-
tırmanış sonrası avuçlarım nasır bağlıyor, o yüzden ben kayalıkların arasında bile küçük bir tüp taşıyorum. kuru havalarda yağlı formülleri seçin, zirvede de yumuşak ellerle poz verirsiniz.
-
kış aylarında çantamdan eksik olmayan kurtarıcılar bunlar. l'occitane'ın shea butter'lısı hem kokusu hem dokusuyla favorim, geceleri de yatmadan avuçlarıma hindistan cevizi yağı sürüp üstüne pamuk eldiven takıyorum, sabah yumuşacık uyanıyorum. tabi bir de şu tempolu günlerde ıslak mendil sonrası her şeyi kurutan deterjanlar yok mu, asıl nemlendirme savaşı onlarla oluyor. (bkz:
cilt bariyeri)
-
kışın ortasında dağda kamp yaparken ellerimin çatlamasıyla öğrendim bu işin ciddiyetini. nemlendirici kremi sürüp eldiveni çekiyorsun, sabah bir bakıyorsun eller bebek poposu gibi. gliserinli olanlar hem ucuz hem iş görüyor, pahalı markalara o kadar para dökmeye gerek yok bence.
yalnız şu var ki kokulu kremlere dikkat, koku güzel diye sürüyorsun sonra ellerinde kar, rüzgar, odun derken o koku mide bulandırıyor. sade, yağlı ve hızlı emilen bir krem en iyisi. ha bir de çantanın her gözüne bir tane at, unutma.
-
sınıfta tebeşir tozuyla eli kuruyan bir öğretmen ne yazacak tabii ki nemlendirici miydi neydi nemlendirici bir krem tavsiye edecekmiş, bak daha 25 yaşındayım ama kendimi bahçe kedilerine sevdim bu konuda.
benim sihrim ders arası elime minicik bir krem sürüp yüzüme, minnoşlara dönüp 'işte hepimiz için bakım' demek; pembe ambalajlı aromalı olan her şey kayın de alın bir albüm açın.
-
ellerimizin hali kışın eldiven bile dinlemiyor, kedimin tüyünü okşarken çatlağıma dolusan o kuruluk can sıkıcı.
shea yağlı kalın kremlerden şaşmayın, her lavabo sonrası sürün demekten başka çarem yok.
-
kış aylarında ellerim kağıt gibi oluyor, o yüzden bu konuda epey tecrübe kazandım diyebilirim. öncelikle market ürünlerinden medet ummayın, çok yağlı olup emilmeyen kremler insanı deli ediyor. benim favorim içinde üre ve shea yağı olan, hafif ama doyurucu dokulu olanlar. sürdükten sonra bir dakika bekleyip ellerinizi birbirine sürtmezseniz nem çok daha iyi hapsoluyor, bunu da bir yerlerden öğrenmiştim.
eğer elleriniz çok kuruysa gece yatmadan önce kalın bir krem sürüp pamuk eldiven giyin, sabah farkı görüyorsunuz. gündüz içinse çantada taşınacak, emilen ve iz bırakmayan bir tane daha iyi oluyor. parfümsüz olanları tercih edin derim, kokulu kremler bir süre sonra insanı bayıyor.
-
küçük bir not: el kremini çantanda değil ceketinin cebinde taşı, görünce hatırlıyorsun o zaman. benim rutinim çok basit, yatmadan önce bolca sürüp pamuk eldiven geçiriyorum, sabah yumuşacık uyanıyorum. aktif olarak çalışan eller için yoğun nemlendiren, kışın çatlayan eller için de biraz yağlı olanlardan al derim. haftada bir de peeling yaparsan emeklerinin karşılığını alırsın, mini ipucu.
-
ellerin yaşını hemen gösterir derlerdi de gençken pek inanmazdım, bugün banyodan çıkınca avuç içim eskisi gibi aynı sıcaklıkta değil diye bakıveriyorum. bolu'nun ayazı olunca mevsimken günde üç kez sürüyorum, kuzeydoğu gibi gelen esintide bir de zeytinyağlı bir tarağa limon düşmesin de çatlamasın halımız. böyle yapa yapa öğrendim işte hanımlar, nemlendirmek artık bir alışkanlık, bu saatten sonra da hayatıma bir arkadaş gibi eşlik ediyor. (bkz:
krem sürmek kadere yazılan emek)
-
el kremi dediğin şey düzenli kullanılmadıkça üstünde parayla oynanan küçük bir oyundan ibaret, çekmecede keşfedilmeyi bekleyen bir hatıra gibi durur. sonra bir bakarsın o krem hâlâ kapalı, çünkü sen zamanında kendine bakmayı başkasının ilgisine ertelemişsin.
-
kışın el üstü çatlaması hepimizin ortak derdi, eczane rafında kaybolmaya gerek yok çünkü en pahalısı bile düzenli sürülmeyince hikaye. ben günde üç kez sürenlerdenim, o zaman fark gerçekten belli oluyor.