• bugün (111)
  1. canlarım, yalnızlık hissi de ne demek, ben bu hissi en son belki de üniversite yıllarında bir kere hissetmişimdir, o da yanlış tercih ettiğim bir kamuflaj elbisesinden dolayı. şimdi diyeceksin ki abartma kadın, yalnızlık herkesin başına gelir. ama inanın bana doğru yöntemlerle bu hissi hayatınızdan çıkarabilirsiniz. öncelikle kendinize yatırım yapmanız şart. cilt bakımınızı ihmal etmeyin, haftada en az bir gün kendinize ayırın, o maskeler sadece cilde iyi gelmiyor ruha da dokunuyor. sonra çevrenizi kaliteli insanlarla doldurun, yalnızlık hissi genelde sıkıcı ve vasat insanlarla vakit geçirmekten gelir. alışveriş merkezlerini gezmek, güzel bir kafede tek başına kahve içmek de bir terapidir, kaldı ki orada ne kadar güzel kombinler ortaya çıkıyor. kendinize şunu sorun: ben neden yalnızım? belki de bu bir fırsattır, kendi şirketimden keyif almıyorsam başkalarından nasıl keyif alacağım. özetle; kendinizi geliştirin, güzel giyinin, dışarı çıkın, insanlar sizi bulur zaten. yalnızlık bir kader değil, bir başlangıç noktasıdır şekerim ama fazla da üstüne gitmeyin, bazen bir bardak pahalı şarabın ve güzel bir podcast'in kıymetini bilin.
  2. öncelikle şunu kabul edelim ki yalnızlık hissi hiçbir zaman tamamen gitmiyor. bazen en kalabalık ortamda bile ensende bir sıcak nefes gibi duruyor. benim öğrendiğim şey onunla savaşmayı bırakmak. çünkü ne kadar kaçarsan kaç, o seni buluyor.

    kendine küçük ritüeller oluşturmak işe yarıyor. mesela akşamları bir fincan kahve yapıp balkonda 10 dakika oturmak. ya da o gün gördüğün en saçma şeyi bir deftere yazmak. sonra bakıyorsun ki aslında kendiyle baş başa kalmak o kadar da kötü değil. hatta bazen en iyi sohbeti kendinle ediyorsun.
  3. yalnızlık öyle bir şey ki; etrafınız insanlarla dolu olsa bile içinize çöreklenebiliyor. bu his çoğu zaman dışarıdaki kalabalıkla ilgili değil, iç sesimizle yüzleşmekten kaçtığımız anlarda büyüyor. kendimize ayırdığımız bir fincan çayın, balkonda esen rüzgarın bile şifası var aslında.

    önce o hissi kabul edin, yok saymayın. sonra içinizden ne geliyorsa yapın; ister yürüyüşe çıkın, ister sevdiğiniz bir müziği dinleyin, ister sadece pencere kenarında oturup bulutları izleyin. kendinizle barışık olduğunuzda, yalnızlık korkutucu olmaktan çıkıp huzurlu bir sessizliğe dönüşüyor. kimi zaman yalnızlık en sadık dostumuz bile olabilir.
  4. kendine güzel bir kese + peeling yap, cildin ışıl ışıl olsun; yalnız kalmak kötü değil, etkisiz kalmak kötü. bir de vitrine bakmak yerine aynada kendine bak, en iyi eşin sensin zaten.

    (bkz: kusursuz bakım şart)
  5. evde yalnız kalınca insanın içine bir ağırlık çöküyor değil mi? ben de bu yaşıma kadar çok yalnızlık çektim, çok da sabrettim. genç kızlar hemen telefonlara sarılıyor, sosyal medyada oyalanıyor; ama asıl çare kendinle barışık olmakta. bir çay koy, pencerenin kenarına otur, etrafı izle. evin işiyle uğraşmak da iyi gelir; eline bir bez al, sil süpür, kafan dağılır. çaresizlik hissi geçicidir, yeter ki için ferah olsun. sohbet edecek birini bulamıyorsan, Allah'a sığın, dua et; o da bir dert ortağıdır. adam gibi yaşayınca yalnızlığı da baş edilir kılıyorsun, göreceksin.
  6. gratis indiriminden kucak dolusu gereksiz maske alıp suratına yapıştırdıktan sonra aynaya bakıp ben bu güzellikle nasıl tekim diye hayret etmektir. o hyaluronik asit ruhundaki boşluğu doldurmasa da cildin parlar, sal gitsin.