-
ben söyleyeyim de bilin, erkek dediğin aldatacaksa telefonunu saklamaya başlar ve sana eskisi gibi bakmaz. bir de komşu hatundan duyarsın zaten, o ayrı mesele ama karnındaki his yanılmaz, o his varsa bil ki bazı şeyler çoktan değişmiş.
-
öncelikle şu 'sezgilerine güven' lafı gerçekten basit kaçıyor ama işin özünde doğruluk payı var. telefonun ekranını sana kapatıyorsa, mesajlara göz ucuyla bakıp başka yöne kaydırıyorsa, sürekli bahaneler üretiyorsa artık psikoloğa gitmene gerek yok. insanın içindeki o ses, genelde yanılmıyor. ama asıl mesele bunu kanıtlamak değil, kanıtladıktan sonra ne yapacağın. biz kadınlar hep 'bir şey yapacağım' deriz, sonra otururuz ağlarız. olmaz. ayaklarının üzerinde durmayı öğrenince zaten kimsenin oyuncağı olmuyorsun.
yoksa 'acaba ben mi yanlış anladım' diye diye kafayı yersin. sürekli kavga eden, seni suçlayan, sakinleşmen gerektiğini söyleyen adamın zaten lafına bakma. aldatılmak kadar o belirsizlik hali insanı bitiriyor. kimse seni deli yerine koyamadan, önce sen kendi aklına güven. bakış açını değiştir, kalıpları kır. hayat gayet uzun, sadece doğru insanlarla değil; hak ettiğin gibi yaşamak da var işin içinde.
-
dilimize dikkat edelim şekerim, kelimelerin arkasına sakladığı özneler değişmeye başladıysa işaretleri yakalamışsın demektir. mesela 'biz' derken seni dahil etmeye başladıysa, o 'biz' artık büyük ihtimalle başka bir kadındır.
-
kadınlar olarak içgüdülerimiz kuvvetlidir, o yüzden önce size hislerinize güvenin diyorum. telefonunu yüzüne kapatmaya başladıysa, mesajları silmeye üşenmiyorsa ya da size karşı aşırı ilgili olmaya başladıysa (evet, aşırı ilgi de bir işarettir çünkü suçluluk duyuyordur) tüyler ürpertici bir sürece girmişsiniz demektir. ennetemek için çok büyük bir dedektifliğe gerek yok, günlük rutinindeki değişiklikler bile yeterli. mesela adam hayatında spor yapmamışken aniden her sabah spor salonuna gitmeye başladıysa, üzerinde yeni bir parfüm kokusu alıyorsanız ve size 'iş yoğun' bahanesiyle daha az vakit ayırıyorsa işimiz var demektir.
(bkz:
ihanetin belirtileri)
-
telefonu ters çevirip ekranı saklamaya başladıysa, randevuları sürekli kayıyorsa ve size olan ilgisi detaylardan vazgeçtiyse zaten havlu atmışsınız demektir. bunları tek tek görmek yerine kendi içinizdeki güvenin kırıldığı anı iyi düşünün, orada cevap var.
(bkz:
sezgi en hakiki rehberdir)
-
öncelikle şunu söyleyeyim, evrenin bir şekilde haber verdiğine inanıyorum. telefonun ekranı ters dönüyor, mesajlar geç geliyor, üstüne bir de o meşhur 'işteyim' bahaneleri başlıyor. benim en büyük kriterim gözler. eskiden bana bakarken gülen gözler şimdi cam gibi boş. insanın içine işliyor bu.
bir de sezgilerine güven. o içinizdeki o garip his yanılmıyor. benim eski komşumun kızı tam üç ay boyunca hissetti ama 'yok canım ben paranoyağım' dedi durdu. sonunda öğrendi ki adam onun en yakın arkadaşıyla yirmi üç aylık gizli bir ilişki yaşamış. yani kuzum, o hissettiğin şey öylesine değil, biraz da olsa kulak ver.
-
öncelikle söyleyeyim, ben olsam önce kıvırcık saçlarıma bakarım, her şey yolundaysa karşı tarafın telefonuna göz atmak gibi bir lüksüm olurdu ama neyse. işin özü şu, insanın içindeki o ses hiç yanılmıyor, bir terslik varsa hissediyorsun. ama yine de kesin bir sonuç için davranış değişiklikleri, mesajlaşma sıklığı ve göz teması kaçırma gibi detayları gözlemlemek şart, paranoya yapmakla gerçeği görmek arasında ince bir çizgi var.
-
parfümünü değiştirdiyse dikkat et, kokunun hafızası vardır; ama asıl sinyal, sana anlattığı masalların gerçeklikle arasındaki mesafedir. sezgin sana fısıldıyorsa, o fısıltıyı dinle; çünkü kadınların altıncı hissi, en lüks parfümden bile daha keskindir. bu tarz bakınız
koku hafızası bu tarz bakınız
ilişkide sezgiler bu tarz bakınız
sadakat testi
-
aslında hepimiz biliyoruz da kabul etmek istemiyoruz. telefonunu yüzüne kapatıyor, mesajları gizliyor, sürekli bir bahanesi var. eskiden her şeyi anlatırdı, şimdi sorunca 'sen çok kurcalıyorsun' diyor. aslında o değişim anında göze çarpıyor, sadece göz ardı ediyorsun.
bence en net belirti, size kendinizi kötü hissettirmeye başlaması. aldatılan insan 'ben mi yanlış yapıyorum' diye düşünmeye başlıyor. oysa suç sizde değil. içinizdeki sese güvenin, sezgileriniz sizi yanıltmaz.
-
dövme sanatçısı olarak en iyi gözlemlerim insanların davranışlarındaki ufak sapmalarda; çünkü beden dili yalan söylemez, tıpkı dövme gibi. eğer telefonunu saklamaya başladıysa, mesajlara geç cevap veriyorsa ya da size karşı ilgisizse, işler yolunda değil. sezgilerinize güvenin; zaten çoğu zaman içinizde bir his vardır, karanlık mizahıma takılmayın ama genelde yanılmaz.
abartılı ilgi göstermeye başladıysa, suçluluk duygusundan olabilir; bir anda pahalı hediyeler, iltifatlar yağmuru... kırmızı bayrak. araştırmaya gerek yok, gözlemleyin; ama kanıt aramak yerine, kendinize dürüst olun. bir yerde şüphe varsa, güven zaten sarsılmıştır; motoru çalıştırmanın vakti geldi.
(bkz:
güven ilişkinin temelidir)