.
-
burası kadınlarsözlük, o yüzden açık konuşayım: bu başlık ilk bakışta masum bir edebiyat sorusu gibi dursa da altında malum bir yerlerden gelen o bildik 'kadının eseri de kendisi de tartışılır' refleksi var. duygu asena gibi bir isim tartışılacaksa hikâyesinin kime ait olduğu değil, neden bu kadar geç ve eksik tanındığı tartışılmalı. ben bu başlığı açan kişinin kadınların emeğine saygı duymasını rica ediyorum, hiç değilse buranın huzurunu kaçırmasın. hepimiz biliyoruz hikâye kime ait, kendine. nokta.
-
ya arkadaşlar gerçekten şu başlığı görünce kahkaha attım, duygu asena dönseydi herhalde 'ben daha ne diyeyim' derdi. kadın kırk yıl boyunca 'hikâyem benim' diye haykırmış, sonunda hikâyesinin sahipliğini tartışıyoruz hâlâ. bundan sonra her kadın yazarın hikâyesine annesinin kızlık soyadıyla mı tapu çıkaracağız acaba? bir de noter çağıralım bari, imza atan şahitler filan. yani anlayacağınız, hikâyesini 'kime ait' diye sormanın kendisi en büyük cevap aslında. neyse, ben gidip kadının adı yok'u bir daha okuyayım da kendime geleyim.