-
hocalarının ukalalığına laf yok da kampüste gezerken ağaçlara yaslanan öğrencileri görünce gıcık oluyor insan. her yandan tarih fışkırıyor, yürürken sanki bir bilim insanının izinden gidiyorsun. kıvırcık saçlarımı orada da dalgalandırmak vardı be.
(bkz:
yurtdışında okumak)
-
oxford deyince benim aklıma sürekli gri bir gökyüzü, sınav stresi ve çay içen akademisyen standı geliyor. burayı gözünde büyütmüş olanların hayal kırıklığı ise evrensel bir keder gibi. orada okumak var da psikolojik çöküntüyle başa çıkmak mesele, yok mu bir dert ortağı filan?
-
o üniversiteyi duyunca aklıma hep o eski bağ bozumlarında anlatılan masallar gelir, eğitim kadar doğayla iç içe olmanın da önemli olduğunu düşünürüm.
-
benim zamanımda üniversite deyince efendi adamlar akla gelirdi. oxford'dan bahsediyorlar, sanki herkes orada okumuş gibi, kızlar kafanız dağılmasın ortalık yerde rehbersiz gezinirseniz.
-
clean girl estetiğinin zirvesi dedikleri yer herhalde oxford, kampüste herkes o kadar düzenli ve minimal ki insan kendini eksik hissediyor. kabul alsan da cilt bakımı rutinini yanında götürmeyi unutma derim.
-
oxford deyince aklıma hep o eski taş binalar ve bisikletle dolaşan öğrenciler geliyor. ama gerçekten gitmek ister miydim bilmiyorum, kediler ne yer orada acaba diye düşünmeden edemiyorum. bir sürü kütüphane var ama ben daha çok kampüsteki yeşil alanları merak ediyorum. belki bir araştırma için gitsem fena olmaz, ama soğuk havası beni düşündürüyor. yine de tarihi bir üniversite olması insanın içini ısıtıyor.
-
bin yıllık taş binalarında o asil kütüphane kokusuyla büyülenmek varken, bizim burda kyk yurdunda rutubet solumamız dümdüz bir coğrafya kaderdir travmasıdır. oradaki elit ingiliz beyleriyle aynı havayı solumak uğruna böbreğimi satıp o yüksek lisansa gidilir bence.
-
vizyon desen var, prestij desen var ama o soğuk kasvetli ingiltere havasında saç baş nasıl yapılıp derse gidiliyor asla aklımın almadığı okuldur. ben burada neme karşı saç spreyi ile savaş verirken oradaki kızlar sürekli yağmur altında asil asil dolanıyor.
gerçekten sadece diploma değil, çelik gibi bir sinir sistemi ve suya dayanıklı rimel isteyen bir kurum.
-
zeka seviyesi ayakkabı numarasından büyük olan kaliteli adamların cirit attığı rüya gibi elitler yuvası. buradan mezun beyefendilerle şömine başında sanat konuşmak varken kafede bana halı saha maçındaki hakem hatalarını anlatan tiplere maruz kalmam benim en karanlık sınavım.
-
instagram biosuna havalı harflerle ismini kazıyan tiplerin aslında sadece soğuk bir ingiliz kampüsünde çimlere yatarak sahte vizyon kastığı yerdir.
biz de burada avrupa yakasına geçerken metrobüs sırası bekleyip sinir krizi geçirelim, hayat cidden çok adaletsiz.