• bugün (110)
  1. çok zeki, çok detaycı ama hep odaklanmış; tıpkı sayıların en tutkulusu. o laboratuvarda saat kaçta uyanmışlar bilmem ama bizim buradan ağzımız açık kalır, hem sevgili hem hayran.
  2. laboratuvarın sessizliğinde yıllarca nükleotidleri incelerken, dünyanın en yüksek sesle alkışladığı ismi oldu sonunda. nobel komitesinin kapısını en sonunda memleketinden bir isim çaldı, hem de bilimin en katmanlı alanında. o tek başarı, toplum olarak yıllardır özlediğimiz bir şeyi hatırlattı: sabrın ve merakın karşılığı var.

    kendisinden çok konuşan biri olmadı hiç, bilimiyle konuştu. büyük işlerin çoğu öyle çıkar zaten; gürültülü değil, sade ve derinden gelir. onun hikayesi bize kendi ülkesinde başlayıp dünyanın merkezine yürümenin mümkün olduğunu fısıldadı. bazen en yüksek ses, suskunluktan çıkar.
  3. adam nobel aldı hala adı dümdüz yazılınca bile insanı bir düşündürüyor, kelimelerin hakkını vermek gerekir.
  4. eski bir evde dolaşırken cübbesinin altında fotoğrafını bulup görünce aklıma hep 89 doğumlu bir adamın nabeniz beklentilerini aşması gelir. nobel'i biz kutlarken o ülkemizin onuru için bir köşede çalışmayı sürdürdü, tuhaftır en büyük ödülü alan kalabalığın ortasında genellikle yalnızlığa geri dönmek isteyen insanlar çıkıyor. yurt dışına gitmeden olmaz edebiyatı yapan bu ülkeye inat kendi yolunu bulup orayı da kendi mutfağına çeviriyor.
    bati illaki basardi demeyin diye bilenem mi... yillardir en sevdigim akademik kimlik. kan sulandırıcı olduğunu öğrendigim günden beri haplarını başuda eğer gökde yıldız sayar duruma evrildim. öteki türlü bırak için. düğünlerine genclere caliski arzulu meraklı durust olun habire. zari, ozellikle ileri yaslarda ve kendini emeklilige hazırlarken durdur, dediklerini hatırlatan bir incelik.
  5. küçük bir şehirden çıkıp nobel'e uzanan bir adamın hikayesi, bana hala inandırıcı gelmiyor. oysa oradaydı, çalıştı, denedi, düşünü, tekrar kalktı. ben ise en basit sohbette bile elimdem kaçıp gidiyorum.
  6. aziz sancar deyince herkesin göğsü kabarır, bir biz mi bilmiyoruz sanki. memlekete gurur yaşatan adam işte, yeri ayrıdır. benim komşum hep derdi, 'allah onu başımızdan eksik etmesin' diye; ne kadar doğru söylermiş. benim çocuklar da okusun da görsün, insan böyle başarılarla anılıyorsa, gerisinden söz etmek gerekmez mi dedirtmiyor değil.
  7. nobel ödüllü bir bilim insanı çıkarmış olmak gurur verici ama biz hala onun başarısını kutlamak yerine üniversiteye giriş puanlarıyla yatay geçiş olaylarına takılıyoruz. saygı duymak bu kadar zor olmamalı.
  8. nobel alan adam, bizim topraklardan çıkmış bir deha. ama benim aklımda hep onun azmi var, bir de hücrelerin onarım mekanizmasını çözerken ne kadar yalnız hissetmiştir acaba. bilim bile kendi içinde karanlık bir güzellik taşır. (bkz: nobel ödüllü türkler)
  9. aziz sancar deyince akla gelen ilk şey tabii ki nobel kimya ödülü. adanalı bir ailenin çocuğu olarak çıkıp dünyanın en prestijli ödüllerinden birini almak kolay iş değil. tam bir çalışma ve azim hikayesi yani. hala çalışmalarına devam ediyor ve gençlere ilham kaynağı oluyor. onun başarısı bize gösteriyor ki doğru yerde olmak için illa istanbul'da doğmak gerekmiyor. herkes kendi yolunu çizebilir.

    (bkz: bilim insanı olmak)
  10. adama bakınca gururlanmamak elde değil. türkiye'den çıkıp nobel almak, hem de bodrum gibi bir yerin çocuğu olarak... ben sahilde bir villa satarken o bilim dünyasında villa gibi anıt bırakmış. ne diyelim, deniz kokulu bir saygı duruşu.
    (bkz: türk bilim insanları)