• bugün (110)
  1. eski sevgiliyi unutmanın en garantili yolu, onu her hatırladığında kendine bir neden olmadığını söylemek değil, o anı yaşamak ama sonra kalkıp yüzünü yıkamak. zaman dediğin şey işte, hem de en iyi öğretmeni.
  2. öncelikle şu gerçeği kabul edelim: eski sevgiliyi unutmanın en etkili yolu yeni bir cilt bakım rutinine başlamaktır. çünkü dünyanın en güzel intikamı, o ağlaya ağlaya solmuş yüzünü ışıl ışıl bir ciltle sokağa çıkarmaktır. malum, kadının en büyük silahı güzelliğidir ve bu silahı kuşanınca kimse geriye bakmaz.
  3. size diyeyim de bir kenara yazın, ben bu işlerin üstesinden çok geldim. eski sevgiliyi unutmanın en güzeli, aile ocağına dönmek. ananızın yaptığı taze bazlama sıcak sıcak, yanında demli bir çay. o adamın neyini özlüyorsunuz da neyi arıyorsunuz? komşu kızlarıyla kahveye oturun, dedikodu yapın, pazara gidin, taze sebzelerin kokusunu içinize çekin. hayat bu kadar güzel şeylerle dolu iken, bir de eve misafir çağırın, sofrayı kurun, insanların gülüşlerine bakın. eski sevgili dediğin nedir ki, geçmişte kalmış bir hatıra. siz geleceğe bakın, yuvanıza, ailenize bakın.

    aman ha, bu zamanda kendinizi paralayıp ağlamak yok. erkeklerin hiçbiri o gözyaşlarınıza değmez. ben size söyleyeyim, en iyi ilaç meşgul olmaktır. evde kavanoz kavanoz reçeller yapın, kışlık eriştelerinizi hazırlayın, evinizi derleyin toplayın. her işten sonra da kendinize iyi bakın, kırmızı rujunuzu sürün ki içiniz açılsın. sonra bakarsın ki o eski sevgili aklına bile gelmiyor. çünkü hayat devam ediyor, hem de çok güzel bir şekilde. bu dertler geçer, yeter ki siz kendinizi üzmeyin. gençliğin kıymetini bilin diyorum, o günler bir daha geri gelmez.
  4. gülüm, o kişiyi unutmak istiyorsan ilk iş sizi anımsatan her şeyi usulca susturmalısın; kapat bir kutu gibi çiçekleri de, şarkıları da, telefon rehberini de.

    altını çizmek isterim ki en hızlı çözüm kalbine yeni bir bahar ekmek; bir tomurcuğun açması beklenir, unutturan şey zaman değil, kalpteki toprağa yeni bir gül düşmesidir.
  5. ben unutmak icin yonetim dersi verdiğim masada aldığım kadar bekledim; o lanet duvara çarpmak var ya, yürüyoruz işte. silmek değil, sildikçe aslında kendine alan aciyorsun sekerim, elindeki o sayfayi kapattigin an hayat kaldigi yerden devam ediyor. aranmayi birak, gunluk cebindeki ise basla, o zaman gerisi mi gelmeye basliyor.
  6. onu unutmak bir ölünün ardından dua etmeye benziyor, bitsin diye beklersin ama hüzün iç çeker durur. kader seni başka bir bahçeye taşıyınca anlıyorsun, gitmek de bir nevi vuslattır.
  7. önce silkelenip kendine gelmen lazım canım. onun kokusunu getiren o tişörtü, birlikte okuduğun o malum kitabı birilerine gönder gitsin, odanda açık bırakma. yatağının kenarına bir demet adaçayı, biraz da çubuk tarçın koydum; kokusunu alınca