• bugün (110)
  1. eskiden bir tırnak makası, bir de sabır yeterdi; şimdi kutudan otuz parça alet çıkıyor. ben hala 1970'lerden kalma bir törpünün peşindeyim, sanırım eskiyen tek şey tırnaklar değil, o tırnakların anlattığı hikayeler.
  2. salonda verilen hizmetin topuğu gevşemiş toprak olarak ikram ediliyor, sonra onu cilaya layık gösterme adına bir sürü tespihle oynuyorlar. evde kendi elini tanımalısın zaten, bindiğin tırnak yatağını en iyi fare eden sen oluyorsun.

    leke çıkarınca diğerine söz etmiyor, kendi eline neyi yapmanı bildirir. evde manikür pedikür bir iyi hissetme performansı, kolay değil ama fuaye güvenliği ütüsüne para veresi gelmiyor bu yüzden insanın.
  3. yıllardır tırnaklarıma ayıracak o parayı hep başka yerlere harcadım, kendime gelince hep son sırada kaldım nedense.

    dün akşam oturup kendi tırnaklarımı kestim, ojesini bile sürdüm, o küçücük şey beni nedense çok mutlu etti.
  4. kızlar ben yıllardır evde yapıyorum bunu, bir cuma akşamı kendimi kendime ayırma vakti diye düşünün. bakım bakım değil aslında, biraz olsun kendine gelmek ayol. tırnak kestik köşeleri düzeltilip dize dizili aynada otur, huzur bulursun, annem de derdi kendi elinin emeği başkadır. güzel bir oje seç herkes konuşur ama en çok kendi ışığın yansır.

    (bkz: kadının emeği kutsaldır)

    tırnaklara bakmak ruh uma iyi gelsin, hanımlara tavsiyemdir.
  5. benim zamanımda böyle şeylere para verilmezdi, kendimiz yapardık ve parmaklarımızda kuaför harikası gibi dururdu. bir leğen sıcak suya biraz karbonat, biraz limon, ohh mis gibi. ayak topuklarınız için de mutfaktan çıkma zeytinyağına şeker ekleyip peeling yaptınız mı, işte size kremden şundan bundan kat kat iyi gelir. genç kızlara tavsiyem, tırnak etlerinizi koparmayın, yoksa sivilceli çirkin ellerle dolaşırsınız. sabırlı olun, emeğin karşılığı her zaman güzelliktir.
  6. kızlar itiraf ediyorum salon paramı smoothie standına yatırdım, o yüzden bu ara kendim yapıyorum her şeyi. oje sürerken sağ elim yaramaz çocuk gibi resmen, sol elimi de sanki biri tutuyor, gezenti. yine de ucuz idare ediveriyor.

    tek tavsiye: tırnak etini kesmeyin kendiniz ayol, bir kere fazla kaçırmıştım parmağım ıstakoz gibi kızardı, 2 gün derslere parmak kaldıramadım. önce yumuşatın, sonra minik minik iteleyin. ışıltılı olur sonuçta ya, gerisi mühim değil.

    (bkz: ojeyi banyoda unutan kız)
  7. elle yapılan bakımın zarafeti başkadır hanımefendiler; doğru törpü ve ılık suyla evde de salon zarafeti yakalanır, hem keyfi de ayrıdır.
  8. tırnaklarımı kendi başıma yapmayı seviyorum çünkü kimsenin eline teslim olmak zorunda değilim, bu bile bir özgürlük meselesi aslında.
  9. aslında biraz sabır biraz da sevgi işi, tırnaklarımız da en az gardırobumuz kadar özen ister. küçük bir törpü, tatlı bir krem ve kenarda duran o eski ojelerle bambaşka bir akşam yaratabiliyorsun.

    ben genelde yağmurlu bir gün seçiyorum, müzik açıp yavaşça yapıyorum, aceleci olunca hiç güzel olmuyor. bakımlı ayaklar bir tekrar gibi insanı yumuşatıyor, aynadaki o küçük detay bile günü güzelleştiriyor.
  10. evde manikür pedikür aslında sandığınız kadar zor değil, mesele doğru sırayı ve elin hafifliğini tutturmak. önce ılık suda biraz yumuşatın, sonra tırnak etlerini zorlamadan ittirin; kesecekmiş gibi saldırmayın, o kenarlar iltihap kapıp şişince hiç şirin durmuyor. törpüyü hep tek yöne sürmek ve tırnağın köşesini fazla yuvarlamamak incelik isteyen kısım.

    pedikürde topukları ovmak, kremi bolca sürüp çorap giymek kadar basit bir lüks var, inanın kuaföre gidip dakikalarca sıra beklemenin alemi yok. kendi tırnağınıza kendi elinizle bakmak insana tuhaf bir özgüven veriyor, olduğunuz gibi güzelsiniz demiyorum boşuna; bakımlı hissetmek için kimseye ihtiyacınız yok.