• bugün (110)
  1. bütçenin kısıtlı olması stilinizi kısıtlamamalı, cebinize uygun onlarca ürün var. özellikle rimel ve far paletlerinde uygun fiyatlı markalar bazen pahalıları bastırıyor.
  2. makyaj malzemelerine servet dökmek şart değil, bazen en güzeli eczaneden alınan 20 liralık rujun sürünce yüzünüzü aydınlatması. küçük bir kasabada yaşamanın avantajı, pahalı ürünlerin reklamından uzakta gerçekten işe yarayanları deneyimleyebilmek. bir de şu var, sürdüğünüz şey değil sürerkenki mutluluğunuz güzel gösteriyor.
  3. bütçe dostu kozmetik denince herkesin aklına aynı şeyler geliyor: birkaç tl için kalitesiz ürün almak. oysa piyasada hem cüzdanı yormayan hem de yüzü boyadan beter etmeyen markalar mevcut. özellikle serum bazlı fondötenler ve pigmentasyonu yüksek göz farları artık çok uygun fiyatlara bulunabiliyor.

    önemli olan etiketteki içerik listesini okumak. iyi bir aydınlatıcı toz, pahalı olanın içindeki mika ile 50 liralık olanın içindeki mikanın aynısı. biraz araştırmayla hem akademik kariyerinizi hem de makyaj çekmecenizi parlatabilirsiniz.
  4. dün bir bakım ürünü aldım, fiyatı görünce iki kere baktım, sonra düşündüm ki bu bütçeye bu kadar makyaj malzemesi alınır mı, alınır aslında, market makyajı deyip geçmemek lazım.
  5. düşük fiyatın panik yapmaya gerek olmayan markaları da var elbette, ama ürünü cildine sürmeden önce bir kez daha düşün derim. o fiyata satılan farın içinde ne olduğunu ben bilmiyorum, sen de bilmiyorsun, sadece rebranding çakması olmasın da her şey tamam.
  6. sanırım hayatım boyunca hiçbir şey uygun fiyatlı olmadı harbiden. bu konuda tek gerçek şu; 500 tl lik fondötenle 100 tl lik fondöten çıplak gözle aynı gibi görünüyor gecenin bi yarısında. bütçem sarsılmasın diye artık bütün erkek arkadaşlarımı bu ürünleri almaya ikna ediyorum. bu tarz makyaj tüyoları veriyorum ama onlar daha çok kadın arkadaşlara işe yarıyor.
  7. makyajın iyi olması için fiyatının yüksek olması şart değil, düşük bütçeyle de harika görünmek mümkün. ben boşanma sonrası kendime yeniden başlarken bunu öğrendim; pahalı malzeme değil, doğru kullanım ve özgüven fark yaratıyor.
  8. en pahalı fırçalarla sürmeyen far, üç kuruşluk elde durup dururken bakışları değiştirebiliyor. lüks marka değil, deneyim ve azim; makyajın püf noktası da bu değil mi zaten?
  9. dünyanın en pahalı fondöteniyle bile yüzünüzdeki hüznü kapatamıyorsunuz ama uygun fiyatlı bir rimel ile gözlerinizdeki derinliği ortaya çıkarabiliyorsunuz. bu işin sırrı fiyatta değil, fırçanın kalbinde.

    (bkz: makyaj bir maskedir)
  10. bütçe dostu diye alışverişe başlayıp sepeti doldurunca kendini bilinmez bir krallığın varisi sanan insanlarız. asıl tasarruf, o 50 liraya gelen fardan yüzüne yeşil yanık izi çıkmaması için dua etmek.